En sonunda 60 yıllık Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni de bitirdiler.
İktidarın baskısına direnemeyen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, sanki istese festivali sürdürebilme olanağı varmış gibi; “Festivali iptal ettim” demiş.
Alkışlamamızı mı bekliyordun sayın başkan!
Özrü kabahatinden büyük derler ya! Tam da bu tanıma uygun bir kişilik sergiledi festival iptal edilene kadar.
Son dönemde kültür-sanata olan bir nefret, düşmanlık aldı başını gidiyor.
AK Parti iktidarı ve saray çevresinin bilim, kültür, sanata olan tavrını ve yasakçı zihniyetini ben şahsen yadırgamıyorum.
Asıl yadırgadığım; bu baskıcı tavra direnme basiretini, cesaretini gösteremeyen muhalefet belediye başkanları.
Bu iktidar yeni gelmedi, neredeyse 22 yıldır ülkeyi yönetiyor.
Belediye başkanlığına talip olan kişi tüm bu baskıların, engellemelerin olacağını bilerek görev kabul etmiş olmalıydı.
Ama en küçük bir iktidar baskısı karşısında boyun eğen başkanlar, sonra da dönüp iktidarı halka şikayet ediyorlar.
Belediye Başkanlığı, milletvekilliği ya da benzeri görevler şikayet değil çözüm ve hizmet üretmesi gereken alanlardır.
Kuşkusuz baskıya direnmeden kastımız, yasalara karşı gelme, hukuk tanımazlık anlamında değil elbette.
Genel bütçeden yeterli payı alamayabilirsin, uluslararası kuruluşlardan sağladığın krediler Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıyor olabilir, icracı bakanlar yatırım yapmaktan kaçınıyordur.
Tüm bunları anlarım, yapacak fazla bir şey yoktur.
Ama 60 yıldır sürdürülen ve halka mal olmuş bir festivali yerel olanaklarla gerçekleştiremiyor ve bakanlığın desteğine muhtaç hale getirmişsen; parayı veren emir veriri ve seni de böyle ne yapacağını bilmez halde ortada bırakır.
Aslında mevcut yerel yöneticilerin büyük çoğunluğunun kapasitesi bu kadar da biz onları farklı yerlere koymuşuz.
Sonuçta taşıyamayacağı yükü sırtına sardığımız bu kişiler, kendi güçlerinin de farkında olmadıkları için en basit bir zorda tökezlemeye, yalpalamaya ve sorumluluktan kaçmaya başlıyorlar.
Daha açık bir dille “hadsizlik-had bilmezlik” diz boyu.
İnsanlar önce kendini iyi tanımalı.
“Benim taşıma kapasitem ne kadar, nereye kadar yürür, nereye kadar koşabilirim?”
Kendi gücünün, birikiminin, yeteneğinin farkında olmayan kişiler bu had bilmezlikle boşta olan her göreve kendilerini yeterli görüyorlar.
Hele de kimi kıdemli ve de nöbetçi adaylar var ki, gerçekten acınacak halleri var.
Yaklaşan yerel seçimler için şimdiden o kadar çok belediye başkanı, meclis üyesi adayı var ki inanın büyük çoğunluğu talep ettiği görevin kendisine ne tür sorumluluk yüklediğinin farkında bile değil.
Durum böyleyken yapılacak en doğru iş, her kademede sandığı ortaya koyup halk iradesine başvurmak.
Zaman su gibi akıp gidiyor, bekleyip göreceğiz.
Özellikle de ana muhalefet partisi CHP, kasım ayı başında yapılacak kurultayla birlikte bu yerel seçimler öncesi çok önemli bir sınavdan geçecek.
Diğer partilerin durumlarını bir başka yazıda daha detaylı olarak ele alırız.
Gelelim “Kanun Hükmünde” nin başına gelenlere.
Bilindiği üzere Altın Portakal Film Festivalinde değişik kategorilerle yarışmalar var.
Bunlardan biri de yönetmen Necla Demirci’nin çektiği Kanun Hükmünde isimli belgesel.
Daha belgesel çekilirken başlayan baskı ve engellemeleri aşarak festivale kabul edilen film, daha sonra belgeselin kahramanlarının terörle iltisaklı olduğu gerekçesiyle yarışmadan çıkarılır. Gerek Jüri üyelerinin gerek yönetmenlerin ve kamuoyunun yoğun baskısı ve mahkeme kararları dikkate alınarak tekrar yarışmaya dahil edilen belgesel daha sonra da Kültür Bakanlığının ve diğer sponsor kuruluşların festivalden çekilmesiyle başkan tarafından iptal edildi.
Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.
Üzerinde durmak istediğim konu, belgeselin Bodrum’da çekilmiş olması.
Belgeselin kahramanları Bodrum halkının yakından tanıdığı sevilen iki isim.
Biri Doktor Yasemin Demirci, diğeri öğretmen Engin Karataş.
Kardiyoloji Uzmanı Demirci daha sonra mahkeme kararıyla görevine iade edildi.
Kahramanları Bodrum’da görev yapmış, belgesel Bodrum’da çekilmiş ama ne ilginçtir Bodrum’luların büyük çoğunluğunun bundan haberi bile yok.
Sosyal medyayı takip ettim, kimseden tek bir ses, tek bir tepki yok.
Hani demokrasiye sahip çıkacak, mağdur edilen KHK lılarla dayanışma içerisinde olacaktık.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
