Nereye Gidiyoruz (14)
Cumhuriyet 12 Mart 2024 Salı.
“İşsizlik sorunu büyüdü. Ocak 2024’te işsizlik oranı dar tanımlıda yüzde 9,1, geniş tanımlıda 26,5 oldu.DİSK Araştırma Merkezi, geniş tanımlı işsiz sayısının Türkiye’deki küresel COVID 19 salgın dönemi hariç tutulduğunda en yüksek seviyeye ulaştığına dikkat çekti.
TÜİK verilerine göre ise 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı Ocak 2024’te 3 milyon 216 bin kişi oldu ve yüzde 9,1 oranında. DİSK AR’de geniş tanımlı işsiz oranı ise yüzde 26,5 olarak hesaplandı; 10 milyon 453 bin kişi olarak. Geniş tanımlı ile dar tanımlı arasındaki farkı temsil edenler ise işsiz olsa da iş bulmaktan ümidini kesenlerdir. Dar tanımlı işsizlik erkeklerde % 7.7, kadınlarda % 11.7. Geniş tanımlı işsizlik erkeklerde % 22.2, kadınlarda ise yüzde % 33.8 olmuş.
Ocak 2024te çalışmakta olanların sayısı 32 milyon 222bin kişi (yüzde 49) oldu. İşgücüne katılım sayısı ise 35 milyon 436 bin, işsiz sayısı 3 milyon 214 bin(TÜİK verileri)
İş Kurumu’nun dün yayımladığı rapora göre Şubat 2024 sonu itibariyle işsizlik sigortası fonu 212,5 milyar lira. Bu fondan 2024’ün ilk iki ayında işverenlere 9,9 milyar lira, işten atılanlara ise 6,3 milyar lira verildi.”
“Asgari ücret yılda bir kez belirlenmeli diyor İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç. Kıdem tazminatı, işsizlik fonu ilave ve ağır yükler. Bütçeler yılbaşı ilan edilen asgari ücrete göre hazırlandı,” diyor.
Bende diyorum ki; neye ağlıyorsun? Bütçeni yıl içinde yeniden yapabilirsin. Kıdem tazminatının yıllık birikimini giderine işlemek için kanun değişikliği yaptır. İşsizlik fonu size destek ve satış hasılatı olarak geri dönmüyor mu?
Cumhuriyet 25.02.2024.
ATO Başkanı Gürsel Baran nitelikli eleman bulamıyoruz, diyor. Oysa, eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin sayısı 2.5 milyon!
10 Mart 2024 Cumhuriyet.
“İktidar emekçinin temel yasalarında tartışma yaratacak değişikliklere hazırlanıyor. Esneklik yine ısıtılıyor. Çalışma Bakanlığı’nın strateji planında yasadışı işçilerin “kayıtlı” çalışması da var. Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Irgat, “Yeni İş Yasası hazırlıyorlar; gizli saklı, diyor.
Buna göre işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumlulukları yeniden düzenlenecek. Bu kapsamda iş yasasındaki esnek çalışma düzenlemelerinin etkinleştirilmesi gerektiği savunuldu. Kamu sektöründe de esneklik uygulamasına yönelik mevzuat çalışmaları kaydedildi. Planda orta vadeli program hedeflerine yer verilerek şöyle denildi: “Uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil esnek çalışma modellerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda iş dünyasının ihtiyaçları ve özel yaşam dengesi gözetilerek, mevzuat düzenlemeleri hızlı ve etkili bir şekilde hayata geçirilecektir. İş Kanunu’nda sosyal taraflarla diyalog halinde yapılacak değişiklikler ve bu doğrultuda gerçekleştirilecek ikinci mevzuat çalışmaları işgücü piyasalarında güvenceli esneklik sağlanacaktır. İşgücü eksiği yaşanan sektörlerde alternatif işgücü kaynakları oluşturulmasına yönelik politikalar geliştirilecek ve gerekirse uluslararası işgücünü ülkenin beşeri sermayesinin tamamlayıcı unsuru haline getirilecek.” (Türkiye’de milyonlarca işsiz olmasına rağmen).
Bu bilgiler çerçevesinde Türkiye’de çalışma hayatının ne kadar karmaşa içinde olduğu ortaya çıkıyor. Hâlbuki devlette her alanda bilgi ve olanak var ama nedense hâlâ ortaçağ felsefiyle yaşanan ve yaşanmaya devam edilecek şartlar yaratılmaya çalışılıyor. Felsefe şu: bana dokunmayan yılan bin yaşasın! Böylece çok kolay ve basit bir mantıkla güvenlik güçlerine ve adliye güçlerine sırtını dayayarak bildiklerini okumaya devam ediyorlar.
Çalışma hayatının yeniden düzenlenmeye ihtiyacı var. 45 yıl önce günlük vardiya saatleri 48 saatten 45 saate düşürüldü ve hâlâ uygulanıyor. Öbür taraftan teknolojik, ekonomik, bilimsel ve sosyolojik gelişmelere rağmen bir değişiklik yok. Ama diğer taraftan Avrupa’da çalışma saatleri haftalık 30-35 saatlere düşürülüyor.
Bende bu konuda ve halkımızın içinde bulunulan ekonomik, sosyolojik ve psikolojik yıkımlarını nasıl ortadan kaldırabiliriz veya en aza nasıl indiririz, diye sorgulamaya çalıştım ve şöyle bir öneri aklıma geldi:
Türkiye nüfusu 84 milyon olduğuna ve dağılımı da 0-14 yaş % 21.4, 15-64 yaş % 68.3, 65 ve üstü % 10.28 ise eğer, çalışma yaşında olan 57 milyon 372 bin ve çalışan sayısı 32 milyon 222 bin kişi. Eğer 10 milyon vatandaşımızın çeşitli nedenlerle evde kalabilir diye düşünürsek, demek ki 25 milyon 150 bin vatandaşın işe ihtiyacı var.
Peki, bu kadar vatandaşa iş bulabilir miyiz bugünkü şartlarda? Hayır. Bunun için önerim şu: Günlük normal çalışma vardiyasını ikiye çıkaralım ve bir vardiyayı 6 saate düşürelim. Böylece işletmelerin çalışma kapasiteleri de yüzde 50 artsın.
Tabi bu değişim tüm işyerlerinde olmak zorunda değil. Şartları ve olanakları hangileri için uygun ise olabilir. Bunun için kamu kurumları da kendilerini gözden geçirebilirler.
Böylece tüm vatandaşlar hayatlarını işe mahkûm olarak değil işlerine ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı olarak bakacaklar, kalan zamanlarında bilimsel, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerini kolayca karşılayan olanaklara sahip olacaklar; kimileri de eğitim ve öğretim hayatını ömür boyu sürdürerek, bilge olmaya çalışacaklar.
Ne demiştik? Dünya, evren bilimin okuludur.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
