
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Ağustos 2016 tarihinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi üyeleriyle yaptığı istişare toplantısında, kredileri geri çağırmayı ‘ihanet’ olarak nitelemişti. Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı: Yeni bir atılım dönemi başladı. Fakat finans sektöründe bazı engellemelerin olduğuna dikkat çekmişti. İş Adamı Yusuf Günay, sıkıntılarını dile getirdi.Türkiye Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.İşte Yusuf Günay’ın konuyla ilgili değerlendirmeleri;
Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere devletin bütün kurumları, bankalara “Sakın kredileri geri çağırmayın, yoksa canınızı yakarız” talimatı vermişti.
Türkiye, 15 Temmuz’da yaşanan hain darbe girişimini başarıyla püskürttükten sonra, şer odakları, bu defa ülkede ekonomik kriz çıkarmak için spekülatif ataklarını hızlandırdı. Bu süreçte döviz kurlarını yukarı taşıdılar, faizlerin yükselmesi için ellerinden geleni yaptılar, terör eylemlerini tırmandırdılar. Amaç; yatırım ortamını bozarak, üretime, istihdama ve ihracata darbe vurmaktı. Nitekim bu ataklar neticesinde güven ortamı hasar gördü, işsizlik oranı yükseldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, hükûmetin ilgili bütün bakanlıkları ve resmî kurumlar, bu ataklara karşı birçok tedbiri hayata geçirdi. Yatırımcıları desteklemek amacıyla sayısız teşvikler devreye alındı. Üretimin ve tüketimin normal seyrinde devam etmesi hususunda hiç şüphesiz reel kesime ve vatandaşlara uygun şartlarda finansman imkânı sağlanması, bu mücadelenin en önemli ayağını oluşturuyordu. Burada da en büyük sorumluluk bankalara düşüyordu.
ŞİKÂYET YAĞIYOR!
Ancak vatandaşların tankın önüne yatarak, jetlere siper olarak sürdürdüğü millî mücadelede, özellikle kamu bankaları sınıfta kaldı. Birkaç gündür konuyla ilgili yaptığımız yayınlar ses getirdi. Sicili temiz ve teminatı kuvvetli birçok iş adamı gazetemizi arayarak, kredilerinin erken çağrıldığını, kendilerinin mağdur olduğunu, yeni finansman temin etme konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade ediyor. Bunlardan birisi de Zonguldaklı iş adamı Yusuf Günay… Madencilik ve metal ana sanayi başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösteren Arı Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Günay, başından geçenleri şöyle anlatıyor:
‘SİCİLİMİZ TEMİZ’
“47 yıldır ticari faaliyetimizi aralıksız olarak sürdürmekteyiz. Bugüne kadar tek bir gün bile kredilerimiz temerrüde düşmedi, 1 gün bile geç ödemede bulunmadık, hiçbir çekimiz dönmedi. Şirketlerimizin hiçbir ekonomik sıkıntısı bulunmamaktadır. Buna rağmen 27 Temmuz 2016 tarihinde Vakıfbank tarafından şirketlerimize ihtarnameler gönderilmiş ve hesaplarımıza bloke konulmuştur. Yazılı veya sözlü olarak tarafımıza herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Defalarca iletişime geçme girişimlerimiz Vakıfbank tarafından neticesiz bırakılmıştır. Vakıfbank, şirketlerimiz tarafından kullanılmakta olan tüm kredilerin sadece 1 gün içerisinde geri ödenmesini talep etti. Bu kredinin tutarı, 10 milyon 53 TL idi. Bankadaki hesaplarımızda ise 5 milyon 898 bin TL paramız bulunuyordu.”
BU NASIL FAİZ?’
“Vakıfbank’a ödemeleri aksatmadığımızı ama yine de teminat olarak ipotek verebileceğimizi, bu yüklü ödemeyi yaparak zarara uğrayacağımızı, o gün çalışan sayımızın 606 olduğunu, bu ödemelerin istihdamımızı düşüreceğini bildirdik. Zonguldak Vergi Dairesi Başkanlığı da, bizim talebimiz üzerine, şirketlerimiz hakkında herhangi bir haciz, elektronik haciz ve ihtiyati haciz bulunmadığını belgeledi. Banka, teminat olarak ipotek verilmesi hususunun, sözleşmedeki yüzde 13,25 olan faiz tutarının yüzde 18 olarak değiştirilmesinin tarafımızca kabul edilmesi durumunda, Genel Müdürlüğe sorulabileceğini bildirdi. Bu faiz oranını kabul edemezdik. O an hem ticari itibarımı hem de kefillerimi düşündüm. 2 gün sonra ödeme yapabileceğimizi bildirdik.”
‘İYİ NİYET YOK’
“Bunun üzerine aynı gün noter kanalıyla ihtarname çektiler. Bu ihtarnamelerden diğer bankalar da haberdar oldu ve şirketlerimize tedirginliklerini bildirdiler. 1 gün içinde borçlarımızı kapatmamız, bu tedirginlikleri ortadan kaldırmak için yeterli olsa da, o tarihlerde ülkenin içinde bulunduğu durum itibarıyla biz de zedelendik. Bölge Müdürü Ahmet Turan ve Şube Müdürü Uğur Ergül’e, yapmış oldukları uygulamanın Genel Kredi Sözleşmesine aykırı olduğunu, taraflar olarak imzalamış bulunduğumuz sözleşmelerde böyle bir haklarının bulunmadığını izah ettik. Şirketlerimizden biri olan EMKO FENNÎ MALZEME AŞ’nin, sektöründe ilk 3 firmadan biri olduğunu, tek yerli sermaye olduğunu ve ağırlıklı olarak ihracata dayalı faaliyet gösterdiğini bildirdik. İşlerimizi büyütüp, ihracatımızı, istihdamı, ülkeye döviz girişini artıracaktık, buna engel oldular. Ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı durumda bu işlemleri iyi niyetle karşılamamız mümkün değil. Bugün de bankalarla çalışmaya devam etmekteyiz ve ödemesi gecikmiş, temerrüde düşmüş en küçük borcumuz bulunmamaktadır.”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Krediyi geri çağırmak İHANETTİR!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Ağustos 2016 tarihinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi üyeleriyle yaptığı istişare toplantısında, kredileri geri çağırmayı ‘ihanet’ olarak nitelemişti. Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı: Yeni bir atılım dönemi başladı. Fakat finans sektöründe bazı engellemelerin olduğuna dair bilgiler edindim. Kamu ya da özel sektör bankaları bunu eğer fırsata dönüştürmeye kalkarlarsa biz de devlet olarak üzerimize ne düşerse onun gereğini yaparız ve onlar da ondan sonra kapımızı kolay kolay çalamazlar. Zaten milletin parasıyla çalışıyorsunuz. Böyle bir dönemde eğer kalkıp da bu ülkede yatırımcımızın önünü açmaz, onu daha da daraltır ve hemen basit bir olayda ‘geri çağırma’ gibi bir anlayışın içerisine girerseler, kusura bakmasınlar açık ve net söylüyorum, ben bunu ‘ihanet’ diye değerlendiririm. Bu dönemde kredi vermekten imtina etmek şöyle dursun, uyduruk bahanelerle kredileri geri çağıran bankalar, kendilerine bir saf belirlemiş demektir. Bu da milletimizin safı değildir. Bütün bankalarımızdan, ülkemizin ve milletimizin içinde bulunduğu birlik ve beraberlik ruhuna uygun adımlar atmasını bekliyorum.
KANUNLAR NE DİYOR?
Ticari niteliğindeki kredilerde, müşteriler Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde tacir sıfatına haiz olduklarından, banka ile bu müşteriler arasındaki ilişkiler, TTK ile ticari örf ve adetlere göre belirleniyor. TTK hükümleri genel olarak tacirlerin basiretli hareket etmeleri gerektiği yaklaşımını benimsediğinden, banka ile ticari müşteriler arasında imzalanan sözleşmelerde ilgili hükümlerin yer alması hâlinde, bankaların, kredilerin vadesinden önce ödenmesini talep etmeleri mümkün olabilmektedir. Ancak söz konusu taleplerin ticari örf ve âdetler çerçevesinde olması ve karşı tarafın mahvına sebebiyet verebilecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulanıyor.
Yusuf Günay “Şirketlerimize yapılan kötü niyetli tavırları, BDDK’ya bildirdik. Vakıfbank’ın işlemlerinin incelenmesini talep ettik. Bunun üzerine 17 Ağustos 2016 tarihinde Vakıfbank’tan cevap gelmiştir. Vakıfbank, bütün borcumuzu ödediğimizi kabul etmiş ve piyasa istihbaratının bozulması sebebiyle kredileri geri çektiklerini bildirmiş! ‘Piyasa istihbaratı’ gibi çok soyut bir kavramla hareket etmeleri, Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın ve BDDK Başkanımızın açıklamalarıyla çelişmiştir. Çünkü piyasa istihbaratı ölçülememektedir, kötü kullanıma müsaittir ve nitekim öyle de olmuştur. Ayrıca doğru olsa bile, ipotek verebileceğimizi bildirdik, teminat gösterdik. Bir gün içinde kredi borcumuzu ödeyebilmemiz de piyasa istihbaratının gerçek olmadığını ispatlamaktadır” dedi.
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/440374.aspx
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
