Bu hafta, kapitalizmin beşiği İngiltere’de hangi şartlarda ortaya çıktığından bahsetmek istiyorum.“16. yüzyılda büyük coğrafi keşiflerle büyük sömürgeler kazanan ve buralardan büyük miktarlarda altın elde eden İspanya ve Portekiz donanmaları bütün denizlere hâkim ve ordularının korkunç gücü vardır. Bu sırada hızla gelişen Hollanda, karşılarına çıkarak dünya ticaretinin tümünü denetimine alır. Denizlerdeki üstünlüğünü Hollanda da koruyamaz ve “Deniz Köpekleri” lakabıyla tanınan İngiliz korsan tüccarlarına kaptırır. Savaşlar, zenci köle ticareti, korsanlık ve sömürgelerin soyulması İngiliz burjuvazisini iyice zenginleştirir.”
“17. yy da İngiltere sanayi, tarım ve ticaret olağanüstü bir gelişim gösterir. 15 yy da burada büyük köylü ayaklanmaları nedeniyle toprak köleliği kaldırılırken Yeomanlar denilen yeni bir köylü tipi oluşur. Köylülere altından kalkamayacak borçlar vererek boyunduruk altına alan Yeomanlar döneminde acınacak hayat süren, ev yerine korkunç izbe kulübelerde yaşayan yoksul köylülere kulübeli rençper adı verilmişti. Saray görevlileri zengin kentlilerle soyluları krala gönüllü vergi vermeye zorluyor, vermeyenleri hapse gönderiyorlardı. Kilisenin de başı olan I. Charles döneminde kilise hem güç sahibidir, hem geniş topraklara sahiptir. Köylülerin sırtına toprak kirası ve vergisi yükler. Kralın ve kilisenin bu zalim tutumuna Doktor Bastwick ve Lilburne karşı çıkarlar. Doktor Bastwick Anglikan kilisesine ve din adamlarına “şeytanın ortakları, kötü adamlar” dediği için halkın huzurunda cellât tarafından uzun bıçakla kulakları kesilir, kızgın demirle yüzü dağlanır. Lilburne ise Bastwick’in kitabını Hollanda’da bastırdığı için 500 İngiliz lirası ve hapishaneyle parlamento binası arasında yol boyunca kırbaçlanarak cezalandırılır. Ama o halka kilisenin despotizmini haykırmaya devam eder. Ağzı kapatılır ama bu sefer cebinden bildiriler çıkarıp kalabalığa atarak yine halka seslenir. Doktor Bastwick de Lilburne de mutlakıyet rejiminin sayısız kurbanlarından sadece ikisidir.” (Yakın Çağlar Tarihi, N.V. Yeliseyeva, Yordam Kitap, 3. Basım, İngiltere’de Burjuva devrimi).
Üç farklı figür:
Bir Suriyeli kadın! Eski ve eski olduğu kadar rutubetten küflenmiş ve aynı zamanda çok kirli bir halı bularak omuzlamış, koşar adım eve gidiyor. İngiltere örneğindeki rençperler gibi halının üzerinde ısınacak, çocuklarını koruyacak ve büyütecek. Bir başka Suriyeli figür! Otobüste türbanlı, akıllı telefonu ile bağıra çağıra kimseye aldırmadan, kendini ispatlarcasına konuşuyor. Dünya umurunda değil. Yine Suriyeli bir başka figür! O da muta nikâhı ile yakın mahallede zengin işadamına iki ya da üç aylığına nikâhlanmış, her şeyi modern bir kadın. Her üçü de vahşi emperyalizmin işgalinden komşu ülke Türkiye’ye sığınmış, yaşama tutunuyorlar.
AKP İktidarı, iki öğretmen arkadaşımız, Zonguldak Eğitim Sen Yönetiminden İsmet Akyol ile Eğitim Sen Çaycuma Baş Temsilcisi Gökhan Taner Günsan’ın işine KHK ile son verdi. KHK’lara toplum çok itiraz etti. Ancak OHAL ilan edenlerin kulağı bu itirazları hiç duymadı. Peki, duymalı mıydı derseniz, duyacağı yerde neden ilan etsinler ki. OHAL ve KHK, halktan gelecek haklı itirazlara, iktidarın kulağını tıkaması değil mi zaten. OHAL ve KHK ile adaletin mülk sahiplerine bile eşit dağıtılmadığı bugünde siz devletten Eğitim Bir Sen içerisindeki FETÖ’cülerin mi temizleneceğini düşünüyordunuz? Şimdi siz AKP’nin kontrollü kaos projesiyle15 Temmuzda halka ve işçi sınıfına attığı golü iyi anlayın da yolda olan ikincisine izin vermeyin! Referandumda muhalefet, sesinin boğulmayacağını bekliyor.
Emperyalist ülkeler, başta ABD ve AB olmak üzere, az gelişmiş ülkelerin hammadde, işgücü, enerji, yeraltı ve yer üstü kaynaklarını daha iyi sömürmek için sermaye aktarımı ve yatırım yapıyorlar, o da olmazsa açıktan işgal ediyorlar. Bu ülkelerde yaygın olarak faşist yöntemler uygulayarak pazar ve piyasalarını ele geçiriyor, toplumsal, siyasal, ekonomik, askersel denetimlerini ele alıyor ve kültürel bağımlılık yaratıyorlar. İş peşinde koşan el ve zihin emekçilerini tevekküle zorluyor, o da olmazsa sendikal mücadeleden bir adım geri adım atmayan İsmet ve Taner öğretmenlerimiz üzerinden halka ve işçi sınıfına gözdağı veriyorlar.
Komşudan göç ettirilenlerle işine son verilenlerden iki örnek, emperyalizmin vahşetini göstermesi açısından yeterlidir kanımca.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
