Biraz da mutluluktan bahsetsek fena olmaz herhalde. Sonuçta hepimiz mutlu olmak istiyoruz. İktidar da referandumu kazandığı takdirde bütün özlem ve isteklerine eksiksiz ve sürekli olarak erişebilmekten duyacağı kıvanç ve sevinçle sonsuz bir mutluluk duyacaktır.
Mutluluk, yaşamın temel amacıdır. Tüm çabalar onun içindir. Mutluluk her çağda görsellik ve maddiyatla ilişkilendirilmiştir. Çok para kazanmak, ev, araba sahibi olmak ve konforlu yaşam imkânları mutluluğun kaynağı gibi gösterilse de bunlar mutluluğun kaynağı değil, insanı mutluluğa götüren araçlardır. Yaşamda huzursuzluğun ve eksiklik duygusunun sebebini bulan ve onu çözen insan, huzurun kapısını açar ve aradığını bulur.
İnsan, mutluluğu ya da mutsuzluğu içinde yetiştiği aile ve toplumdan öğrenir. Mutluluk, üretmektir. Yaşamı üretmeden, kendini geliştirmeden yaşamak mutsuzluğa neden olur. Sonbaharda dökülen yapraklar üretkenliğin bitişi gibi görüldüğünde doğa ve insanda bir hüzün oluşur. Oysa ilkbaharda yeşeren doğa üretkenliği simgeler, insanlarda neşe ve yaşama duygusu ortaya çıkar. Üretmek ve bunu paylaşmak mutluluk sebebidir. Mutluluk, sevebilmek ve karşılığında sevilebilmektir, ibadettir, inandığın değerler için bir şey yapabilmektir.
Mutluluk üzerine Alman Filozof Feuerbach, 1830larda bakın ne diyor? “Acaba antik çağda köleler ile efendilerin, orta çağda serfler ile baronların mutluluk dürtüsü hakkının eşitliği hiç söz konusu olmuş mudur? Ezilen sınıfın mutluluk dürtüsü her zaman acımasızca ve “yasa uyarınca” egemen sınıfın mutluluk dürtüsüne feda edilmemiş midir? Evet, denecektir ki bu ahlaka aykırı idi, ama şimdi hakların eşitliği tanınmıştır. Burjuvazi feodaliteye karşı savaşta ve kapitalizmin gelişmesi sırasında kişisel ayrıcalıkları yıkmak ve kendini, bireyin hukuksal eşitliğini getirmek zorunda hissettiğinden beri sözde tanımıştır. Mutluluk dürtüsü manevi haklarla sınırlı ölçüde, maddi araçlarla ise en büyük ölçüde olmalıydı. Oysa kapitalist üretim, eşit haklardan yararlanan kişilerin büyük çoğunluğunun ancak geçinmek için gerekli şeyleri elde etmesini getirmiştir.
AKP yöneticileri Almanya’ya Faşist, dedileri
“İkinci Dünya Savaşı boyunca 12 milyon civarında işçinin zorla çalıştırıldığı söylenir. Literatüre ‘Zorla Çalıştırma’ kavramıyla geçen köle işçiler 1939- 1945 arasında ya hiç ücret almadılar, ya da yok denecek ücretlerle Alman firmalarında zorla çalıştırıldılar. 1944 Ocak ayı verilerine göre 10 milyon çalıştırılan işçinin 6,5 milyon sınırdaki fabrikalarda, 2,2 savaş esiri, 1,3 milyon sivil sınır dışında işçi kamplarında zorunlu çalıştırıldılar. Sovyetlerden 2.165.000, Yugoslavya’dan 270.000, Fransa’dan 1.100.000, Hollanda’dan 350.000, İtalya’dan 180.000, Belçika’dan 500.000, Yunanistan’dan 20.000 işçi zorla getirilerek çalıştırılmışlardır. Savaşta Alman işgücünün %20si zorla çalıştırılan işçilerden oluşurken Hitlere destek veren şirketlere Naziler köle işçiler sunuyordu ve Krupp’da 23.000 savaş esiri çalışıyordu. Bunların çalışma ve yaşam koşulları o kadar kötüydü ki zorla çalıştırılma sonunda ölen on milyondan fazla işçi, savaştaki sivil kayıplar hanesine yazıldılar.” (Önder Özdemir, Sendika Org, Zenginler Olmasaydı Hitler Bugün Hitler Olabilir miydi? 06. 01.17).
Bizdeki durum da bir acayip, bir taraftan sermaye temsilcileri TÜSİAD ve MUSİAD referandumda basınıyla, medyasıyla AKP iktidarını desteklerken, diğer yandan Türk İş, Hak İş, Memur Sen de iktidarı destekliyor. Sandıktan çıkacak evetlerle hem AB’ci, hem İslamcı sermayenin mutluluk dürtüsü artacak. Sistemin diğer muhalif partileri için değişen bir şey olmayacak. Evet-Hayır’a sınıfsal açıdan, emek- sermaye karşıtlığı üzerinden bakılması en doğrusu olacaktır. “Hayır” çıkması şu anda kuvvetle muhtemeldir, yeter ki iktidara doğrudan destek veren Hak İş, Memur Sen ve Türk İş’in tabanı tehlikeyi net algılayabilse. Tabi bu işçi sınıfına doğru politik bilinç taşımakla mümkündür.
Burada AKP iktidarının 15 yıllık uygulamalarını eleştirmeye gerek yok. Sandıktan çıkacak evetlerin, OHAL uygulamaları içinde sendikal haklarla grevleri yerle bir edeceğini, her türlü kişi hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıracağını AKP’ye gönül verenler de biliyor, görüyor.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
