Yeni eğitim-Öğretim Yılı yine tartışmalı başladı,krizlerle devam ediyor.

Biryandan TEOG devam ediyor,diğer yandan Cumhurbaşkanı ve Başbakan TEOG kalsın diyor.Dersiniz ki, AKP İktidar değil, devleti yöneten değil de muhalefet gibi hareket ediyor.

Bu tartışmalar yürürken Eğitim-Sen ilginç bir konuya parmak bastı.Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Orhan Yılmaz, “Aldığımız duyuma göre köy ve mahallelerde öğretmenleri muhtarlar denetleyecek” diye açıklama yaptı.

 

Yılmaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başlıyor.Yeni diyoruz ama  bu yılın  yeni olan tek yanı  takviminden başka bir şey değildir.Yalnızca okulların açıldığı tarih ile karne alınan tarihlerin değiştiği bir öğretim yılıdır bu yıl.Geçen yıldan bu yana değişen bir şey olmadığı gibi geçtiğimiz yılı bile arayacağımız bir eğitim öğretim yılına başlıyoruz.

Yanlışlıklara ,baskı, zulüm ve anti demokratik her türlü uygulamaya karşı çıktıkları için darbecilerle  ilişkilendirilerek haksız ,hukuksuz bir şekilde işine son verilen onbinlerce eğitim emekçisi  hala işsiz.Sadece en somut örnek olmasıyla; okullarımızı  yaslandıkları gerici-yobaz çetelere teslim için didinen ve  yılbaşı ile noel arasındaki farkı bilmeyen salaklarca  ihbar edilen dostumuz İsmet AKYOL’un ve Gökhan Taner GÜNTAĞ’ın   aklanmalarına rağmen göreve iade edilmedikleri bir zamanda okulları açıyoruz.Sevinmemiz mi gerekir?

Yine haksız hukuksuz bir şekilde ihraç edilmelerini açlık grevi ile protesto eden Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’yı yasa dışı örgüt üyesi olarak suçlayıp  toplum gözünde itibarsızlaştırmak adına tecrit edilmelerinin ve açlık grevlerinin 194 ncü günündeyiz. Okullar açılıyor diye sevinelim mi?

En yetkili sendikanın(!) sendikamız EĞİTİM SEN’in evrensel hukuk normlarından doğan haklardan dolayı 29 Aralık 2015 tarihinde yaptığı “BARIŞ İSTİYORUZ” iş bırakma eylemine sürgün cezası yağdıran bakanlığa hiç sesini çıkarmayışlarını da, 14 Temmuz 2016 tarihinde cemaat toplantılarında birlikte maklube yedikleri dostlarını 15 Temmuz ertesi hain ilan etmelerini de anlayabiliyoruz. Ancak sendika olma adına haksız hukuksuz bir şekilde ihraç edilen üyelerine sahip çıkmayışlarını anlayamıyoruz. Siz yalnızca genel başkanlarını milletvekili yapma, bazı seçilmiş üyelerini küçükte olsa koltuk sahibi yapma adına mı büyük sendika oldunuz? İş kolumuzda böyle bir sendika var sevinmeli miyiz,bilemiyoruz(!)

Bir yandan 66 ayını doldurmuş çocukların okula kayıtlarını zorunlu hale getireceksin diğer yandan DEVREK –Dirgine Yazıcık köyündeolduğu gibi içinde 66 aylık çocukların bulunduğu 100’den fazla öğrenciyi taşımalı eğitim kapsamına alarak hergün 40 kilometre taşıyacaksın.Şimdi okulların açıldığı bugünde  ise bazı aklı evvellerin  Yazıcık Köyü okulları için verilen depreme dayanıksız raporuna sığınmalarını dinleyeceğiz.

Telefon başında iktidar partisinden emir beklemek değil…Okullar açıldığında “gerekirse prefabrik okul yapacağız” diyerek günü kurtarmaya çalışmayın.Oradaki okul İmam Hatip Ortaokulu olsaydı böyle eyyamcı olur muydunuz,dürüstçe yanıt verin.

Aldığımız duyumlara göre köy ve mahallelerde “öğretmenlerin muhtarlarca denetlenebileceğini       söyleyen bazı zihniyetlerin söyledikleri bu sözlerin nereye varacağını hesaplayarak öğretmenleri hedef haline getirecek söz ve eylemlerden sakınması gerektiğini özellikle belirtiyoruz.

Tüm bunların yanı sıra bir yanda okula yeni başlayacak çocuklarımızın,anne ve babaların heyecanı diğer yandan bu heyecanı söndüren okul masrafları.

Bakanlığın ücretsiz verilen ders kitapları dışında bir katkısı varmış gibi velilerden para istenmeyecek demesine rağmen kırtasiye,kıyafet ve servis ücretleri yanında velilerimizin  yüzlerce liralık bağış  talepleri ile karşılaşılacağını  duyuyor ve  bu çelişkiler yumağı içinde okullarımızı açıyoruz.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.