Bizler akıllı varlıklar olarak öğrendiğimiz ölçüde insan oluyoruz. İnsanların öğrenimi sonsuz ölçüde ileriye dönük olduğu halde hayvanların öğrenimi doğal ihtiyaçları seviyesini geçemiyor. Fakat bir sorun var: öğrenim kaynakları. Öğrenim kaynakları ise sınırlı. Onlar din, bilim, mitoloji, felsefe, deney, gözlem, duyu, muhakeme, mantık ve çıkar kaynaklı bilgi üretimi.

İnsanlık ilk yaratıldığında avcı ve toplayıcı olarak yaşamını sürdürmeye çalışırken bugün “evren bilimin” yüzde 2’sine ulaşabilmiş duruma gelmiş. Ama bu yüzde 2 birikimle her şeyi bildiği duyu ve düşüncesiyle hareket ediyor.

Peki, daha fazla bilgiye sahip olamaz mıydı? Olurdu. Eğer bugüne kadar yaşamış ve yaşamakta olan insanlık, hayatının nedeninin bilimsel bilgi ve öğrenimi olduğunu bilseydi evren bilimin % 10’una ulaşabilirdi. Çünkü her insan bir Arşimet, bir Sokrates, bir İbn-i  Sina, bir Newton, bir Albert Einstein, bir Edison ve bir Mustafa Kemal Atatürk; bir matematik profesörü, bir fizik profesörü, bir biyoloji profesörü veya başka dalda bir profesör olabilirdi. Yani her insan aklının bir profesör olma yeteneği vardır.

Stefan William Hawking, İngiliz fizikçi, kozmolog, astronom, teorisyen ve yazar. 12 onur derecesi, CBE ödülü ve çok sayıda ödülü almıştır. Bu dahi, 20’li yaşlarda geçirdiği Motor Nöron Hastalığı ve çok yaşamayacağı söylenmesine rağmen 76 yaşına kadar yaşamış 2018 yılında vefat etmiştir.

Unutmayalım; dünya cennettir ve dünya okuldur insanlık için ama, sınıflı toplum sistemi(bugünkü ekonomik düzen) dünyayı cehenneme ve hapishaneye çevirmiştir.

                       xxxxxxxxxxxxxxxxxx   

Bugünkü Türkiye’de halkın mutsuz ve umutsuz olmasının nedeni çok ama bizler 1968 kuşağı olarak, 1961 yılından başlayarak ve 1961 Anayasası sayesinde 1971 yılına kadar bugüne göre kat ve kat mutlu olduk. Çünkü 1961 Anayasası adalete ve bilime bağlı(bilim insanları tarafından hazırlanan)  olduğundan koruma, kollama ve geleceğe hazırlama felsefesiyle yetiştirilmeye çalışıldık. Maddi değerlere asla önem vermedik; bilime, aldığımız eğitime ve adalet ilkelerine hep bağlı kaldık.

Türkiye’yi ve dünyayı yeniden kuracaktık ki, 1971 Darbesiyle, şiddetle ve eğitim sisteminin değişmesiyle bütün hayallerimiz ve geleceğimiz elimizden alındı.

Ne demişti 1971’in genelkurmay başkanı Memduh Tağmaç? Bu ülke halkının sosyal ve kültürel gelişmesi ekonomiyi geçmiştir; bu tersine çevrilmeli; ekonomi önde gitmeli, sosyal ve kültürel gelişme arkadan gelmelidir. Ne demişti lise öğretmenim 1974’te: sizden sonra sizin gibi öğrenci gelmedi..!

İşte ondan sonra eğitim sistemi ilkçağa doğru yönlendirildi. İnsanlar hayatı para, mal, mülk olarak içselleştirmeye başladı ve bugün bu felsefenin doruğa çıkmasıyla karşı karşıyayız.

Sonuçta zenginler daha zengin, fakirler daha fakir hale getirilip köleleştiriliyor ve böylece ne arkadaş, ne dostluk, ne komşuluk kalıyor?  Onun için ben,  çalışanların ve halkın haklarını vermeyenleri vatandaşım saymıyorum.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.