24 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde “Kamu bankasını sorunlu krediden kurtarma yolu” başlıklı bir haber vardı. Hükümetin yayınladığı yeni bir KHK ile kamu bankaları sorunlu kredilerini satarak bilançolarını düzeltme olanağı sağlanıyor. Kamuda takipteki krediler 15 milyarı buluyor, yüzde 16 satış bekleniyor. 2016 Eylül ayına göre sektörün takipteki kredileri toplamı 53 milyar 45 milyon lira; Mevduat Bankaları 52 milyar 895 milyon lira, Kamu Sermayeli Bankalar 14 milyar 845 milyon lira; Ziraat Bankası 3 milyar 998 milyon lira, Halk Bankası 4 milyar 793 milyon lira, Vakıflar Bankası 6 milyar 54 milyon lira, Özel Sermayeli Bankalar 20 milyar 385 milyon lira, Yabancı Sermayeli Bankalar 17 milyar 665 milyon lira ve Kalkınma ve Yatırım Bankaları 149 milyon lira. Sektörün takipteki kredi oranı yüzde 3.24, Varlık Yönetim Şirketlerine satılanlar eklenirse yüzde 4,6’ya çıkıyor. Bu orana göre de takibe giden kredi tutarı 78 milyar liraya kadar çıkar. Bunun yanında 1 milyon kişi kredisini yenileme yoluna gitti. Yılın son çeyreğinde ertelenen Kredi kartı ve bireysel kredi tutarı 8 milyar 400 milyon lira.”

Hesaplanan 78 milyar liralık batak kredi tutarı ise; 26 milyar liralık yıllık sektör kârının 3 katına denk geliyor.

Türkiye’deki bankaların tamamı yerli olanlar: Kamu: Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıflar Bankası, özel: İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi, Anadolubank ve Fibabank.

Çoğunluğu yerli olanlar: Garanti Bankası, Şekerbank, Turkish Bank.

Tamamı yabancı banklar: Denizbank, Finansbank, HSBC, İNG Bank, Odeobank, Tekstilbank, Citibank, Rabonank, Arap Türk Bank, Kuveyt Alternatif Bank.

2015 yılı sonuna göre; Bankaların sermaye yeterlilik oranı yüzde 15,6, aktif varlıklar toplamı 2,4 trilyon lira, mevduat toplamı 1, 3 trilyon lira, öz kaynakları toplamı 262 milyar lira, krediler toplamı 1 trilyon 500 milyar lira ve karlılık tutarı 26 milyar lira.

30.06.2016 tarihine göre Türkiye’nin dış borcu 421 milyar 434 milyon dolar, kamunun dış borcu147,7 özel sektörün 273,7 milyar dolar, borcun milli gelire oranı yüzde 59,5; net borç 261,9 milyar dolar; kamununki 147,7 milyar dolar, özel sektörün 114,2 milyar dolar.

Bankaların uzun vadeli borçları 94,8 milyar dolar, kısa vadeli 74,5 milyar dolar olmak üzere 169,3 milyar dolardır.

Bugüne kadar 126 banka batmış; ancak BDDK kurulduktan sonra batan veya batırılan banka yok; sadece Bank Asya siyasal nedenlerle TMSF’ye devredildi. Bankaların batış nedeni kötü ve en fazla da kötü niyetli yönetimlerden; zimmete geçirme amaçlı oldu!

Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Ben 2001 yılında finansal kriz başladığında ve Sayın Kemal Derviş hükümette göreve geldiğinde bir mektup yazmış, şöyle demiştim: “Biz halk olarak bu keyfi ve kötü yönetimlerin faturasını ödemek zorunda değiliz. Bankaları denetleyecek bir kuruma gereksinim var; biz ancak bu denetime rağmen doğacak zararlardan sorumlu olabiliriz. Eğer, denetim altına girmek istemeyen banka varsa biz onların sorumluluklarını almamalıyız”. Ve bu mektubu gazetelerden okuduğum “batak bankaların maliyeti 80 milyar dolar” haberi üzerine yazmıştım. Teşekkür edilerek yanıtını aldım.

Bu bilgilerden sonra şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: 1980 Eylül ayında 11,8 milyar dolar olandış borç 421,4 milyar dolara çıktı, yabancı sermayeli banka yokken 11 yabancı banka yerleşti, 3 banka yabancı ortak aldı. Aynı dönemde yerli sermayeli veya kamusal olmak üzere 30’a yakın banka battı.

Bankaların kötü yönetimini aştık ama sermaye birikimini sağlayamadık;  bankaların kârlılığının düşüklüğü ve batak alacaklarının çoğalmasının nedeni de halkın borcunun çoğalması/gelir seviyesinin düşük olmasıdır. Demek ki kamu, özel, sermaye, halk ve insan olarak hep beraber batıyoruz! Hâlâ üretimden kaçıyoruz, hâlâ eşit bölüşümden kaçıyoruz, hâlâ bilimden-öğrenmeden kaçıyoruz! Duvara tosladık, görmüyor musunuz?

Yabancı sermaye çalıyor biz oynuyoruz(!) Tüket tüket tüket…tüket tüket tüket…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.