Millet Meclisi, anayasa değişikliğini milletin kendisine havale etti ve karar senin dedi. Millet, meclise verdiği temsil yetkisini geri alıp tek kişilik yönetime yol verirse, kendi ipini kendi çekmiş olacak. Birileri şimdi millete bu zokayı nasıl yutturabilirimin peşindeler. Fakat tek kişilik yönetimin meşruiyeti hiçbir zaman tartışma konusu olmaktan çıkmayacak.
Geçen yazımda, Türkiye’nin önemli hukuk otoritelerinden Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Sami Selçuk’un Cumhurbaşkanına bir tavsiyesinden söz etmiştim. S Selçuk CB’na, “2007ye kadar muhalefetin de katkısıyla iyi şeyler yaptınız. Ancak daha sonra yandaşlarınız sizi sürekli yanlışlara sürüklediler. Şimdi ise son vuruşa hazırlanıyor, sizi ‘zorunlu diktatör’ yapmak istiyorlar. Siz de Atatürk gibi elinizin tersiyle geri çevirin” diyor. Anlaşılıyor ki yapılacak olan değişiklik, Sayın Erdoğan ya da bir başkasını çok demokrat bile olsalar “zorunlu diktatör” yapacak niteliktedir.
Türkiye halkı için 12 Eylül 1980de daha da kısıtlı ve arazlı hale getirilen burjuva demokrasisinden bu kadar uzaklaşılmak istenmesinin sebebi nedir? Ülke yöneticilerini “zorunlu diktatör”lüğe zorlayan bir anlayış ve “ruh hali” nasıl bir durumdur, bunu anlamak, belki de sorunun bir numaralı çözümüdür. Bu ruh halini internette araştırırken “Haber Ordu” gazetesinde İslami cenahtan Mustafa Tomakin, 03.03.2016 tarihli Lidere Tapınma Psikolojisi ve Sayın Cumhurbaşkanımıza, yazısında tam da bu “ruh hali”ni anlatmış, diyor ki:
“Ruh ölümsüzdür ve ölümsüzü sever. İnsan olan insan, aklıyla, bilgisiyle, kalbiyle sever. Bu retorik bir ergen psikolojisidir. Kendisi olamamış insan psikolojisi. Bizim cenahta neden arttı bu ruh hali?” diye sorarak bir anlamda İslami kesim için özeleştiri yapıyor:
“1. Bu ergen söylemi, genellikle bulunduğu konuma kendi gücü ve bilgisiyle değil, başkalarının taşımasıyla olduğundan, bulunduğu konumu başkalarına borçludur. O yüzden böyle bir tapınma psikolojisine düşer. 2. Bu tipler cemaat, grup içinde yetiştiğinden dolayı, “kendileri olamazlar”. Hele de FETÖ gibi devamlı peygamber gören, peygamberi kamyona bindiren, olimpiyatlara götürüp türkü dinlettiren, haftada bir gün peygamber ve sahabelerle görüşme seansları yapan bir hoca müptezeli yanında yetişmiş, içlerinde bulunmuş birisi için Sayın Cumhurbaşkanımıza (CB) yapılan bu tapınma psikolojisi anormal değildir. 3. Cemaat içindeyken Fethullah Gülen övgüleriyle bulundukları yerlerde makam ve mevkilere gelmişler, şimdi de Sayın CB’mız ile kaldıkları yerden devam ediyorlar. Ama siz bakmayın öyle şirk derecesinde Sayın CB’mıza methiyeler düzdüklerine. Ne kadar methiye düzüyorlarsa emin olun korkuları da, beklentileri de o nispette büyük. 4. Hep birilerinin ayak izine bastıklarından şahsiyet sahibi olamamışlardır. Bundan dolayı kendi izleri olamaz, yani hep gölgedirler. Bu kişilerin, çıkarları için yapmayacağı övgü, methiye olmaz. Elbiseleri kendinden daha pahalıdır bunların. 5. Tapındıkları liderlerini eleştiremezler. Kendisini bulunduğu noktaya getirenlere dahi hatırlatma yaparken “Sizin de malumunuzdur, hatırlatmak istedim” diye söze başlarlar. Ben liderimin himayesindeyim imajı sağlayarak bulundukları konumu sağlamlaştırıp, sonra bir yukarı zıplamaktır bunların övgüleri.”
Yazarında dediği gibi AKP’li vekillerle AKP’nin oy tabanında bu tür insana rastlamak her zaman mümkündür. Diğer partilerde derseniz, o da zaten malumun ilanıdır ki bizim başta eğitim sistemimiz olmak üzere sosyal hayatımızı bağlayan tüm gelenek ve göreneklerimiz bu tür insanı yetiştirmek üzere programlanmıştır. Mecliste oylarını kameralar önünde göstere göstere kullanan ve muhalefete yumruk sallayan dövüşçü bölge vekillerimiz millete değil, liderine bağlılık mesajı veriyorlardı. Benzer mesajlar şehit cenazelerinde de yaşanır hale geldi.
Pusula Gazetesinin 21.01.2017 tarihli “Şok iddia…” başlıklı haberinde, “milletvekili şehidin babasını itip öne geçti” diye yazıyordu. Şehit cenazelerinin nelere alet edildiği, şimdi daha iyi anlaşılıyor olmalı, değil mi?
Milletin zorunlu diktatörlüğe geçit verip vermeyeceği, şimdilik onun ruh halinde gizli. O gizlilik bilgiyle, akılla, kalpten gelen sevgiyle açığa çıkarak geçit vermez.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
