TTK’ya işçi alımına bahaneler devam ediyor. Son 50-60 Yıldır KİT’leri arpalık olarak kullanan siyasiler her seçim dönemi TTK’a alınacak işçi sayısı pazarlığı yaparak milletvekilliği, bakan hatta meclis başkanlıkları çıkardılar.Aradan geçen bunca zaman sonra üretimde bitme noktasına gelen TTK’nın üzerinden işçi simsarlığına devam ediyorlar. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14-28 Mayıs seçim propagandası sırasında dile getirdiği TTK’ya 2000 yerlatı

işçisi alacağız sözünün üzerinden aylar geçtikten sonra konu 09/08/2009 tarihli 27314 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından tarışmanın bu kez ana yönü; “TC. Vatandaşı olmak’ şartı yer almayınca ‘yabancı uyruklu vatandaşlar da başvuru yapabilecek mi?’ sorusunu gündeme getirdi. Bunun üzerine konuyu kentte örgütlü bulunan sosyalistlere sorduk

Yeşil Sol Parti İl Başkanı Ali Topaloğlu‘da Susma’ya yaptığı değerlendirmede, “İşgüçlerini her yerde kullanabilirler. Bunun önünde bir engel yok.Diğer yandan. Çalışma izni olan her dünya vatandaşı başvurur. Diğer bir başka deyişle TC vatandaşları dünyanın birçok ülkesinde iş güçlerini satabilmektedir bu nedenle emek hareketi evrenseldir” dedi

EMEK Partisi Zonguldak İl Başkanı Ateş Türeli; GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in Tutumunu eleştirdi ve,”Burada, bir tek Zonguldak için değil, Türkiye’deki bütün sendikaların Kürt, Türk, Arap demeden işçilerin sendikal hakları, işçi sağlığı ve iş güvenliği ve ekonomik talepleri için birlikte mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor. Şu örneği verebiliriz partimiz açısından: İstanbul’da, Antep’te, Urfa’da örneğin bildirilerimizi Türkçe ve Arapça dağıtıyoruz.”dedi

Yeşil Sol Parti Ali Topaloğlu Bir defa öncelikle söylemeliyim. TTK bir kamu kurumudur. Şartları uyan her TC vatandaşı başvurabilir. Tersini düşünürsek. O zamanda Zonguldak da yaşayanlar başka bir şehirde işe başvuramayacak mı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Diğer yanmadan emek dünyada serbestçe hareket edebilir. Aslında hiç bir üretim aracı olmayan emekçiler. İşgüçlerini  her yerde kullanabilirler.Bunun önünde bir engel yok. Diğer yandan. Çalışma izni olan her dünya vatandaşı

başvurur. Bir başka deyişle TC vatandaşları dünyanın birçok ülkesinde iş güçlerini satabilmektedir bu nedenle emek hareketi evrenseldir. Rahatlıkla dolaşabilmelidir. Sendika başkanımız. Kendi açısından

belki haklı sepetleri olabilir.Kentte işsizliğin çok olması. Daha çok bölgesel anlamada sendikacılık yapmanın bu gibi zorlukları vardır. Bu da bunun yansımasıdır.

EMEK Partisi İl Başkanı Ateş Türeli Bu soruya şu şekilde cevap verebiliriz. Tabii ki Genel Maden İşçileri Sendikasının Genel Başkanının yerli, yabancı ayrımı yapması bizce doğru bir tutum değildir. İşçilerin emekçilerin vatanı yoktur.Biz bütün işçilerin birliğini savunuyoruz. Bugün Türkiye’de işsizlik had safhaya ulaşmış bir durumda.

Halkımız en ufak bir iş bulabilme ümidiyle birbirine giriyor. Yerli, yabancı işçi  meselesine hiç girmeden şunu da söyleyebiliriz:”Karabük’ün Yenice ilçesinden maden işçisi alınsın mı,alınmasın mı?” tartışması bile yaşandı yakın zamanda. Oysa Yenice’den gelmiş bir sürü maden işçisi ve maden şehidi var.

İşsizlikten kaynaklanan tahammülsüzlük bu noktaya kadar geldi.Oysa işçiler birbirlerine karşı değil patrona karşı mücadele etmelidirler. Çünkü ölenlerin ne vatanı var ne de nereli oldukları önemli.Geçtiğimiz günlerde Armutçuk’taki kazada bir işçi arkadaşımızı yitirdik.Geçen sene Amasra’da kırk üç işçi arkadaşımız öldü.

Hiçbirinin nereli olduğunu tartışmadık bile.Bu anlamda mutlaka işçilerin birliğini savunması gerekiyor sendikanın da.Başta söylediğimiz gibi

maalesef tabandan gelen bu baskı karşısında Hakan Yeşil de yanlış bir tutum sergilemiştir.Burada, bir tek Zonguldak için değil,Türkiye’deki bütün sendikaların Kürt, Türk,Arap demeden işçilerin

sendikal hakları, işçi sağlığı ve iş güvenliği ve ekonomik talepleri için birlikte mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor. Şu örneği verebiliriz partimiz açısından: İstanbul’da,Antep’te, Urfa’da örneğin bildirilerimizi

Türkçe ve Arapça dağıtıyoruz.

Çünkü tekstilde çalışan, inşaatlarda ve çok zorlu iş kollarında çalışan bütün işçilerin hakkını savunuyoruz ve vatanını,dilini sormuyoruz. Patronlar Türkiye’de ucuz işgücü

olarak özellikle göçmen işçileri kullanıyorlar. En kötü koşullarda Suriyeli,Afganistanlı işçi kardeşlerimiz çalışıyor. İşte bizim bu noktada, sosyalistler olarak,bütün işçilerin örgütlü mücadelesini savunmamız

gerekmektedir.

Çünkü işçilerin karşısındaki güç, patronlardır, sermaye sınıfıdır. Sermaye sınıfına karşı birlikte mücadeleyi örgütlememiz gerekiyor. Sendikalar da bu şekilde davranmalı ve bu

yönde tutum sergilemelidirler.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.