Türkiye Cumhuriyeti’nin 100.Yılı ülkenin her noktasında farklı etkinliklerle farklı anlamlar yüklenerek kutlandı. Yüzyıllık cumhuriyet tarihimizin ikinci yüzyılına girerken ‘Nasıl bir Cumhuriyet” sorusu hala netleşmiş değil ve ‘Kimin Cumhuriyeti’ soruları cevaplarını aramayı sürdürüyor.
Ne var ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılı, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırımın Ortadoğu genelinde bir savaşa dönüşme tehlikesinin giderek arttığı koşullarda kutlanıyor. Türkiye aynı zamanda üyesi olduğu NATO’nun Rusya’ya karşı savaşının devam ettiği Ukrayna’daki krizin hem coğrafi hem de siyasi olarak içinde bulunuyor. ABD ve Avrupalı güçler İsrail ordusuna tam destek verirken ve kendi kuvvetlerini Ortadoğu’ya konuşlandırırken, Ankara’da yıkıcı bir bölgesel ya da küresel çatışma çıkacağı endişesi artıyor. Bununla birlikte, 1923’te Cumhuriyetin ilan edildiği dünyanın temel sorunlarının bugün Ortadoğu’da ve küresel çapta şiddetli bir şekilde geri dönüşüne tanık olunuyor: dünyayı yeniden paylaşmaya yönelik emperyalist savaşlar, diktatörlük ve eşitsizlik.
Birinci Dünya Savaşı’ndan Almanya’nın yanında yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu, Britanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan kuvvetleri tarafından istila edilmişti. Anadolu’da işçi ve köylü kitlelerinin desteğiyle başlayan direniş hareketi, nihayetinde Mustafa Kemal önderliğinde Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi’nde birleştirilirken, ulusal bağımsızlık savaşı asıl olarak Britanya’nın vekil gücü olan Yunan kuvvetlerine karşı verildi.
Rusya’da Vladimir Lenin ve arkadaşlarının önderliğinde gerçekleşen 1917 Ekim Devrimi ve bu devrimin yarattığı genç Sovyet cumhuriyeti, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında sömürgeciliğe karşı mücadeleye muazzam bir itici güç sağladı. Sovyet Rusya’nın Ankara’ya desteği, 1922’de kurtuluş savaşının kazanılmasında kritik bir rol oynamıştır.
Bugün geldiğimiz nokta da aradan geçen bunca zaman sonra özellikle AKP iktidarının 21 Yıllık serüveni bugün kitlelerin hangi cumhuriyet için sokakları doldurduğu tartışılır durumda ve ikinci yüzyıla, bölgemizde kan ve gözyaşı ile, içeride ekonomik krizle ve yoksullukla mücadele ederek, hak-hukuk-adalet’i tartışarak giriyoruz.
Tüketici Hakları Derneği Kongresinde konuşan, Başkan Ali Topaloğlu’nun da ifada ettiği gibi “100. Yılında insanlarımız çocuklarımız temel gereksinimlerini karşılayamıyor. Sağlıklı beslenemiyor. Çocuklar okula nerdeyse aç gidiyor. Ne yazık ki bu Cumhuriyet çocuklara okullarda beslenme sağlayamıyor. Barınma sorunu ülkenin en temel sorunu haline gelmiş . Bu ülkede çalışanların %70 asgari ücretle çalıştığı bu süreçte Asgari ücret artık kiraya bile yetmiyor. Gençlerimiz de intihar olayları hızla artmış, Genç nüfus bir şekilde ülkeyi terk etmekte, ülkenin büyüdüğü Milli gelirin arttığı iktidar tarafından söylenmektedir. Ülke kalkınırken Milli gelir artıkça biz yoksullaşıyoruz” u tarışıyoruz.Bu ortamda Cumhuriyetin 100. yılını kutluyoruz.
CHP’de Belediye Başkan Aday bolluğu ne anlama geliyor?
İktidar tüm gücüyle 29 Ekim’de kitleleri sokağa dökerek kitle hareketini daha çok yerel yönetime hazırlık olarak değerlendirme planları yaparken. AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan “YüzYüze100Program” çerçevesinde İl’in en büyük ilçesinden çalışmaları sürdürdü.
CHP kanadında ilginç ve bana göre erken bir basın açıklaması geldi. CHP Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu, yapısı gereği, aktif, geçmiş siyasi deneyiminin verdiği ve insan ilişkilerinde özgüvenle peş peşe açıklamalar yaparak bir anlamda yerel seçim startının fitilini ateşlemiş oldu.
Zaimoğlu ilk refleksi, Çınartepe mahalle muhtarı okan girgin’in ‘Makzon’ile ilgili CHP’ye yönelik siyasi angajmanlı açıklamasına sert tepki göstermesinin hemen ardından CHP Merkez ilçe’de yaptığı basın açıklamasında Zonguldak merkez ilçe Belediye Başkanlık yarışında basının öne sürdüğü yaklaşık 12 ilerleyen sürede 20 olacağı (Zaimoğlunun ifadesi) aday yarışı ve yaklaşık 200 meclis üyesi rakamı, hem abartılı hem de çok erken açıklanmış ve yapılmış bir basın açıklaması olarak değerlendiriyorum. Bu sayı artışı ki henüz ismi geçen arkadaşların ne resmi açıklamaları nede takvim açıklanmamışken bunu İlçe Başkanı olarak açıklamak hem Belediye Başkan makamını hem de kamuoyunda Belediye ve kent yönetimini ciddiyetten uzaklaştıracağına inanıyorum.Ayrıca bu kadar sayının bilerek telaffuz edilmesi gelecekte büyük kırılmaları hızlandıracağına inanıyorum. O nedenle daha sakin ve planlı gidilmesinde ve takvimi ve kararları hayata geçirerek ilerlemekte yarar var.
Çaycuma’da okurla buluşuyoruz
Susma yaklaşık bir yıl aşkın süredir bölgede daha yaygın olarak Çaycuma’da geniş okur kitlesine ulaştı.4 Kasım’da SEKA tesislerinde okur-söyleşi için bir araya geliyoruz.Susma Gücünü gönüllü okurlardan alıyor.
Sağlıcakla kalın

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
