İnsanlık tarihinde ‘İnat’ sözcüğü, bir kavram halini alarak, günümüz sosyolojisine, toplumsal yapımıza, kadar yerleşmiş. ‘İnat’ kavramı sözlükte “uzaklaşmak, topluluktan ayrı durmak, yoldan çıkmak, haktan sapmak” gibi anlamlara geliyor ve “kişinin bir görüş, inanç ve davranışı doğru olduğunu bilmesine rağmen reddetmesi, aykırı davranmakta direnmesi” şeklinde açıklanmaktadır.

Bu kavram üzerine kent yönetmek, ülke yönetmek kişiselleşmiş bir inattan öte, ‘otoriter’, “totaliter’, “faşist’ kavramlara kadar uzanan sosyo-politik biçim aldığı dünya ve ülkemiz örneklerini yaşadık, yaşıyoruz.

Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın, kişisel yapısını değil

Kent adına bulunduğu makam üzerinden değerlendirdiğimizde kent

Yönetimleri ‘İnat’ üzerine değil, katılımcılık, açıklık, şeffaflık ve hesap

Verebilirlik üzerine yürütülmesi toplumsal çıkarlarımız açısından

gerekli olan davranışlardır.

Bir örnekler yürüyelim; Başkan Alan aldığı karar gereği kentin tarihsel, kültürel, ekonomik şekillenmesinde o günün şartlarında vizyoner bir düşünceyle yapılmış Fevkani Köprüsünü yıkma kararı aldığından ve bugüne kadar yaşanan sürece yönelik tutumu tartışılmaya devam ediyor.

Başkan Alan aldığı kararın doğruluğu- yanlışlığını bile kamuoyu ile açık-şeffaf bir şekilde, teknik bilimsel -ekonomik ve toplumsal artı ve eksilerini doğru düzgün paylaşarak, kamuoyunu ikna edemedi ki; Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol geçtiğimiz Pazar Günü gerçekleştirdikleri İl Danışma Kurulu Toplantısı’nda bu konuyu (Fevkani Köprüsü)’nü tekrar sordu.

Burak Erol, Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’a; “Zonguldak’ımızın

67 yıllık köprüsü olan Fevkamil Köprüsü herkesin gözünün önünde.

Yılıldı. Bu köprü merkezde Acılık tarafına inen ayağı var. Soğuksu

tarafına inen ayağı var. Değil mi? Merkeze inen asfalt. Beş ayaklı birçok

67 yıllık bu köprü misyonumu tamamladı. Biz de farkındayız” dedikten

sonra, “. Diyorum ki bak güzel kardeşim Sen bir belediye başkanısın.

Kamunun adına bir iş yapıyorsun. Ben bir il başkanıyım. Maaş almıyorum.Kamu adına iş yapıyorum ve Soruyorum sana. 5800 ton Çıktığı iddia ediliyor. Elinde kanıt yok. Duyuyorum bürokrasiden 3500 deniliyor.Öbür tarafta 1800 deniliyor. Yani ortada dönen bir rakamlar bunlar…Deki Saadet Partisi İl Başkanı kardeşim sen eksik biliyorsun. Bu 5800 tondeğil. Şu kadar ton de. Hesap makinesini önüme alıyordum.Çarpıyorum. 63 milyon 200 bin lira para yapıyor .10 milyon köprünün kaldırılması için harcanmış. 53 milyonluk arada makas var. Bu 53 milyon nerededir Bunun açıklamasını bekliyorum.”dedi.

İşte geliyorum Yorumun Başlığına, “Ömer Selim Alan’ın İnadı. Başkan Alan ‘İnat’ etmeden, Kamu yararı açısından, bunu halka samimi, açık, net, anlaşılabilir yöntemle anlatmanın yolunu neden denemiyor? .

Bu hem görevi hem de sorumluğu açısından. Şu açıklama kamuoyunu rahatlatmaz,“Hurda bizim hassasiyetimiz: Merak edenlere kantar fişlerini göstereceğim” dedi. Açıklamasında yıkım süreci tamamlandığında konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapacağını da sözlerine ekledi.Süreci izleyelim

CHP’de Ön Seçim tartışması

CHP’de Genel Merkez düzeyinde başlayan ‘değişim’ Başta Genel Başkan Özgür Özel olmak üzere, Parti yetkili kurullarında ‘Nasıl bir değişim’i somut gösteren adımlar hızla gündemimize girmeye başladı.

Özellikle Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde 12 askerin şehit olmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nin aldığı tutum ve yayımladığı bildiri tartışması ve sorulan sorular partinin geleceğe yönelik nasıl bir tutum alacağının işaretlerini vermeye başladı. Yerelde ise özellikle merkez ilçede yaşanan önseçim-anket tartışması gündeme damgasını vurdu.

Bu yeni dönemin kadroları ‘Değişim’in altından nasıl kalkar yada kalkar mı? 7 Aday Adayı başvurusu bir oldu bittiyle, sorumluluğu PM’ne atarak Anket vb değerlendirmesi sonucu 4 Adayın elenmesi ve 3 adayla önseçime girilmesi kararı, tabanda kamuoyunda sert tartışmalara neden oldu. İl ve ilçe başkanı Ankara’ya gitmek ve PM’ne önerdikleri ‘tavsiye’ kararını geri çekmek zorunda kaldılar.

Şimdi 6 Ocak’ta Merkez ilçe üyelerle 7 aday için önseçime gidiyor. Büyük yarılma yaşandı.

Bu yarılmanın 6 Ocak’tan sonra da devam edeceğine inananlardanım. Çünkü bu‘ değişim’ adına gelenlerin kendi inisiyatifleriyle değişimi gerçekleştirecek ne güçleri nede birikimleri var. Şuan iktidar olduğunu sanan yöneticiler kendileri değil, onları bu göreve taşıyan güçlerin varlığını yok saydıklarında başlarına ne geleceğini biliyorlar.

AKP’nin kendi içindeki yarığı, CHP kendi lehine ancak radikal değişimle avantaja çevirebilir.

Zor yeniye hamile olanın ebesidir

Sağlıcakla kalın


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.