BEÜ’nin “Zonguldak İlinde Göçün SosyoEkonomik Nedenleri ve Alınabilecek Tedbirler” adlı yayında Rektör Prof.Dr. Mahmut Özer verdiği mesajda, “1980’li yıllardan itibaren Zonguldak ilimizin en temel sorunlarından birini teşkil eden “göç verme” olgusudur.”Osmanlı Devleti Dönemi’nden Cumhuriyet Dönemi’ne kadar Dünya ölçeğinde geniş bir coğrafyada iz bırakmış olan Zonguldak ilimizin, geçtiğimiz 35 yıllık dönemde hak ettiği konumdan uzak bir görünüm sergilemesinin en temel nedenlerinden biri, şehrin göç vermesidir…”, “Bugün, Zonguldak ili Merkez ilçesi nüfusundan daha fazla sayıda göç etmiş Zonguldaklı olması, göç veren illerin tarihinde eşine ender rastlanır bir görüntüdür”diyor.

Günlük basın yayın organlarında son yılların en çok konuşulan konusu yine göç ve göçmenlik sorunu. ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk mesajı 7 Müslüman ülke vatandaşlarının ülkeye girişlerini yasaklamasıyla dünya gündemine oturdu.

Türkiye özellikle Suriye ve Irak,İran’dan aldığı göçmen sayısı milyonları bulan bir yoğunlukta. Kentimiz de bu göç dalgasından nasibini alan ilerden.

Geçtiğimiz aylarda Göçmen bürosunun yayınladığı bildiride yaklaşık 1200-1500 arası kentimizde Iraklı, Suriyeli göçmen yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Devlet daha çok göçmenlerin temel ihtiyaçları konusunda, iş istihdam, eğitim-öğretimlerini düzgün sürdürecek çalışmalarla ilgileniyor.

Bir yandan iş alanı yaratılırken diğer yandan da temel kural, çalışanlar ya da işsizler arasında ki rekabet, aynı zamanda yabancı düşmanlığının toplumsal- ekonomik temeline kaynaklık ediyor. Göç ilerici bir şeydir, tarihin yönü bu tarafadır, ama bu, dirençle karşılaşmadığı anlamına gelmez.

Kapitalizmin işleyişi içinde göç olumlu nesnel sonuçların yanısıra,yine nesnel fakat olumsuz bir direnç de yaratmaktadır. İşte bu direnç, yabancı düşmanlığı olarak yansır.

Üstelik bunun çok nesnel bir mekanizması da vardır: İşçiler arasında rekabet. Her koşulda,en düşük ücretle çalışmaya hazır göçmen işçiler, yerli işçiyle emek pazarında rekabet ederek ücretleri, maddi ve moral yaşam düzeyini düşürürler.

İşte bu nedenle;

Buradan tüm toplumsal kesimlere, onların temsilcilerine bir çağrı yapmak istiyorum.Bildiğiniz gibi 20 Haziran “Dünya Mülteciler Günü” Kentimizde mülteci olarak yaşamlarını sürdürenlerin kent yaşamına, kamusal yaşama dahil olmalarını sağlayalım.

Gelin 20 Haziran “Dünya Mülteciler Günün”de, etkinlikler düzenleyelim, Arapça, Kürtçe, Türkçe şiirler, türkülerden oluşan etkinliklerde Zonguldak’ta mülteci olmanın farkını yaratalım. O mülteci çocuklarının moral ve motivasyonlarını yükseltmek  ve üretime katkılarını sağlamak için kollarımızı sıvayalım. Zonguldak halkıyla buluşturalım.

Hepimiz biliyoruz ki, kentimizde bulunan mülteciler ana sorunu iş, ekmek, barınmak.

O nedenle sanata, edebiyata, sosyal yaşama dair bir etkinlikleri sergilemeleri oldukça gerilerde.

İşte kentin aydınları, sanatçıları, edebiyatçıları ve bu alanda değer ortaya koyanların başında gelen BKM( Belediye Kültür Merkezi),Kent Konseyi, ZOKEV, Yaşanabilir Zonguldak Platformu, Çağdaş Hasad,Çağrı-Der gibi, sanat edebiyat alanında emek vermiş meslek ve ve kitle örgütleri, gelin kentimizde yaşamda var olma mücadelesi veren mültecilerle kentin kimliğini buluşturalım.

Ne dersiniz?

Sağlıcakla kalın


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.