Hatay Milletvekili Can Atalay’ın hala özgürlüğünden mahrum bırakılması, Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali olarak tanımlandı. Bu hukuk skandalı, demokratik değerlere ve hukuk normlarına aykırı bir şekilde devam ederken, Can Atalay’ın tutukluluğuna karşı çıkanlar Türkiye genelinde bir araya geliyor. Halk, adaletin sağlanması için sokaklara dökülüyor ve demokratik haklarına sahip çıkıyor. Can Atalay’ın durumu, ülkedeki hukuk sisteminin zor bir sınavdan geçtiğini gösteriyor ve bu nedenle Türkiye genelinde demokratik güçlerin birleşmesi, hukukun üstünlüğünü savunması için kritik bir dönemeçtir. Can Atalay davası, adalet arayışının simgesi haline gelmiş durumda, ve halkın talepleri karşısında Türkiye’nin geleceği belirsizliğini koruyor.
Emek Partisi Zonguldak İl Başkanı Ateş Türeli Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Hukuksuz Tutukluluğuna Karşı Acil Çağrı niteliğinde basın açıklaması yaptı.
Türeli açıklamasında; “Hatay Milletvekili Can Atalay, hala özgür ve görevinin başında değil. İkinci kez Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın cezaevinde tutulmasını, seçilmiş milletvekili olarak tanınmamasını hak ihlali olarak tanımladı ve derhal serbest bırakılması, hakkında yürütülen davanın durdurulmasına karar verdi.
Gezi Davası’nda aldığı 18 yıl ceza kararına karşı yerel mahkeme dosyasını yargıtaya göndererek karara uymamıştır.
Mayıs seçimlerinden sonra yaşananlar, Anayasa, hukuk ve evrensel normlarla bağdaşmayan garip bir durumdur. Ancak, hukuk alanında ülkede yaşananlar açısından yeni değildir. Anayasa Mahkemesi’nin kararını beğenmeyenler, uluslararası anlaşmalara imza konulmuş AİHM kararlarını tanımamakta ve yürütmemekte ısrar etmektedirler. Bu durumda, bilinen devlet ve hukuk kurallarını kendi çıkarları doğrultusunda okumakta, yürütmekte ve uygulamaktadırlar.
Hukuk, her zaman egemen sınıfın devlet aygıtının hizmetinde iş görmüştür. Burjuva egemenliği, kendi koyduğu kurallara uymakta tereddüt etmemiştir. Ancak, Erdoğan yönetimi “Başkanlık” düzeninde her şeyi istediği gibi yapmaktadır. Yasaları koyuyor, değiştiriyor ve “yüce mahkeme” dedikleri Anayasa Mahkemesi ile kendi atadıkları yargıçların kararlarını tanımıyor.
Bu keyfi uygulamanın ve hak ihlalinin tek cevabı, başta Can Atalay’ı milletvekili seçen Hatay halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarının demokratik güçlerinin devreye girmesidir.
Bu mesele, sadece bir milletvekilini savunmaktan öte, ne Can Atalay’ın ne de partisi TİP’in sorunu olmayıp, yarın hiçbir anayasal hakları ve güvencesi olmayacak milyonlarca emekçinin meselesidir. Bu gerçekle birlikte, yapılan açıklamaları ve oturma eylemlerini daha da büyüterek, bu hukuksuzluğa karşı bütün güçleri birleştirmek daha önem kazanmıştır.
Şimdi yapılması gereken, Erdoğan’ın başkanlık otoritesinin bu hak gaspı içeren keyfiliğine karşı meclis ve meclis dışında demokratik mücadelenin kitlesel ve ortak şekilde hayata geçirilmesidir.
Demokrasi safında olanların sorumluluğu, bu mücadeleyi gerektirmektedir.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
