23. Kömür Kongresi Zonguldak’ta Başladı: Kömür Madenciliği Tartışılacak

Türkiye Maden Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı’nın 12-13 Eylül tarihlerinde düzenlediği 23. Uluslararası Kömür Kongresi, Zonguldak’ta Dedeman Otel’de başladı. Kömür sektörünün sorunları ve çözüm önerilerinin tartışılacağı kongreye

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kurtoğlu, Baro Başkanı Türker Kapkaç, TTK Genel Müdürü Muammer Kiraz ve Genel Müdür Yardımcıları, Amelebirliği Başkanı Veli Köktürk, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil ve Genel Başkan Yardımcıları, CHP İl Başkanı Devrim Dural, İyi Parti İl Başkanı Erdal Gülay, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, Sektör temsilcileri ve davetli topluluğu katıldı.

Kongrenin açılışında, Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kemal Barış, Maden Mühendisleri Odası Başkanı Erdoğan Kaymakçı, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Kutoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz konuşma yaptılar.

Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kemal Barış’ın Açılış Konuşması

Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kemal Barış, açılış konuşmasında kömürün geçmişten günümüze medeniyetlere katkısını vurguladı ve şunları söyledi:

“Bugün Türkiye’nin kömür sektörünün kalbinin attığı Zonguldak’ta 50 yıldır düzenlenen Kömür Kongresi’nin 23.’sünü gerçekleştirmenin onurunu yaşıyoruz. Yüzyıllardır medeniyetlere güç veren kömür, enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü karşılamaya devam etmektedir.”

Prof. Barış, kömürün yalnızca enerji kaynağı değil, aynı zamanda işçilerin ve teknik elemanların emeğiyle yoğrulmuş bir değer olduğunu belirtti. Ayrıca, küresel ısınma ve çevre kaygılarının kömür üzerine tartışmaları artırdığını ifade etti.

Kömür ve Batı’nın İki Yüzlülüğü

Prof. Barış, Batı’nın kömür konusundaki tutumunu eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“Sanayi Devrimi’nden bu yana kömürden faydalanan gelişmiş ülkeler, bugün küresel ısınma nedeniyle kömür tüketimlerini azaltacaklarını beyan etseler de, enerji krizleri anında kömüre geri dönmektedirler. Örneğin, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Almanya kapattığı nükleer santralleri tekrar açmayı gündeme getirmiştir.”

Barış, Batı’nın enerjide kömür kullanımı konusunda iki yüzlü bir tutum sergilediğini ve küresel enerji denklemlerinin kısa vadede değişmeyeceğini savundu.

Türkiye’de Kömürün Stratejik Önemi

Türkiye’de kömürün stratejik önemine dikkat çeken Barış, 2023 yılında Türkiye’deki elektrik üretiminin %36,3’ünün kömürden elde edildiğini belirtti. Taşkömürü ithalatının Türkiye ekonomisine maliyetinin 4,5 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Barış, Zonguldak kömür havzasının bu açıdan kritik bir rol oynadığını ifade etti. TTK’nın yaşatılması değil, canlandırılması ve yatırımların hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

İş Güvenliği ve Madencilikte Karşılaşılan Zorluklar

Barış, kömür madenciliğinin özellikle yeraltı madenciliği açısından tehlikeli bir iş kolu olduğunu belirterek şu uyarıları yaptı:

“Son yıllarda yaşanan kazalar, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yetersizliklerin bir göstergesidir. 2010-2022 yılları arasında dünyada çeşitli kazalarla 613 madenci hayatını kaybederken, Türkiye’de bu sayı 415 olmuştur. Soma ve Amasra gibi facialar, iş güvenliğinin önemini gözler önüne sermektedir.”

Madencilik Eğitimindeki Sorunlar

Son olarak, Prof. Barış madencilik eğitimindeki yetersizliklere değinerek şunları söyledi:

“Son yıllarda maden mühendisliği bölümlerine olan ilgi azalıyor. Eğitim kalitesindeki düşüş, bilim ve teknolojiden uzak uygulamalara neden oluyor. Bu durum, yeraltı kömür ocaklarında yaşanan kazaların en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.”

Prof. Barış, kömür madenciliği alanındaki sorunların çözülmesi için acil önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

Zonguldak Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Adına Konuşma

Zonguldak Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu adına konuşan Şube Başkanı Akademisyen Dr. Erdoğan Kaymakçı, konuşmasında Zonguldak’ın maden sektöründeki tarihsel rolünden, madenciliğin bölgedeki toplumsal ve ekonomik yapıya etkisinden ve mesleki dayanışmanın öneminden bahsetti.

Kaymakçı, Zonguldak’ın ülke madencilik tarihindeki önemine değinirken, maden mühendislerinin sorumluluklarının da arttığını belirtti.

Madencilik ve Zonguldak’ın Toplumsal Dokusundaki Yeri

Kaymakçı, Zonguldak’ın sadece bir maden kenti olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin endüstriyel gelişiminde önemli bir mihenk taşı olduğunu vurguladı. Şehirdeki kömür madenciliğinin 19. yüzyıldan bu yana hem yerel ekonomiye hem de ülke sanayisine büyük katkı sunduğunu belirtti. Şu sözlerle Zonguldak’ın toplumsal dokusundaki madenciliğin yerini aktardı:

“Zonguldak, kömür madenleriyle özdeşleşmiş bir kenttir. Bu şehirde maden ocakları sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda yaşamın merkezidir. Madencilik, burada nesiller boyunca ailelerin geçim kaynağı, toplumsal dokunun bir parçası olmuştur. Zonguldak, Türkiye’nin endüstriyel kalbidir.”

Maden Mühendislerinin Artan Sorumluluğu

Kaymakçı, maden mühendislerinin günümüzde karşılaştığı zorluklara da değinerek, teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada maden mühendislerinin bu değişime ayak uydurması gerektiğini vurguladı. Maden mühendislerinin, hem sektördeki iş güvenliği sorunlarını çözmede hem de teknolojiyi madenciliğe entegre etmede önemli bir role sahip olduğunu belirtti. Bu noktada şunları söyledi:

“Biz maden mühendisleri olarak, sadece yer altı zenginliklerini gün yüzüne çıkarmaktan sorumlu değiliz. Aynı zamanda bu süreçte çevreyi koruma, iş güvenliği standartlarını en üst seviyeye çıkarma ve teknolojik gelişmeleri mesleğimize entegre etme gibi görevlerimiz de var. Bu nedenle, sorumluluğumuz her zamankinden daha büyük.”

Mesleki Dayanışmanın Önemi

Mesleki dayanışma ve örgütlenmenin önemine vurgu yapan Kaymakçı, Zonguldak Maden Mühendisleri Odası’nın sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda madencilerin haklarını savunan bir platform olduğunu dile getirdi. Madencilik sektörünün karşı karşıya olduğu sorunları çözmek için birlikte hareket etmenin önemini vurguladı:

“Maden mühendisleri olarak, meslek örgütümüzü güçlü kılmak, dayanışma içinde olmak zorundayız. Zonguldak’ın ve ülkemizin geleceği için, mesleki örgütlenmemizi daha da güçlendirmeli, birlik içinde hareket etmeliyiz. Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, geleceğimizi birlikte şekillendireceğiz.”

Güncel Sorunlar: İş Güvenliği ve Teknolojik Yenilikler

Kaymakçı, konuşmasında maden sektöründeki güncel sorunlara da geniş bir yer ayırdı. Özellikle iş güvenliği ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunun her zaman öncelikli olduğunu belirten Kaymakçı, maden kazalarının önlenmesi için yapılması gerekenlere dikkat çekti. Bu bağlamda şunları söyledi:

“İş güvenliği konusu, madencilik sektöründe asla ihmal edilmemesi gereken bir alandır. Her işçi, her mühendis yer altına güvenle inip çıkabilmelidir. Madencilik kazaları, her zaman bizleri derinden yaralayan olaylar olmuştur. Ancak bu kazaların önlenmesi bizim elimizde. İleri teknoloji ve modern güvenlik sistemlerinin maden ocaklarında daha yaygın kullanılması, eğitimlerin artırılması ve sürekli denetimlerle bu sorunu çözebiliriz.”

Zonguldak’ın Geleceği: Eğitim ve Teknoloji Yatırımları

Zonguldak’ın madencilik sektöründeki geleceğiyle ilgili olarak da görüşlerini paylaşan Kaymakçı, teknolojiye ve eğitime yapılacak yatırımların geleceğin madenciliğini şekillendireceğini söyledi. Özellikle yerli teknolojilerin geliştirilmesi ve maden mühendislerinin bu teknolojilerle donatılması gerektiğini belirtti. Kaymakçı, geleceğin madenciliği için en kritik unsurun eğitim olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“Zonguldak ve Türkiye’de madenciliğin geleceği, bugünden atacağımız adımlara bağlı. Eğitimli, donanımlı mühendisler yetiştirmek, teknolojiyi en verimli şekilde kullanmak zorundayız. Yerli teknoloji geliştirmek, madenciliği daha güvenli ve sürdürülebilir kılmak için olmazsa olmazdır. Zonguldak, bir kez daha madencilikte öncü olabilir. Bunun için eğitime, inovasyona ve işbirliğine daha fazla yatırım yapmalıyız.”

Sonuç: Birlikte Daha Güçlüyüz

Konuşmasının sonunda Erdoğan Kaymakçı, Zonguldak’ın geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türkiye’nin madencilik sektöründeki öncü rolünü sürdürmesi için herkesin birlikte çalışması gerektiğini vurguladı. Bu süreçte maden mühendisleri, işçiler ve ilgili tüm tarafların el birliğiyle hareket etmesinin önemine değindi. Konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Zonguldak, madenin ve emeğin kentidir. Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de bu kimliğimizi koruyacağız. Hep birlikte, dayanışma içinde hareket ederek Zonguldak’ı ve ülkemizi daha iyi bir noktaya taşıyacağız. Birlikte daha güçlüyüz, birlikte başaracağız.”

GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in Kongre Konuşması: Yerli Üretim ve KİT Reformuna Karşı Tavır

23. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi Açılışında Stratejik Mesajlar

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, 23. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, taşkömürünün demir-çelik sektörü için kritik bir stratejik kaynak olduğunu vurguladı. Özellikle dışa bağımlılığın azaltılması ve yerli üretimin artırılması gerektiğine dikkat çeken Yeşil, koklaşabilir kömürün önemine değinerek, “Taşkömürü ülkemiz demir-çelik sektörü için stratejiktir. Bu nedenle azami ölçüde koklaşabilir kömür üretilerek dışa bağımlılık azaltılmalıdır” dedi.

Yeşil, aynı zamanda yeniden gündeme gelen KİT Reformu hakkında sert eleştirilerde bulundu ve kamuya ait stratejik kurumların özelleştirilmesine veya daraltılmasına karşı, GMİS, Zonguldak Platformu, bölge halkı ve işçilerin kararlı duruşunu dile getirdi. “KİT Reformu adı altında hayata geçirilmeye çalışılan girişimlerden derhal vazgeçilmelidir” diyerek net bir mesaj verdi.

Enerji Güvenliği ve Yerli Kaynakların Önemi

Yeşil, konuşmasında özellikle son dönemdeki uluslararası gelişmelere dikkat çekerek, enerji güvenliğinin küresel anlamda daha da önem kazandığını belirtti. Şubat 2022’den beri süregelen Rusya-Ukrayna savaşı ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının, enerjinin stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi. Türkiye’nin enerji kaynaklarında dışa bağımlılığının artmaya devam ettiğini vurgulayan Yeşil, bu durumun cari açığa da olumsuz etkisi olduğunu belirtti.

“Türkiye, 2023 yılında 37,7 milyon ton taşkömürü ithal etmiştir. Ancak TTK norm kadrosunun çok altında çalışmaktadır ve yıllık 5 milyon ton üretim kapasitesi kullanılmamaktadır. Türkiye her yıl taşkömürü ithalatına milyarlarca dolar ödüyor” diyen Yeşil, Zonguldak havzasındaki taşkömürü rezervlerinin yerli üretimle karşılanabileceğini belirtti.

TTK ve Stratejik Kamu Kurumlarının Korunması

Madenciliğin zor ve tehlikeli bir iş kolu olduğunu belirten Yeşil, Türkiye’nin taşkömürü ihtiyacını karşılayacak yerli kaynakların mevcut olduğunu ve bu kaynakların daha etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. “Madencilik özveri ve tecrübe ister. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve Maden Tetkik Arama (MTA) gibi deneyimli kurumlar korunmalı ve geliştirilmelidir” dedi.

Yeşil, ayrıca KİT Reformu adı altında stratejik kamu kurumlarının özelleştirilmesinin, daraltılmasının veya kapatılmasının gündeme getirilmesine karşı olduklarını belirterek, Zonguldak Platformu’nun bu konuda etkin bir duruş sergilediğini dile getirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, Bakan Alparslan Bayraktar’ın özelleştirme ve kapatma planlarının olmadığını kesin bir dille ifade ettiğini hatırlattı.

KİT Reformu: GMİS ve Zonguldak Halkının Kararlı Duruşu

Ancak, geçtiğimiz hafta açıklanan Orta Vadeli Program’da Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın KİT Yönetişim Reformu’nun yeniden gündeme getirildiğini söyleyen Yeşil, bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Süslü laflarla, reform adı altında yapılan bu girişimlere karşı kararlıyız. Sadece TTK değil, reformun kapsadığı 19 kamu kurumu tasfiye edilmek veya satılmak suretiyle uluslararası tekellerin kontrolü altına girme tehlikesiyle karşı karşıyadır” dedi.

Yeşil, Zonguldak halkı, işçiler ve sendikalar olarak bu tehlikeye karşı birleşik bir duruş sergilediklerini belirterek şu uyarıda bulundu: “Bu girişimlerde ısrar edenler, karşılarında GMİS, maden işçileri, MTA işçileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve halkımızı bulacaktır.”

Son olarak, mücadelenin bitmediğini, aksine daha da güçlendiğini söyleyen Yeşil, “Yaktığımız mücadele ateşini söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Öğleden sonraki programda ise Zonguldak’ta Madencilik Eğitiminin 100 Yılı ve Bir Facianın Anatomisi: Amasra Maden Kazası konulu sunum yapıldı ve ardından “Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ve Uygulamada Yeraltı Kömür Madenciliğinde Yaşanan Aksaklıklar” konulu panel düzenlendi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.