At izi İt İzine sadece siyasette karışmıyor.
Hayatın her alanında yaşıyoruz. Görev kaçkınları, kendini akıllı zannedenler, ya da görevi kötüye kullanmak isteyenler, egosu yüksek olan meslek sahipleri, kısaca yaşamın birçok alanında asli görevini bırakıp başka şeyler peşinde koşanlar hep olmuştur.
İşçi sınıfı mücadelesinin sendikal demokratik mücadelesinde de çok görülmüştür.
Genel teoride işçi sınıfı sadece kendi demokratik-sendikal mücadelesinin yanı sıra sınıf olmasından kaynaklı sonul mücadelede, toplumun demokratik-sosyal hakları içinde mücadele etmelidir doğru. Ama öncelikli olarak kendisini kurtarmadan başkasını kurtaramaz.
Uzatmayalım, geçtiğimiz hafta kentimizi ziyaret eden Cumhurbaşkanı tam konuşmaya başlamıştı ki; alanda yerini alan maden işçileri, “İşçi alınsın, üretim artsın” sloganını Cumhurbaşkanının fizyolojisini bozdu. Cumhurbaşkanı slogana karşılık, “Sloganik şeylerle konuşmamızı kesmeyin. Eleman almakla üretim artmıyor. Biz her şeyi düşünürken, ülkenin menfaatini de düşüneceğiz. Olayı bazı fitne unsurlarının araya girmesiyle slogana dönüştürmeyeceğiz” dedi
İşte bu açıklamadan sonra kentte ilginç tartışma oldu. Neymiş efendim, bu sloganın muhatabı Cumhurbaşkanımıydı. Efendim hükümete söylenmesi lazım türünden tartışma başladı.
Buna karşılık GMİS Genel Merkez hemen ardından basın açıklaması yaptı. GMİS Açıklamasında aslında hem maden işçilerine sahip çıkıldı sloganın arkasında duran bir açıklama yaptı, ama aynı zamanda da Erdoğan’ı aklarcasına, “Asıl cevap vermesi gerekenler iktidar partisinin siyasi kadrolarıdır” diyerek inceden “ortacı” siyaset yaptı.
Bu açıklama maden işçileri arasında farklı yorumlandı. Özellikle “Sendikal Birlik-Sendika İçi Demokrasi-Militan Eylem” ilkesinden hareket eden madenciler tarafından eleştirildi.
Klasik Türk-İş (Sarı sendika) politikası olarak değerlendirildi.
Buda yetmezmiş gibi, Genel Maden İşçileri Sendikası(GMİS) Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Zonguldak’ta maden işçileriyle yaşadığı olumsuz diyaloğun sebebinin yerel siyasetçiler tarafından yanlış bilgilendirilmiş ve yönlendirilmiş olabileceğini ileri sürdü.
İnanış Gazetesi’nden Öznur Güneş’in sorularını yanıtlayan Mutlu, “Son zamanlarda kamuoyunda öyle bir algı oluştu ki, TTK’ya işçi aldırmak sadece GMİS’in göreviymiş gibi algı oluşturuldu. Bu bizim asli işimiz değil, bizim asli işimiz örgütlü olduğumuz işyerlerinde işçilerimizin hak ve hukuklarını koruyarak, onların iş sağlığı kurallarına uyarak çalışmalarını, mevcut haklarına bir takım kazanılar ekleyerek sözleşmelerini imzalamak ve çalışma ortamlarında huzur ve barış içinde çalışmalarını sağlamaktır.”Doğru da zamanlaması yanlış.
Mutlu ilginç bir değerlendirme yapmış, bunu örgütleyen kim sizsiniz? Peki Madenci sizin oyuncağınız mı?Siyasi iktidara mesaj vermek için o zaman işçileri madenden çıkarıp Cumhurbaşkanının mitingine niye getirdiniz? İsa Mutlu tamda bu iktidarın istediği bir yerde duruyor.
Ne şiş yansın ne kebap, ama sınıf çok gördü böyle yöneticileri unutma!
Doktorlar Sokağı trafiğe açık mı?
Bu Nizam Caddesi’nde (Halk adıyla bilinen doktorlar caddesinde) araç trafiğini kesmek çokmu zor.Normalde o bölge araç trafiğine kapalı.İnsanların yürüme alanına açık olan yerde neredeyse araç yoğunluğundan geçilmiyor. Park yasağı levhası var mı? Var. Birinci görev kimin emniyet trafiğin.
Başka kaldırımları işgal eden araçlar var orada yetki kimin Zonguldak Belediye’sinin, varsa Belediye trafik birimi, yoksa zabıtaya ait.
Bu sorunu çözmek o kadar zormu sayın başkanım. Emniyet yetkilileriyle bir telefona bakar. Öyle değimli Zabıta Müdürüm. Bazen yerel yönetimin boyu aşan işler oluyor “diyoruz ki bu merkezi iktidarın görevi” ama bu basit bir konuyu da merkezi idareye havaleye gerek yok.
Fazla değil başkanım sıkı bir hafta denetim yapılsın (Emniyet trafik ve belediye ortak) inanın orada aracı kimin, hangi esnafın yada vatandaşın çektiğini anlarsınız. Gerçi dairesi biliyordur kimin çektiğini de ben yine yazayım istedim.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
