NEREYE GİDİYORUZ(11)

Susma Gazetesi’nde okudum. Konu, Çaycuma’da yapılan “Türkiye Ekonomisi Genel Görünümü ve Beklentileri Konferansı”.

Konferansta konuşan iktisat profesörü Muharrem Afşar şöyle diyor: 2002 ilâ 2023 yılları arasında biz ekonomiyi %45 büyütürken emsal ülkelerin büyüme oranı % 108,3 olmuş.

IMF kaynaklarına göre dünya ekonomisi 105 trilyon dolar. Bunun 26,9’u ABD’ye ait, 19,4’ü Çin Halk Cumhuriyeti’ninmiş. Buna karşılık Türkiye’nin milli geliri 1 Trilyon dolar, Fransa’nınki 4,4 trilyon dolar. Fakat 40 yıl önce bizden çok gerilerde olan Güney Kore 1,7 trilyon dolara çıkmış. Bizim dünya ekonomisinden aldığımız pay %0,69 iken 2023’te %1’e çıkmış, diğer gelişmekte olan ülkeler toplam %20,4’ten %42,5’e çıkarmış.

Bu sonuçları biraz değerlendirelim:

Son 21 yılda Üçüncü Dünya ülkelerinin büyüme oranı yüze 108,3 olurken bizimki yüzde 45 olmuş.

Hemen soralım: Bu ülkelerin komşuları kimler? Bu ülkelerin etrafında Ukrayna-Rusya savaşı var mı? 40 yıldır komşuları Irak ve Suriye savaşları olmuş mu; bu komşuları işgal altındalar mı 40 yıldır? Filistin gibi komşularında dünyanın en müreffeh komşu ülkesi tarafından 27 bin kişi öldürüldü mü, dünyanın en medeni olduklarını iddia eden vahşi ve emperyalist ülkelerin desteğiyle? Komşularının işgali öncesi ve sonrası emperyalizm destekli terör örgütü ile savaşları var mı? Bu savaşta 70 bin PKK’lı, 15 bin asker öldüğü ve 30 bin askerin de yaralandığı ne çabuk unutuluyor?  Bu yıkımın vatanımıza, halkımızın psikolojisine, ekonomimize, sosyolojisine, sosyal ve kültürel gelişmesine verdiği zarar nereye konacak?

Bu yıkımlar yanında gelir dağılımında en yüksek yüzde 20’nin payı yüzde 50’ye çıkarken en düşük yüzde 20’nin payı yüzde 5’e geriliyor. Bu oranlar 2002 yılı ekonomik krizi oranlarıyla aynı… Nüfusun yüzde 60’ı en zengin yüzde 20 için çalışıyor. ABD bile en düşük yüzde 5,4 en yüksek yüzde 40,8!

Bunun başka bir nedeni ise tüm kamu ekonomik kurumlarının özelleştirilmesi, özel ve yerel firmaların yabancılaştırılması, yabancılaşan kurumların sahiplerinin kurumlarını satarak aldığı parayı yabancı ülkelere taşımaları… Yani yabancılaşan firmaların bütün kârları yurtdışına gidiyor ve Türkiye’de yatırım yapmıyorlar. Mesela: 8 büyük şişe suyu firmasını yabancılar almış. Sanayinin %70’i, bankaların yüzde 70’i yabancıların…

Yetmiyor, geçen yıl 4,5 trilyon lira vergi gelirinin yüzde 65,24’ünü tüketim vergilerinden geliyor, 1,5 trilyon lira sermaye vergisi siliniyor ve 1 trilyon 375 milyar açık veriyor ve enflasyonu çıldırtıyor hükümet bilerek ve isteyerek!..

 Yani fakir halkın aldığı yüzde 5 payın yarısını da vergi olarak alıyor elinden! 

Bu şartlarda milli gelir nasıl büyüyecek? Toplumun karnı doymaz, bilimsel, sosyal ve kültürel gelişmesi olmaz; hastaneler, hapishaneler ve sokaklar dolar ancak!  

Bu nedir? Osmanlının son günleridir. Evet, Osmanlı sevenlerin amacını gerçekleştirmede başarıya ulaştığını gösteriyor bu sonuçlar. Osmanlı hiçbir konuda gelişme gösterememişti, çünkü halkın yaşam tarzı imamlara teslim edilmişti, ibadet bilmediği dilde idi, okuma yazma yüzde 5 idi ve fakir köylü çiftçilik yapıyor, vergi veriyor ve askere gidiyordu.  Sonuç 6.yüzyıl felsefesinin, dünya görüşünün egemenliğiydi. Yine aynı yoldayız.

Çünkü robotlar gelecek insan emeğine, ihtiyaç kalmayacaktı. Ve az kaldı 2030 yılına. Ne demişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan? 2030 yılında bambaşka bir dünya olacak.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.