31 Mart seçimleri toplumun derinliklerine kadar işleyen sıkıntı, gerginlik, çatışma, yoksulluk, adaletsizlik gibi kavramları bir anda ortadan kaldırmış gibi bir ferahlık, rahatlık yarattı. Özellikle seçim sonuçlarının farklı alınması ve ülkede neredeyse tam bir bayram havasına dönüştürdü.Ardından gelen dokuz günlük Ramazan Bayramı yoksul halka en azından, bir araya gelme, bayramlaşma, kaynaşma ve dayanışma duygularının yeniden yaşattı.Bu nedenle çifte bayram kavramı kullanıldı.
Ama işin diğer gerçeğine baktığımızda toplum bayrama girerken aslında yoksulluk içinde, işsizlik içinde, ilaç alamama, çocuklarının bayramda cebine bayram harçlığı koyamamanın sıkıntısıyla bu bayramı atlattı.
CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul’un yaptığı açıklamada ki gibi, “Ücretli öğretmenler için 1 hafta okulların kapalı olması demek zaten asgari ücretin altında olan ücretlerinin kesilmesi demek. Çünkü kadrolu öğretmenler 39.000 Lirayken, ücretli öğretmenler saati 85 ila 90 lira arasında ek ders ücreti alarak çalışıyorlar” Yani yüzbinlerce ücretli öğretmen aslında bayrama aç ve ağlayarak girdi.
Yine ülkenin birçok bölgesinde özel sektörde işçiler, grev çadırlarında bayrama girdi.
DİSK Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) mart ayı açlık yoksulluk sınırı verilerini açıkladı.
BİSAM tarafından yapılan hesaplamaya göre açlık sınırı 16 bin lirayı, yoksulluk sınırı 57 bin lirayı, tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 25 bin lirayı geçti.Günlük harcamalarda mart 2024’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 172.09 liralık harcama gereksinimi ile oluşturdu.
Türkiye’de toplam işsiz sayısı 3 milyon 214 bin kişiye yükseldi.
Kısaca adı çifte bayram olan bu söylem gerçek yaşamdan, uzun vadeli yaşadıklarımızla karşılaştırıl dığında reklam arası gibi birşey oldu.
Bölgede ise sular iyice ısındı, İsrail-Filistin savaşı dahada genişleyerek, vekalet savaşlarından savaş direk muhataplara dönen bir durum aldı.
İran ve İsrail savaşın direk muhatabı durumuna geldi.Bu durum dünya dengelerini zamanla nasıl etkileyecek ve Türkiye bu durumda nasıl bir pozisyon alacak işte bu çifte bayramın kazanımları daha demokratik bir devlete mi? daha otoriter bir devlete mi yön alacağını bu daha daha çok yoksulluk, daha fazla sömürü, daha çok adaletsizliklerin kapımızda olduğunun işaretleri.
AKP-MHP Bloğu çatlıyor mu?
Yerel durumdan hareketle, 31 Mart seçimleri öncesi bu seçimin AKP’de aslında İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın seçimi olacağını sürekli yazmış ve yorumlamıştım. 31 Mart’ta alınan sonuçlar işte bu gerçeğe bir adım daha yaklaştırdı.Seçilmişler bizde ya ölünceye kadar, yada öldürülünceye kadar iktidarda kalıyor. Çünkü değişimi değil orada kastlaşmayı, kabuk bağlama için çaba sarfediliyor. Öyle olunca kabuğu kaldırınca yara azıyor, acıyor.İşte bu nedenle gelen kabuk bağlamak için ne gerekiyorsa onu yaptıyor orada kalmak için.İlk olarak kendine altarnatif olacak kim varsa toplumun geleceğinide öteleyerek onu diskalifiye edecek duruma geliyor. Önünü arkasını temizliyor.
Şimdi AKP’ye bakalım, Milletvekili Muammer Avcı bir dönem kalır mı, devam etmek ister, Ahmet Çolakoğlu’da benzer bir durumda. Ozaman ilk iş kendine altarnatif kim varsa başarızılıklarla orada kalmayı kendilerine meslek edinmeye başladılar.Örneğin Çaycuma’da Kantarcı’nın büyük fark atması, Zonguldak Merkez’de Kozlu’da AKP’nin büyük darbe alması İl Başkanı Mustafa Çağlayan’nın karnesini düşürdü. 4 Yıl sonra kim öle kim kala.
Birde buna yukarıda MHP ile olan ayrışma-çatışmayı da ekleyince 31 Mart’ta MHP-AKP Bloğu tam bir hezimete uğradı. Milletvekillerinden çok tartışma örgütlere döndü.Neden başarılı olunmadı? Halk neden sandığa gitmedi vb.Memnuniyet anketi yapmaya başladı.Oysa toplumsal sorundan çok siyaseti eline geçirmiş olan ve siyaseti meslek haline sokmuş onsuz yaşayamayan, insan gruplarının yarattığı travma. Türkiye toplumuda dünyadaki örneklerine doğru yol alıyor ve her yıl seçime katılma oranı giderek düşüyor. Bu durum siyasetin-siyasetçinin partileri toplumsal yarardan çok, şirket gibi babadan oğula geçer duruma getirilmesileri ve siyasetin sınıfsal-toplumsal yanından,bireysel zenginliğe doğru kayarak kastlaştığının işareti.
Bu rüzgar sadece MHP-AKP Bluğunu değil,toplumsal mücadeleden uzaklaşan herkesi saracak.
Taki yeni bir dünyaya kadar
Sağlıcakla Kalın

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
