Siyaset gündemi her ne kadar metropollere kilitlense de (İstanbul-Ankara başta olmak üzere), sonuçta  her kent kendi dinamiklerini ve kentin geleceğini belirlemede en aktif görev üstleniyor. Bunda kabul etmek lazım ki; Siyasi irade önemli yer tutuyor.

Yerel seçimde bölge ve kent gündemi karamsarlığı, kimin hangi adayın açıklanacağı veya nasıl açıklanacağı tam olarak netleşmedi. Zaman daralıyor, sinirler geriliyor, çatışma sertleşiyor ve doğal olarak bu belirsizlik de işin cabası.

CHP’de 6 Ocak’ta önseçim için adaylar, üye bazında gerekse kamuoyu oylarını arttırmak için propagandalarını hızlandırdılar. Daha önceki yazılarımda,belediye başkanlığında isimden çok siyasal duruş olarak kendi içlerinde de olsa bugünkü ana amaç,ön seçimden çıkmak için üye bazlı çalışma yapılıyor.

Tehlikeli olan şu;Adaylar böylesi dönemlerde,manipülasyon amaçlı da olsa,‘benim şu kadar oyum var’ söylemine düşerek bir anlamda üyeyi mal gibi alınıp satılan bir metaya dönüştürüyor. İşte bu dil, kentin geleceğini de mal-pararant,satmak, almak söylemlerinin yerleşmesine ve ona uygun sözlerinde

yer bulmasına neden olan en tehlikeli çalışma biçimine dönüşüyor. Bu adaylar arasında bu kez kamuoyuna yansıyan, meclis üyeliklerinden özel kalem müdürlüklerine, belediye başkan yardımcılıklarına kadar bedava makam mevki dağıtan, pazara çıkmış tellala dönüştürüyor.

Oysa kent yönetmek, Belediye Başkanlığı makamında olmak, Başkan Yardımcılıkları, Özel Kalem müdürlükleri kısaca kamu bürokrasisi bu tür adımları ve söylemleri elinin tersiyle itiyor. İtmekle kalmıyor,Belediyede var olan 718 (2024 Performans Programında) personeli bu tür söylemlerden doğal olarak etkileni yor. Özellikle CHP bunu 2019 Yerel seçimlerinde çok açık yaşadı. Halka değilde üyelere sözler vererek belediyede seçim alındığı görülmemiştir.

Seçim alacak iki kriter var: Birincisi, parti bütünlüğünü sağlamak.Önseçimden kim çıkarsa çıksın,aday bir koalisyon adayıdır, aynı zamanda o birliği ve  bütünlüğü sağlamak zorundadır. İkincisi, yönetme kabiliyeti. Belediye Başkanı bir liderlik makamı değil, yöneticilik makamı (idarecilik değil). CHP İl ve ilçe tam bir bıçak sırtında.

Şu an CHP Merkez ilçede Harun Akın, Fırat Birkan, Tahsin Erdem üçlüsü bir yarış içinde görünüyor.

Şu an Meclis başkan Vekili Atınç Kayınova parti tabanına yönelik ya da parti yönetimine yönelik olarak bugüne kadarki yaptığı görevlerdeki pozisyonu ve tutumu onun kabiliyetini kamuoyunda test etmeye gerek bırakmıyor, kamuoyu Kayınova’yı, meclisteki aktif tutumuna göre değerlendirecek.

Diğer adaylardan Mecliste deneyimli ve çalışkanlığı ile bilinen Turgut Aydın bir anlamda 2014’ün tecrübesini de yaşamış bir arkadaşımız. O tecrübeyi de hesaba katarak parti tabanından çıkmanın çalışmasını bıkmadan usanmadan yapıyor.

Diğer bir aday Zeki Günalp, Sayın Günalp’i bir siyasi figür olarak değerlendirmiyorum. Geçmişte DSP’de mutlaka deneyim tecrübeleri olmasına rağmen CHP tabanında bir karşılığı yok. Fakat aday adayı olarak CHP’den yana tutum alması sevindirici, partiye güç kattığını söylemeliyim.

Burada kilit isim aslında İsmail Eşref. İsmail Başkanımın ne tecrübesine ne de yönetme kabiliyetine söz  söyleyecek durumda değilim. Ancak ondan öğreneceğim çok şey olduğunu biliyorum. Umarım parti ve aday arkadaşlar İsmail Başkanımın bu güçlü yanından faydalanırlar.

Fakat İsmail Başkanımın diğer en güçlü yanı ise halkla olan yakınlığı. İnanın abartma yok, İsmail Eşref’in kitle iletişimi hiçbirimizde yok ne yazık ki.

Kamuoyunda ‘gitti’, ‘görevi bıraktı’ vb. sözlerine fazla aldırmayın.

İsterseniz o koca belediye binasına girin, arka sokaklara, kentin varoşlarına gidin ve İsmail Başkanın nasıl yönetici olduğunu sorun, cevap sizi mutlaka bir yere götürür. Peki İsmail Başkanım CHP’nin bu yapıdaki üye tabanından çıkar mı, ya da üye İsmail Eşref konusunda nasıl bir tutum alır? Benim bu konudaki yaşadığım (2014 Belediye Başkan Aday adaylığı ön seçimi) olası bir bloklaşmada, tabanın ‘o olmasın’, ‘buna da vermiyorum’ dediği yerde üçüncü seçenek olarak önemli bir yerde.Bunun üzerine halktaki karşılığı da eklerseniz kilit yerde ‘CHP’de önseçim sınavı’ o nedenle dedim.

Bu sınav, ankette ilk üçte çıkmışlığa benzemeyen, daha somut bir sınav. Ama sınavı geçmek, savaşı kazanmak anlamı taşımıyor. O daha büyük bir sınav. Güçler dengesi burada içeri dönük iken, o büyük sınavda dışa dönük olacak olmalı ama, başta söylediğim o parti bütünlüğünü sağlayacak adayla.

Yeni yılınızı kutluyorum.

Sağlıcakla kalın.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.