28 Kanunisani 1921 sınıfların mücadelesidir. Ne demişti Nazım Hikmet, on beşler için:
On beş kasap çengelinde sallanan
On beş kesik baş
Yoldaş.
Kimdi, başları kesilen 15 yoldaş? Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı. Ethem Nejat, Mehmet Ali, Çitoğlu Nazmi İsmail, İsmail Hakkı (Topçu), Kazım Ali, Emin Şefik, Kazım Hulusi, Hayrettin, Maksut, Mustafa oğlu Mehmet, Bahaeddin, Halitoğlu Mehmet, Cemil Nazmi ve İsmail Hakkı (Dr).
Devam ediyor Nazım Hikmet:
Bunların sen isimlerini aklında tutma, fakat
28 Kanunisaniyi unutma! Siyah gece, beyaz kar, rüzgâr… rüzgâr…
Trabzondan bir motör açılıyor, sa-hil-de- ka-la-balık
Motörü taşlıyorlar, son perdeye başlıyorlar.
Burjuva Kemal’in omzuna binmiş, Kemal kumandanın kordonuna,
Kumandan kâhyanın cebine inmiş,
Kâhya adamlarının donuna uluyorlar,
Hav…hav…hak….tu
Yoldaş unutma bunu,
Burjuvazi ne zaman aldatsa bizi,
Böyle haykır. (Şiir Uludağ Sözlükten alınmıştır).
Sınıflar kendi tarihini yapar ve yazar. Türkiye işçi sınıfı vatan için emeğiyle, canıyla, kanı ve alın teriyle bedel öderken, sermaye sınıfı kendini var etme ve kapitalizmi yaratmanın peşinde idi. Bedeli o gün TKP’liler öderken, işçi sınıfı, emeğiyle, devrimci sınıf mücadelesiyle, grev çadırlarında, hapislerde, iş kazalarında bu bedeli ödemeye devam ediyor. Kendi iktidarını kurmadıkça da ödemeye devam edecek.
Meclis yetkilerinin cumhurbaşkanına verilerek Türkiye’de diktatörlüğün önünü açacak olan anayasa değişikliğinin gündemde olduğu bugünlerde, Birleşik Metal İş, işveren sendikası EMİS’e bağlı GE Grid Solution, ABB Elektrik, Schneider Enerji ve Schneider Elektrik’de TİS sürecinde uzlaşmazlık çıkması üzerine grev oylamasına gitmişti. Beyaz yakalı işçilerin de desteğiyle işçiler ezici çoğunlukla greve evet demiş, 20 Ocakta başlatılan grev de “milli güvenliği” tehdit gerekçesiyle iktidar tarafından yasaklanmıştı. Çalışma Bakanlığının araya girmesiyle daha sonra uzlaşma sağlandı ve işçiler sendikanın istediğinden daha fazlasını aldı.
İlerici Gençlik, işçi sınıfı ile iç içe olmak lazım, anlayışından hareketle Birleşik Metal İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ile grev ve sınıfın sorunlarına ilişkin bir röportaj yapmış. A.Serdaroğlu röportajında, milli güvenlikle ilgili “işçi sınıfı mücadelesi, vatan, cumhuriyet ve barışın teminatıdır. Yasağa rağmen işçilerin ve sendikanın kararlı duruşuyla grev sürdürülmüş ve EMİS geri adım atmak zorunda kalmıştı” diyor. A Serdaroğlu, günümüz sarı sendikacılığa, yandaş sendikacılığa ve sınıf bilincine de göndermelerde bulunarak;
“Tabi, işçi arkadaşlarımızın kapitalist düzen içerisinde sömürülmeye karşı cesaretli bir duruş ortaya koyması, sarı sendikalarla diğer yandaş sendikaların işçilerle ilgilenmemesinden ve işçilerin yoksullaşmaya karşı başkaldırısından kaynaklanıyor. Yoksulluğa, sömürüye karşı başkaldırı ama işçiler henüz daha işin ekonomik boyutundalar. Siyasi boyutunu henüz çözmüş değiller. Siyasi otoriteye başkaldırıyı da bu bilinç ışığında geliştirerek gerçekleştireceklerini düşünüyoruz. İşçilerin büyük kısmı şu anda AKP’den vazgeçmiş değil, bu hayatı kendisine layık görenlerin grevi yasaklayanların sermayeyle işbirliği yapanların, rızkını engelleyenlerin kimlerin olduğunu daha iyi teşhis ettikçe, yalan söyleyenlerin maskeleri indirildikçe mutlaka işçilerin siyasi bilinci de ortaya çıkacaktır” diyor.
İşçi sınıfı grev çadırlarında gösterdiği kararlı tavrını, kendisini daha da baskı altına alacak olan bir değişikliğe izin vermeyecektir.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
