Yerel seçime 10 gün kala, hem merkez siyaset hem de muhalefet, iktidarı almanın ana yönünü emeklilere, kendi tabirleriyle ‘AK Saçlılar’a yöneltti. Siyasi parti liderleri seçim çalışmalarında ana mesajlarını en düşük emekli maaşının yükseltilmesi ve bayram ikramiyelerinde artış sağlanması üzerine kurdu.

Bu konuda en tartışmalı çıkış İYİ Parti lideri Akşener’den geldi. Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olarak, “Emeklilere bayramda 7 bin lira ikramiye vereceksin. 11 bin lira seyyanen zam yapacaksın. En düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine getireceksin. Bu seçime kadar bunu yap oylar senin olsun ama yapmıyorsan emeklinin oyuna talibim” şeklinde seslendi. Akşener’in bu çıkışı, ‘Erdoğan’a oy istiyor’ olarak yorumlandı.

Yerelde ise yeni örgütlenme çalışmaları yürüten ve daha çok sol, sosyalist grupların bir araya gelerek oluşturduğu Tüm Emekliler Sendikası, taleplerini dile getirerek yerel seçimde iktidara karşı tutum alıyor. Sendika, şu talepleri dile getiriyor:

1.            2008’de uygulamaya konulan emeklilik sistemi değiştirilmelidir.

2.            Maaş bağlama oranı yenilenmeli ve en düşük emekli maaşı, işe yeni başlamış en düşük memur maaşına eşitlenmelidir.

3.            Memurlara verilen seyyanen ödeme, bütün emeklilerin maaşlarına eklenmelidir.

4.            Çocuk cep harçlığına dönüşmüş bayram ikramiyesi diye ödenen miktar artırılmalıdır. Bayram ikramiyesi yerine, yılda 4 kez olmak üzere en az asgari ücret düzeyinde bir tutar her emekliye verilmelidir.

5.            Emeklilerin yaş durumu ve kronik rahatsızlıkları dikkate alındığında, sağlığa erişim kolay ve tez zamanda olmalıdır. Sağlıkta katkı payları kaldırılmalı, ayrımsız bütün hastanelerde muayene, tedavi ve tetkikler ücretsiz olmalıdır.

6.            Emeklilerin sendika hakkının gaspına son verilmelidir. Emekli sendikaları tanınmalıdır.

Bu durumda özellikle 68-78 Kuşağı olarak tarif edilen ve daha ağırlıklı olarak laik, demokratik devletten yana olan, sol, sosyalist kadroların öne çıktığı görülüyor. Geçmişten bu yana emeklileri bir anlamda bir kalıpta tutan Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti ve Tüm Emekliler Derneği gibi farklı iki yapılanma vardı. Ancak bu kez sendikal örgütlenme öne çıktı. Bu çıkış aynı zamanda DİSK’e bağlı Emekli-Sen’i de böldü ve bugün emekliler, işçi sendikaları gibi bölünerek devam ediyor.Siyasetin merkezine oturmuş olan AK Saçlılar, bu seçimin kaderini değiştirecek mi?

CHP’nin TOOG’u gündem oldu

Siyasette birinci adamlığa soyunma, sabırlı ve sakin olmayı, karşılaşılan konularla ilgili dikkatli ve seçerek tutum almayı gerektiriyor. Prompter okuyarak konuşma bazen bu anlamda daha geçerli olabiliyor. Geçtiğimiz haftanın basında çok yazılan çizilen ve gündem oluşturan konusu Pusula Gazetesi Yazıişleri Müdürü, aktif gazeteci Öznur Güneş’in, CHP Belediye Başkan Adayı Tahsin Erdem’e basın toplantısında sorduğu, “İktidar olursanız, şuan makam aracı olarak kullanılan TOGG’u kullanacak mısınız?” şeklindeki sorusu gündeme gelmişti. Tahsin Erdem, “Bizim TOGG ile işimiz yok, bizim işimiz açlarla” diyerek cevapladı ama sinirli, kızarak, tepki göstererek. Bu sorunun sorulması gereken bir soru olduğunda anlam kaybı yok. Ancak siyasetin tarafları oluşunca, yani Tahsin Erdem’i destekleyenler, Ömer Selim Alan’ı destekleyenler şeklinde bürününce, taraflardan kime kim soru sorduğunda benzer tepkilerle, reflekslerle karşılaşılabiliyor. Örneğin Ömer Selim Alan kendine muhalif gazetecileri basın toplantılarındaki tepkilerini biliyoruz. Bu nedenle bu sahaya çıkmak, daha sakinlik, hoşgörü ve dikkatli olmanın dışında, demokrasiyi, düşünce ve fikir özgürlüğünü öyle iş olsun diye değil, bilinçli ve inançla gerektiriyor.

Bu süreçte özellikle basınla daha barışık olmanın yararı var. Ayrıca popülist politikaya gerek yok, Tahsin Erdem ‘zorunlu olmadıkça’ makam aracı değil toplu taşıma kullanacağını belirtiyor. Başrılı diye örnek verdiğiniz Sayın Kantarcı ise işe bisikletle mi gidip geliyor mesela. Daha gerçekçi olmakta yarar var. Çünkü ne Ovacıklı Maçoğlu ne de İsveç’li yönetici değiliz.

Çaycuma’da Kantarcı’nın durumu

Geçtiğimiz hafta Çaycuma’da siyasetin nabzını alalım diye bir dizi ziyaret gerçekleştirdim. Bu dönem belkide Çaycuma merkezinde en zor seçim diyebiliriz. Şu değil, CHP kaybedecek anlamında değil ama Belediye Başkanı Sayın Kantarcı’nın özellikle meclis listesi çalışmalarındaki niyeti işin rengini değiştirmişe benziyor. Tıpkı, konferansta, Prof. Keleş’in “Çaycuma halkının gelmiş olduğu demokratik kültür düzeyi” gibi.

Sağlıcakla kalın.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.