Sayın Korkut Boratav 27 Ocak 2017 Cuma günü Birgün’de yazmış; “Donald Trump ve ŞiJinping ve küreselleşme” başlığıyla. Diyor ki, Donald Tramp küreselleşmeye karşı. Bunu nasıl anlamış? Aldığı kararlardan.Trump seçim kampanyalarında sormuş:” Fabrikalarımız niçin kapandı; mavi yakalılar niçin işsiz kaldı? Ve yanıtını da vermiş: Ucuz ithalat nedeniyle ve büyük Amerikan şirketleri üretimi ABD dışına taşıdıkları için…”
Boratav hoca devam ediyor: Bu teşhis kapitalist dünya sisteminin iki stratejik dayanağını da sorgulamaktadır: Dış ticarette ve sermaye hareketlerinde sınırsız serbestlik…Böylece, son elli yıla damgasını vuran küreselleşme doktrinine savaş ilan etmiş oldu. Teşhisin sonuçlarına bakalım: Gümrükler yükseltilerek ithalat frenlenmeli, korumacılık geri gelmelidir. ABD şirketlerinin dış yatırımları da sınırlanmalıdır.
20 Ocak’ta başkanın devir alma konuşmasından: “Ülkemizin serveti, gücü, özgüveni kaybolup giderken başka ülkeleri zenginleştirdik. Fabrikalarımız teker teker kapanır; dışarıya taşınırken geride kalan milyonlarca Amerikan işçisini umursamadık. Orta sınıfımızın serveti koparıldı; dünyanın dört bir yanına dağıtıldı. Bugünden sonra ülkemizi yeni bir vizyon yönetecektir: Önce Amerika! Artık, ticaret, vergiler ve göç konusunda her karar Amerikan işçilerini ve Amerikan ailelerini gözeterek alınacaktır. Ürünlerimizi yaparak, şirketlerimizi çalarak, işlerimizi yok ederek yıkım yaratan başka ülkelere karşı sınırlarımızı korumalıyız. Korumacılık büyük bir refah ve güç yaratacaktır. İki basit kural izleyeceğiz: Amerikan malı satın alın ve Amerikalıları çalıştırın!”
Ve bu düşüncelerine paralel olarak yaptığı ilk iş; ABD’nin Pasifik Ötesi Ortaklık Anlaşması’ndan çekilmek oluyor. Bu anlaşma Çin hariç mutlak kapitalizmin uygulanmasını sağlayacaktı.
Buna karşın Çin devlet başkanı ve Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ŞiJinping İsviçre’de (Davos’ta) yaptığı konuşma “küreselleşmeyi sahiplenme” biçiminde oldu diyor Sayın Boratav. Şi’nin konuşması ise şöyle:
“Dünyanın sorunlarını ekonomik küreselleşmeye bağlamak gerçeklerle bağdaşmaz. Beğenmeseniz de küresel ekonomi büyük bir okyanustur. Sermayenin teknolojilerin, malların, endüstrilerin ve insanların ülkeler arasındaki akımını kesmek, okyanusların sularını göllere, ırmaklara akıtmak gibidir. Tarihsel eğilime ters düşer. Ancak, küresel gelişme düzensizdir; bu nedenle insanların beklentilerini karşılamıyor. Bu güçlükleri, yeniliklerin sürüklediği, dengeli, hakkaniyetli, kapsayıcı bir gelişme modeli oluşturarak aşmalıyız” diyor. Şöyle devam ediyor: “İmzacı ülkelerin iklim değişikliği üzerindeki Paris sözleşmesine uyma yükümlülüğünü hatırlatmakta ve korumacılıktan ve ticaret savaşlarından kimse kazançlı çıkmaz” uyarısı yapmaktadır.
Cenevre’deki Birleşmiş Milletler toplantısında ise şunları söylemektedir: “Bugünün dünyasında ise, insanlar, işbirliği ve ortaklaşa gelişme özlemi içine girmiştir. Ancak engeller, tehlikeler hâlâ süregelmektedir. Nedir bunlar? Küresel büyümede durgunluk, finansal krizlerin izleri, gelişmişlik düzeyindeki artan farklılaşmalar, soğuk savaş perspektiflerinin devamı, güce dayalı politikalarda ısrar nedeniyle silahlı çatışmalar, terör gibi yepyeni güvenlik riskleri, göçmen krizleri…”
Ve gelecek 5 yıl içinde 800 milyar dolarlık mal ithal edecek, 600 milyar dolarlık sermaye çekecek ve dışarıda 750 milyar dolarlık yatırım yapacak. Fakat bu bilgiler içinde yapacağı ihracat yok!
Bu bilgiler tahtında fikirlerimi açıklamaya çalışırsam şunları söyleyebilirim: Bende Amerika’nın California eyaleti San Francisco iline gittiğimde gezdiğim yerlerden Başkan Trump’ın gibi bir kanıya varmıştım! Gerçekten, en azından bu bölgede fakirlik vardı. Meta üretimi yok denecek kadar azdı. Sokaklarda yatanlar, mutsuz ve işsiz insanlar vardı. Bu düşüncelerimi geldiğimde konuştuğum insanlara aktarmıştım. Fakat ABD dünyadaki üretim sermayesini geri alamaz ama finans kapital olarak serseri mayın gibi gezen kısmını alabilir ve bu sermayeyi, kendi doğal ve insan kaynaklarını değerlendirerek üretime geçebilir. Sonuçta mavi, beyaz ne kadar işsiz varsa onlara iş sağlamış olur. Bu bağlamda doğru bir karardır. Diğer yandan kaliteli, sağlıklı ve kendi doğal kaynaklarına dayanmayan başka ülke metalarını almaktan vaz geçemez.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
