İnsanoğlu her yaptığının, her düşündüğünün doğru olduğunu sanarak yaşamaya çalışıyor. Hâlbuki daha evren bilimin yüzde 2’sine ulaşabilmiş 400 bin yıldan buyana. Tabii, bu tarz düşüncenin kaynağı cehalet. Bir de egemenlik ve güç sahibi olmak var. İkisi bir araya gelince her konuda ben ben diyor insanlar. Sonuçta bugün yaşadığımız yıkım tablosuna ulaşıyoruz. Toprağın altındaki varlıkları, tüketiyoruz, tüketimle değiştiriyoruz, havayı, suyu ve toprağı kirletiyoruz; canlıların yaşam ortamını yok ediyoruz böylece…

Bunun yanında ekonomik eşitsizliğin, parasal, maddi zenginlik hırsı ve yarattığı yıkım var. Bugünkü kapitalist yaşam şartlarında doğal ihtiyacımızın 3-5 kat fazlasını tüketiyoruz; birinci nedeni gelir eşitsizliğinin yarattığı kalitesiz üretimin zirve yapması ve kullanmadığımız halde satın alma hevesiyle depo yapmaya çalışmamız yüzünden..

Doğayı anlamak için çaba sarf etmeliyiz olabildiğince. Önceki Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi’nin Pazar ekinde Ayça Ceylan’ın “Deniz kabukları, sahilde boş durmuyorlar, gezegen ekosistem için çalışıyorlar; sakın alıp götürmeyin başlıklı yazısında şöyle diyor:

“Deniz kabuklarının kozmos ile yakından bağlantılı geometrisi onun para birimi, takı, müzik aleti, tılsım, süsleme objesi olarak kullanımına neden olmuştur. Aslında doğal olarak deniz kabuklarının yaradığı işler şunlardır: Sahil erozyonunu önler, deniz çayırlarının sabitlenmesini sağlar, keşiş yengeçleri için yuva, küçük balıklar için korunma alanı oluşturur, kıyı kuşları tarafından yuva inşasında kullanılır ve parçalandıklarında kumda yaşayan organizmalar için besin kaynağıdır.

Bırakın yerlerinde kalsınlar, doğal yaşam bozulmasın.”

 Ayça Ceylan’ın başka bir yazısında ise “bulut tohumlama yöntemiyle” Birleşik Arap Emirlikleri’nde günlük hayatı felce uğratan yağmurlar yağdığını ve yağmurun bir günlük miktarının bir yıllık yağışa eşit olduğunu ifade ediyor.  

Çünkü iklim değişikliğinin yarattığı yoksunluklar insanlığı bu yollara sürüklüyor.

Bizdeki ve Dünyadaki iklim değişikliğinin nedenlerinin temeli gereksiz-kalitesiz madde tüketiminin arşa çıkmasıyla birlikte fosil yakıt tüketiminin de zirve yapmasıdır.  Bu durumda önce fosil yakıt kullanımı sıfırlanmalı ve doğaya zarar vermeyen enerji tüketimine geçilmelidir.

İklim krizinin temel nedeninin tüketim olduğunu ortaya koyduk. Bunlardan birinci alan, ulaşım aracı olarak kullanılan motorlu kara araçlarıdır. 2020 yılına göre dünyada 2 milyara yakın araç olduğunu öğreniyoruz internetten. Sanırım bu son 4 yılda bu sayı 2,2milyara yaklaşmıştır.

Bizdeki araç sayısını gelişmesi ise şöyle olmuş:

1980 yılında DEİ verilerine göre motor araç sayısı 1 milyon 344 bin 254. Bunun 742,3 bini otomobil, 64,7 bini minibüs, 32,3 bini otobüs, 165,8 bini kamyonet, 164,9 bini kamyon.

2000 yılında DEİ verilerine göre motorlu araç sayısı 7,1 milyon olup bunun 4 milyon 417,7 bini otomobil, 235,7 bini minibüs, 118,3 bini otobüs, 792,8 bini kamyonet, 394,1 bini kamyon ve 1milyon 11,1 bini motosiklet.

2020 yılında TÜİK verilerine göre motorlu araç sayısı 24 milyon ve bunun 13 milyon 99 bini otomobil, 493 bini minibüs, 212 bini otobüs, 3 milyon 938 bini kamyonet, 859 bini kamyon, 3 milyon 512 bini motosiklet.

2024 yılı itibariyle toplam araç 30 milyon. 15 milyon 762 bini otomobil, 5 milyon 577 bini motosiklet, 4 milyon 614 bin kamyonet, 2 milyon 235 bini traktör, 990 bini kamyon, 513 bin minibüs, 213 bin otobüs.  

26.06.2024 günlü Birgün gazetesinden aldığım bilgilere göre :

1- Diyarbakır ve Mardin’de çıkan ve 15 kişinin yanarak can verdiği yangındaki bölge afet bölgesi ilan edilmemiş. Yangın elektrik direğinden düşen kıvılcımların ekinleri yakmasıyla çıkmış.

2- Zonguldak CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, elektrik dağıtım firması DEDAŞ’ın dolar cinsinden olan borcunun TL’ye çevrilip 6 taksit yapılarak yüzde 20’sinin buharlaştığını ve böylece 2 milyar 498 milyar TL. kamu zararı doğduğunu belirtmiş. Ve alınan bu kararın altında ise 2017 yılında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in imzasının olduğunu tespit etmiş.

3- Bayram tatili büyük şehirlere yaramış ve İstanbul’un hava kirliliği bayramda yüzde 55 azalmış. İTÜ UÇAK VE Uzay Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, Dünya Sağlık örgütüne göre Dünya’daki her 10 kişiden 9’unun sağlıklı hava solumadığını ve hava kirliliğinin görünmeyen sinsi bir katil olduğunu belirtilmiş. 

4- Sermaye kesiminin vergi kıyakları devam ediyormuş ve geçen yıl 1 trilyon 524 milyar TL. olan kıyağı bu yıl 2 trilyon 210 milyar TL. olacakmış. Bütçe açığı ise geçen yıl 1 trilyon 380 milyar lira iken bu yıl 2 trilyon 652 milyar lira olacakmış. Sonuç olarak beklenen bütçe açığı sermayeye vergi kıyağını biraz aşacaktı… Hatta denk bütçe bile olabilirdi. Yani sıfır enflasyon…

Dünyada sosyalizm egemen olsaydı insanlık için neler olurdu?

  1. Aç ve açıkta kimse olmazdı,
  2. Herkesin bir işi olurdu,
  3. Eğitim ömür boyu olurdu ve insanlar bir fakülte bitirince diğerine başlardı,
  4. Çevre kirliliği olmazdı ve hastalıklar yüzde 90 azalırdı,
  5. Doğal kaynaklar(madenler)’in yüzde 90’ı toprakta-yerinde kalırdı,
  6. Mahkemeler yok seviyesine inerdi, çünkü hayatın tamamı adaletle yoğrulmuş olurdu,
  7. Hapishaneler yok seviyesine inerdi,
  8. Savaş olmayacağı için silah da olmazdı,
  9. Tüm insanlık barış ve mutluluk içinde yaşardı,
  10. Bugün saydığımız olumsuzlukları ve kapitalizmin yarattığı hiçbir olumsuzluğu yaşamazdık.

Hadi iş başına…!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.