Önümüzdeki sürecin belirleyicisi Yerel seçim ve yerel yönetimleri hangi partinin kazanacağı ya da kaybedeceği. Yerel seçiminde en önemli aktörü  Belediye Başkan adayları, İl Genel ve Belediye Meclis Üyelikleri. İşte bu nedenle partilerin örgüt yapılarındaki ana yarış-kavga önce kim belde- ilçe-İl Başkanı olursa ona göre o beldenin, o ilçe ve ilin belediye başkan adayının belirlenmesinde önemli karar merkezlerinden biri durumuna geliyor.

Karar verici önemli merkez dememin nedeni, Yerel seçimde kararı sadece örgütün karar vermesi de yetmez. Aday profillerinin oldukça önemi var, örgütün seçim sürecini iyi götürmedeki bilgi, tecrübe çok önemli, milletvekilleri doğal olarak parti genel merkezleri, bunlara ek olarak halkın adaya yönelik ilgisi ve yapma yeteneğine güvenmesi.

Partinin nasıl bir belediyecilik anlayışı öne çıkacak.

CHP’de bu aşamanın önemli bölümleri (örgüt açısından aşıldı) Belde-İlçe Kongreleri gerçekleşti. Beldelere çok hâkim değilim ama ilçelerde ilçe başkanlıklarına gelen arkadaşların kabiliyetlerini biliyorum. Şimdi sıra il Başkanlığı seçimine kilitlenildi.

Basına yansıdığı kadarıyla, Mevcut İl Başkanı Murat Pulat, Devrim Dural, Merve Kır, Fatma Sema Koç, Turhan Oral, Nurettin Yolcu ismi geçenlerin yanı sıra basına açık aday olduğunu deklere eden isimler ise Hakkı Güney, Halil Furat son olarak Fikret Zaman adaylıklarını açıkladılar.

Benim kişisel düşünceme göre, partinin uzun süredir yaşanan sıkıntılarını bilen bir isim olarak, ilk tercih partiye ve il başkanlığı görevinde bir kadın eli değsin isterim.

Şuan bir adım önde görünen Merve Kır, şuanda gelen sesleri ilk konuşmaları duyar gibi oldum. Biz erkekler de fena değiliz, kapı arkasında konuşmada.

Bugün için Merve Kır diyorum ama örneğin Nazan Pulat yıllardır partide emek veriyor, Sema Koç hem meclis üyesi hem de oda yıllardır partide neden olmasın. Başka yönetici düzeyde kadın arkadaşlarımız da var.

Düşünün ilçelerden de İl Yönetiminde kadın ağırlıklı bir yönetimi. Bu dönem kadınların siyasette daha ön sıralarda

olmadan bu iktidarı yenmek her geçen gün daha da zorlaşacağını şimdiden bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

Partinin klasik isim ağırlıklı durumundan çıkmadığı sürece başta merkez ilçe olmak üzere diğer ilçeler de aslında herkes kendi göbeğini kesmenin yoluna bakacak.

Uzun dönemdir İl Başkanlarını ya bir belediye başkanı, yada milletvekili desteğiyle geliyor.

Ağırlıklı olarak belediye başkanları daha çok ilçe seçimlerinde tercihlerini kullandılar. Milletvekilleri de önümüzdeki 5 yıl için şimdilik sıkıntı yok.

Yani demem o ki, yerel seçimin kazanılıp kaybedilmesi direk il başkanı ve ilçe-belde başkanlıklarının sırtında

olacak ve “biz demiştik siz dinlemediniz” yorumları yapılacak.

O nedenle ilçe başkanları bu konuda bir anlamda topun ağzında . Yerel Seçimlerde olası başarısızlık durumlarında fatura direk ilçe-belde başkanlarına kesileceğini şimdiden söylemiş olayım. Şuanda görünen tabloda her il başkan adayının, ilçe başkanının belediye başkan adayı şimdiden belli.

Yani halktan öğrenmek, toplumsal güçlerin reflekslerini ölçmek, partiye oy veren kite içinde titiz çalışma yapmak, CHP dışında toplumsal muhalefetin fikrini almak vb. hepsi bir kenara atılmış durumda. Varsa da yoksa da benim adayım şu diyerek sözler verilmiş durumda.

İşte bu kesinleşmiş, belirlenmiş ve verilmiş sözleri bozacak ve kenti nasıl yönetmeli üzerine kafa yoracak kararlı, inisiyatif alacak ve voltramı oluşturacak bir liderliğe ihtiyaç var.

İşte bu isimleri yada bunların dışında var olanı bulup çıkarma ustalığı gösterilmeden yerel seçimleri kazanma şansı olamaz.

O nedenle hem ilk kez göreve gelen ilçe  başkanlarına önderlik, ustalık yapacak hem de cesareti ve kamuoyunda il başkanı olduğunu hissettirecek, kolektif lider  yapısına ihtiyaç var.

1 Ekim’e hem çok hem de şunun şurası bir şey kalmadı.

TTK’ya işçi alımında GMİS’in tutumu

Geçtiğimiz seçimin ana ekseni yabancı düşmanlığı üzerine oturtuldu.28 Mayıs seçimlerinde Zafer Partisi ülkedeki göçmenler üzerinden yaptığı

propaganda ile aldığı puanın şımarıklığı CHP lideri Kılıçdaroğlu’na önemli puan kaybettirdi.

Şimdi benzer tartışma Zonguldak’ta yaşanıyor. TTK’ya alınacak 2 Bin işçi içinde yabancı uyruklu işçide var tartışmasına, GMİS Genel Başkanı, AKP İl Başkanı ve diğer siyasiler bir anda tepki gösterdiler.

Siyasileri anlamak daha kolay. Ama emek cephesini temsil eden, işçi sınıfının uluslararası birliğini savunan bir sendikanın genel başkanının yabancı işçi sorununa karşı çıkması ise sendikal kadroların bilinç durumunun hangi seviyede olduğunu göstermesi açısından ibretlik.

Oysa GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’de biliyor ki şuan Zonguldak’ın farklı iş kollarında yüzlerce-binleri bulan yabancı işçi çalışıyor. Sendikaların görevleri bu işçilerin entegrasyonunu sağlayacak, işçi sağlığı iş güvenliği, dil konularında ailelerinin çocuklarının toplumla kaynaşmalarına yardımcı olmak için ,sendikasız bütün işçileri (buna yabancı uyruklularda dahil) örgütlemek asıl görevdir.

Bu görev tüm emek ve demokrasi güçlerinde görevidir aynı zamanda.

Sağlıcakla kalın


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.