Her insan dünyaya geldiğinde ailesi ve onu görmeye gelen insanlar sağlıklı, huzurlu, mutlu, başarılı, uzun  bir ömür diler. Normal şartlarda her anne baba çocuğunun güzel bir yaşam sürmesini ister ve elinden geldiğince bu amaç için çabalar. 

Kimse çocuğunun günün birinde çok acı şeyler yaşayacağını düşünmek istemez. Ancak gün gelir zaman ve şartlar öyle gelişir ki o masum bebek, herkesin iyi temennilerde bulunduğu bebek büyür, gelişir ve hayatın acımasız yüzü ile tanışır. Günümüzde eğitim ve okur yazarlık oranı artmış bulunmaktadır. Gençlerin artık büyük bir kısmı yüksek öğretim görmekte, bir çoğu bu eğitimi almak için il dışına çıkmakta. Onca emek, çaba, çürütülmüş dirsekler. Peki ne için?

Devlet öğrencilere burs ve kredi desteği sağlamakta ancak ne kadar bir destek? Yeterli bir destek mi? Gelin beraber bakalım. Açlık sınırının 13334,13 TL’ye yükseldiği dönemde devletin üniversite öğrencilerine sağladığı bu destek 1250 TL. Şaka gibi ancak güldürmüyor. Üstelik bu gülünç desteğin bir kısmı da öğrencilerin”barınma ücretine”ne gidiyor. Basit bir hesaplama yapalım. 1250 TL’nin 405 TL’si devlet yurduna, barınma ihtiyacına gidiyor, kalan 847 TL. 150 TL yol ücretine gittiğinde kalan 697 TL. Hatırlatmak isterim açlık sınırı 13334 TL. Bir gencin, bir insanın insanca yaşama hakkı böyle alınıyor ellerinden. Onca zorluk çekip, hayallerinin peşinden gidip, belki hayallerindeki üniversitenin kapısından giren genç o kapının ölümüne kadar yol açacağını ne yazık ki bilemiyor. Onca çabası, düşleri, umutları ellerinden alınıyor. O kadar kötü bir buhrana giriyor ki sonucu öz kıyıma kadar ulaşıyor. Doğduğunda edilen dualar ve iyi dilekler ne yazık ki kurtaramıyor gencecik bedenleri. Ceza kanununca cinayete azmettirmenin de suç olduğu kabul edilmiştir. Peki bu intiharlara azmettirenler neden en ufak bir ceza almıyor ya da vicdani rahatsızlık duymuyor? Peki bunları görüp duyanlar neden susuyor ve susmaya devam ediyor? Ateşin yakması için düşmesine gerek yok.  Bir genç, bir insan , insanca yaşayamadığı hatta geçinemediği için canına kıyıyor. En güzel yaşlarında boyundan büyük ekonomik sıkıntılar yaşaması, insanca gezip, eğlenip, yiyip içememesi asla onun suçu değildir. Bu gibi en temel haklarını kullanması gençlerin sıkıntıya sürüklenmesine, hayallerindeki üniversite içinde kendini asmasına kadar gidiyorsa bunu onlara reva görenlerin yanına kalmamalıdır. Buna sessiz kalmamalıyız bizi ya da bir yakınımızı bulmasını beklememeliyiz. Peki ne yapabiliriz? Bunun sebeplerini ve suçlularını bilmek, farkında olmak ve bu farkındalığı yaymak bile büyük bir adımdır. Gençlerin hayallerinin, geleceklerinin ellerinden kayıp gitmesine sessiz kalmayalım zira bu sessizlik sadece onların işine yarıyor.

Bülent Ecevit Üniversitesi’nden Kadın öğrenci


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.