Atatürk’ün Dünya gençliğine hitabesi(benim hayalim):
Ey Dünya gençliği birinci görevin, insanlığın geleceğini, insanlık yaşamını sonsuza kadar korumak ve bir arada yaşatmaktır. Varlığının ve geleceğinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. Gelecekte bile seni bu hazineden yoksun etmek isteyecek düşmanların olacaktır. Bir gün ekolojik ve barış içinde yaşamı savunmak zorunda kalırsan göreve atılmak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar hiç uygun olmayan bir durumda kendini gösterse de!..
Ekolojik ve birlikte yaşamı yıkmak isteyecek düşmanlar Dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir varlığın temsilcisi olabilirler. Zorla veya hile ile kutsal Dünyanın bütün ülkeleri teslim alınmış, bütün işletmeleri ele geçirilmiş, bütün orduları ele geçirilmiş ve Dünyanın her köşesi işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olanı ise Dünyadaki iktidarlara sahip olanlar gaflet, sapıklık ve hatta ihanet içinde olabilirler. Hatta bu iktidarlar sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi ve ekonomik amaçlarıyla birleştirerek sermaye/işgalciler ile işbirliği yapabilirler. İnsanlık, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezik ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Dünya gençliği! İşte bu durum ve koşullar içinde bile görevin, ekolojik yaşamın egemen olduğu, barış içinde yaşayan bir insan topluluğu sistem ve düzeni kurmaktır. Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda ve aklında mevcuttur.
İşte o gün bu gündür…
Ekolojik denge nedir?
Ekoloji kavramı: Ekoloji: canlıların birbirleri ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Tüm canlıların yaşamsal faaliyetlerini ve karşılıklı etkileşim içine girdikleri, fiziki, kültürel, sosyal, ekonomik ve biyolojik alandır. Ekolojik özellikler nelerdir? Sıcaklık, su, ışık, kimyasal ve mekanik faktörleri içerir.
Ekolojik yaşam ne demek? Ekolojik yaşam bu dengeyi bozmadan, doğal yaşamı mümkün olduğunca koruyan, çevreye saygılı şekilde sürdüren hayat tarzı olarak tanımlanabilir. Doğadaki tüm canlılar ekosistemin bir parçasıdır ve doğanın içinde bir denge vardır. Ekolojik yaşam aynı zamanda bir hayat felsefesidir. Yani beslenmeden giyime, dekorasyondan kişisel bakım ürünlerine kadar pek çok konuyu kapsar.
Büyük şehirlerde yaşasak bile mekanlarımıza ekolojik yaşamı keşfedelim. Doğal kumaşlar kullanalım: ipek, yün, keten ve hasır olmak üzere. Evdeki malzemeler ahşap malzemeden olmalı, diğer tüketim malzemelerinde de ekolojik, sağlıklı ve kaliteli ürünler olmasına dikkat etmeliyiz. Bunun en kolay yollarından birisi de reklamlardan uzak durmaya ve kullanmadığımız ürünleri almamaya çalışmaktır. Diğer ve en son yapacağımız ise az atık çıkarmak ve kalan madde ve malzemeleri değerlendirilmesidir. Bunun için belediyeler özel ve kullanılabilir/değerlendirilebilir atık madde çöp kutuları yapmalıdır. Almanya’da her evden çıkan çöpler, 4 çeşit olarak ayrı kutulara atılıyormuş…!
Sanayi devrimiyle birlikte ve kapitalist sistemin bu alanı olabildiğince kullanma amacıyla çalışmasıyla doğal yaşam altüst olmuş doğal kontrol elden kaçmıştır. Tüm amaç para kazanımını en yüksek seviyeye çıkarmak için çalışmak ve buna uygun düzen kurmaktır.
Kapitalizm endüstriyel üretim kapasitesini doruğa çıkarmıştır ve hâlâ çıkarmaya çalışmaktadır. Genel olarak insanlığın ihtiyacı olan miktarın 3-5 katı fazla üretim ve satın alma vardır. Çünkü satın alınanların bir kısmı hiç kullanılmamakta veya kalitesiz oldukları için gereğinden fazla sayıda alınarak emek ve enerji kaybına neden olmaktadır. Bilimsel ve ekonomik gelişim sonunda insan ömrü uzamış nüfus artışı hızlanmıştır. İneklerin de sayısı arttığı için havaya salgıladıkları sera gazları yoğunluk kazanmıştır. Sanayide kalitesiz ürün için kullanılan kimyasal ürün artışı da havaya ve çevreye büyük zarar vermektedir. Kağıttan çok plastik ürün kullanılmaktadır. Dünyadaki taşıma araç sayısı 2 milyarı geçmiş ve havaya ve çevreye en çok zarar veren alan haline gelmiştir; acele toplu taşımaya önem vererek 500 milyon ile sınırlandırılmalıdır. İşletmelerin ilk yapacakları yatırım alanı, çevre kirliliğini önleyecek yapılar kurmak ve havaya, suya ve toprağa zararı sıfıra indirmektir. Havaya, suya ve toprağa zarar veren alanların en büyüğü “doğal kaynaklar” diye değerlendirdiğimiz toprak altı maddelerdir; bu maddelerin toprak altından çıkarımı sıfır seviyesine indirilmelidir.
Ekolojik dengenin bozulmasının sonuçları:
- Binlerce hayvan ve mikrobiyolojik canlı türünün yok olması,
- Mevsimsel sıcaklıkların çok artması,
- Yeşil alanların azalması ve kalan bitki topluluğunun atmosferdeki yoğun karbon gazını tüketememesi nedeniyle atmosferin karbon gazı deposu haline gelmesi,
- Sel ve kıtlık gibi doğal felaketlerin artması,
- Hastalıkların ise kat ve kat artması.
Tüm bu yıkımlar ve olumsuz gelişmelerden kurtulmanın tek yolu dünyayı egemenliği altına alan kapitalist(savaş-ahlaksızlık) ekonomik sisteminden kurtulup sosyalist(barış-ahlaklılık) ekonomik sistemine geçmektir.
Ne demiştik? Sınıflı toplum sistemi insanlık için dünyayı cehenneme çevirmiştir. Sosyalizm ise cennet olan Dünyayı tekrar cennete çevirecektir. İnsanoğlu için Dünya “evren bilimin” okuludur. Evren bilimi kavradıkça güzel insanlar olacağız.
Haydi Dünya gençliği, işbaşına!..
Bu vesile ile 10 Temmuz 1999 günü katledilen Kemalist devrimlerin ödünsüz aydını Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
