Yaz ayları bölgede etkisini hissettirdikçe, yani hava ısındıkça, toplumun serinletici ve nefes aldırıcı çareler arama isteği de o derece artıyor. Bütün sahiller tıklım tıklım dolu; inanın, kimse deniz sularının yüzmeye uygun olup olmadığına bakmadan, fırsat buldukça çocuklarıyla serinlemek için kendini sahillere atıyor. Bu yoğun kalabalıkların bir nedeni sıcak hava olsa da diğer nedeni ekonomik kriz. Toplum iyiden iyiye bunalmış durumda. Uzak tatil beldelerine gitmek bir yana, evinden çıkıp en yakın sahile ulaşmak bile eskisi gibi kolay değil. Zonguldak merkez ve ilçelerinde denize ulaşmak en uzak mesafede yaklaşık 45 dakika, bilemediniz bir saat. En yakın mesafe ise deyim yerindeyse “ayağınızın altında,” araçla 5-10 dakikada denizdesiniz.Ama gelin görün ki, ailece minibüse binseniz, dört kişi gidiş-dönüş neredeyse 200 TL tutuyor. Plaja giriş, kabin, şemsiye gibi masraflar en az 500 TL, ve denizde uzun süre kalacaksanız, yanınızda çocuklarınız da varsa, yedik içtik derken en az 500 TL daha harcarsınız. Neresinden bakarsanız bakın, maliyet yaklaşık 1000-1500 TL arası. Eğer bunu hafta sonu Cumartesi-Pazar olarak yaparsanız, 3-4 bin TL’yi bulur. Asgari ücretin 17 bin TL olduğu bu dönemde, sezon boyunca bir kere deniz havası almak için gitmişseniz, oturup memnun olmanın dışında yapılacak başka bir şey yok. Yani basit bir hesapla, Zonguldak ve çevre ilçelerde denize bir veya iki defa girmenin asgari maliyeti bile yüksek. Daha uzak noktaları söylemeye gerek yok. İşte böyle bir yaz sıcağında, çoğumuzun yaşadığı ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan bir sıcak atmosfer var.Şimdi diyeceksiniz ki, “Başlıkta Filenin Sultanlarından, Basket 67’ye uzanan siyasetin rolü” ile bu anlattıklarının ne alakası var? Var, hem de bal gibi var. İki konu da sıcak gündemi oluşturuyor: biri yazın ve ekonominin sıcaklığı ve çekilmezliği, diğeri ise siyasetin bu konudaki sıcaklığı. Susma’da spora istediğimiz kadar yer veremiyoruz. Bunun bir yandan kadro yetersizliği, diğer yandan sayfa sorununun verdiği çaresizlikle alakası var. O nedenle zaman zaman, en azından tarihe not düşme adına, arada dalıp çıkıyoruz.

Şimdi aklınızdan “Bahaddin de siyasetin, toplumsal sorunların dışında spordan ne anlar?” diye geçirebilirsiniz. 

Ama kişisel olarak, bu yaşıma kadar sporun farklı dallarında (futbol, judo, masa tenisi) amatör kulüplerde az da olsa emeğim olmuştur. Hâlâ fırsat buldukça masa tenisi oynar, yakın zamana kadar da halı sahada top koştururdum. Bu nedenle, spora politik olarak uzağım. Özellikle ticarileşmiş spora ve siyasetin sporu kitleleri etkileme aracı olarak kullanmasına karşıyım. Çünkü faşizmin bu yolu deneyerek milyonlarca insanı nasıl katlettiğini, Hitler’den Mussolini’ye, Franco’ya kadar, iktidara nasıl geldiklerini iyi bilen biriyim. Bu insanlık, bunları unutmadı, unutmaz da.Şimdi gelelim yerel siyasete, özellikle de CHP kanadının son bir aydır her şeyi bir kenara bırakıp Basket 67 ile ilgili kitleleri manipüle etmesine. Yukarıda dedim ya; yaz sıcağı ve ekonomik kriz sıcağında, Basket 67 neden diğer hiçbir siyasetin değil de CHP’nin merkezine oturdu? Bu konuyu, Basket 67 Takım Kaptanı Kanat Tan’ı kişisel olarak ayrı tutarak yazıyorum. O konu biraz da benim Kanat ile tanışmamış olsam da iki baba dostu oluşumuz, belki onun bilmediği bir şeydir ama annesi ve babası ile olan yakınlığımızdan dolayı onu incitmeden işin politik kısmına değinmek istedim. Basket 67 konusunda CHP’ye yönelik iki farklı görüş çıktı. Biri CHP’li Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, milletvekilleri Deniz Yavuzyılmaz ve Eylem Ertuğrul’un Zonguldak Kadın Basketbol Takımı için çağrılar yapmasına tepki gösterdi. Posbıyık, milletvekillerinin Ereğli’nin sorunlarına duyarsız kaldığını belirterek, “Ereğli’nin gençlerine sahip çıkmayan milletvekillerinden utanç duyuyorum” dedi.

Diğeri ise Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun, İnanış Gazetesi’nden Muhammet Karapınar’a yaptığı açıklamaydı. Vali Hacıbektaşoğlu, “Mesele o meblağlar değil, o meblağlar yatırılır. Şimdi orada süreç biraz daha farklı işliyor, basketbolda futboldan biraz daha farklı. Bana anlattıklarına göre” diye konuştu.

Bunun dışında da karşı bir açıklama gelmedi.CHP’nin bu desteği ve toplumun o kadar ağır sorunlarının yanında bu konunun peşinden koşmasının ne anlamı olabilir? Filenin Sultanları ve kadın basketbol takımları, seküler hareketin temsilcilerinin rol modeli olarak mı tercih ediliyor, yoksa işin ekonomik boyutunda bilinmedik bir kör nokta mı var?’ Salon sporları, daha çok laik cephenin, küçük burjuva izleyicisinin ağırlıkta olduğu ve voleybol ile basketbolun, özellikle kadın takımlarının, son yıllarda iktidar karşıtı rol modeller olarak yansıdığı bir alan olsa da, bu durum, “tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet” söylemini canlı tutmanın ötesine geçmez.

O nedenle, özellikle spor üzerinden yapılan çıkışlara mesafeli ve daha dikkatli bakmaya ve uyanık olma lıyız diye düşünüyorum.

Sağlıcakla


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.