Bizim insanımız gelenekçidir. Örfünü, âdetini, geleneğini bırakmak istemez. Yaşlı ve genç kuşak arasında başta teknolojik olmak üzere ekonomik, siyasal ve kültürel birçok alanda çatışma yaşanmaktadır. Çatışma sonunda çok sayıda geleneksel yapı terk edilirken, geleneksel yapının terk edilme sebepleri sorgulansa da toplum buna doyurucu cevap alabilmiş sayılmaz.

Çatışmanın ve geleneksel yapıların terk edilme sebeplerinin kaynağı kapitalizmin “Yıkıcı Yaratıcı” gelişim yasalarıdır.* Bu kavramı Marks’a dayandıran J.A Schumpeter, 1942 de yazdığı Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi kitabı ile popüler kültüre kazandırır. Kavram, eski biçimleri, eski alışkanlıkları ve uygulamaları, eski beceri ve örgütsel yaklaşımları yıkıp geçen, yeni teknolojileri anlatır. Kavramın özde anlattığı, eskinin yeni uygulamaya uyumu değil, bütünüyle yeni bir model uygulama başlatılmasıdır. Eski beceri ve eski yöntemlerle çalışanlar, yıkıcı darbelerle ilk bertaraf edilenlerdir. Bunların genellikle işçiler olacağı açıktır.

Konuyu, İngiltere’de bir işçi olarak çalışan ve Londra’da Kurulu EMAR (Emek Araştırmaları Vakfı) yöneticisi İsmail Büyükakan kaleme almış. (http://emarvakfi.org/DIGITA1.pdf) Ve diyor ki: “Son yıllarda, kapitalizmin tepe noktalarındaki düşünce kuruluşları, “Endüstri 4,0” diye bir kavramı ve bunun uygulanmasının kendilerine getireceği üstünlükleri tartışıyorlar. Önemli bir kapitalist danışmanlık kuruluşu olan BCG’nin yayınladığı rapor şöyle başlıyor: ‘Buharlı makine 19.yy da fabrikalara güç sağlarken, elektrifikasyon 20.yy başlarında yığınsal üretime yol açtı ve endüstri 1970lerde otomasyona kavuştu. Ancak bunu izleyen on yıllarda endüstrideki teknik ilerlemeler, enformasyon teknolojisinde (IT) dönüşüm getiren büyük teknolojik atılımlarla devingen iletişim teknolojileriyle ve e-ticaretteki gelişmelere kıyasla hayli cılız kaldı. Şimdi kendimizi, teknolojik ilerlemede 4. dalganın Endüstri 4. 0 olarak bilinen, yükselen yeni sayısal endüstriyel teknolojinin göbeğinde bulmaktayız. Bu dönüşüm, gücünü 9 yeni temel teknolojik ilerlemeden alıyor:

1.Üretim ve yönetim sistemlerine bağlı çoklu kaynaktan toplanan büyük veri sitelerine dayalı analitik çözümleme. 2.Özerk, Esnek ve İşbirliği yaparak çalışabilen robotlar. 3.Ürün, materyal ve üretim süreçlerinin benzeşimi. 4. Şirketler, bölümler arası ağlar üzerinden kapasite ve işlevlerin bütünleştirilmesine dayalı yatay ve dikey sistem uyumu. 5. Endüstri platformlarında makine araç ve gereçlerin birbirleriyle dolaysız iletişim kuracakları elektronik iletişim ortamı. 6. Endüstriyel şeylerin interneti. 7. Kritik endüstriyel sistemlerin ve imalat hatalarının çalıştığı internet ortamının güvenliği. 8. İnternet bulutu ortamında endüstriyel veri paylaşımı izleme ve kontrol süreçlerinin bulut ortamına taşınması. 9. Prototiplerin ya da ihtiyaç duyulan karmaşık tekil ürünlerin tek tek ve bir bütün olarak üretildiği katkı imalatı, 3 boyutlu baskı 3D Printing.

“Alışık olmadığımız dille, çoğumuzun tanıyıp bilmediği bir dünyayı bize anlatıyorlar. İşçiler olarak bunca teknik kargaşa içinde aklımızda kalması gereken şudur: Burjuvazinin bu yenilikleri azami kar ve rekabet gücünün artırılması için, maliyetlerin düşürülmesi, verimin artırılması ve kendi üretim ve idare sisteminin mükemmelleştirilmesi bağlamında, insanlığın çıkarı için değil, kendi sınıf çıkarı için istiyor, hazırlıyor ve sunuyor. Burjuvazi Endüstri 4. 0 atılımından kısaca Üretkenlik, Gelir artışı, İstihdam ve Yatırım elde edecek. Üretkenlikten kasıt, üretimde işçinin daha az ücretle daha fazla değer yaratmasıdır. Gelir artışı, ekonominin kapitalist sınıfa yansımasıdır. İstihdam artışıyla yeni teknolojilerin kullanımıyla yaratılacağı düşünülen yeni iş odaklarından söz ediyor ve bununla birlikte farklı beceriler de gerekeceğini söylüyorlar. Bu sözler burjuva aydınlarının işte “Yıkıcı Yaratıcılık” dedikleri uygulamaların sonuçlarını gizliyor. Eskidiği ileri sürülen becerilerin sahibi yüz milyonlarca işçiye, işçi sınıfının aileleriyle birlikte sayısı milyarları bulan öteki üyelerine ne olacağından hiç bahsedilmiyor. Yatırım, bu bağlamda yapılacak atılımların altyapısının hazırlanması oluyor.

Burjuvazinin bunları yapmasında ya da eksik söylemesinde bir gariplik yok. Önü sonu kapitalizmin egemen sınıfıdır, devletin sahibidir. Gariplik, işçi sınıfının yığın örgütü olan sendikaların bu konuda ya bir şey söylememesi, ya da söyleyenleri izlemiyormuş gibi görünmesidir. Onu da haftaya konuşalım.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.