12 Eylül ve Toplumsal Travma
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, 23. Kömür Kongresinde konuştu. Yavuzyılmaz, konuşmasında 12 Eylül darbesinin Türkiye üzerindeki etkilerini geniş bir perspektiften ele aldı. 12 Eylül 1980 darbesinin yaşandığı dönemde henüz çocuk yaşta olduğunu belirten Yavuzyılmaz, bu travmanın günümüze kadar nasıl sürdüğünü ve toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini ifade etti.
“Bugün 12 Eylül üzerine konuşacak, söyleyecek çok şey var. Ben 12 Eylül darbesi olduğumda henüz 1.5 yaşındaydım. Burada salonda bulunan, yaşı benden büyük olanlar 12 Eylül’ün nasıl bir toplumsal çöküntüye yol açtığını ve bu travmanın hala nasıl devam ettiğini çok daha rahat hissedeceklerdir. Ancak ben baktığımda şunu görüyorum. 12 Eylül’den sonra büyümüş bir genç olarak, şu anda bir yetişkin olarak bize devredilen toplumsal düzenin aslında ne kadar olduğunu görüyorum.”
Yavuzyılmaz, darbenin etkilerinin sadece o dönemde kalan değil, aynı zamanda sonraki nesillere de miras kaldığını ve bu mirasın toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini vurguladı. Darbenin ardından yaşanan işkenceler ve toplumsal travmaların, nesilden nesile aktarılan derin izler bıraktığını belirtti.
12 Eylül’ün Siyasi ve Toplumsal Sonuçları
Yavuzyılmaz, 12 Eylül döneminin sadece bireysel değil, toplumsal ve siyasi düzeyde de büyük etkiler yarattığını ifade etti. Bu dönemin, Türkiye’nin yönetiminde liyakat eksikliğine ve toplumda huzursuzluğa yol açtığını belirtti:
“Bir dönem binlerce kişi hapislere atıp onlara işkence edip daha sonra sokaklarda, yıllar sonra işkence edilenlerle işkence edenlerin bir arada yaşamak durumunda kalması… Hep düşünmüşümdür, uzun süre işkence gören bir kişi kendisine işkence eden birini gördüğünde ne hisseder diye. O derin izler nesilden nesile ebeveynlerden çocuklara, sonra onların çocuklarına doğru Türkiye’ye büyük bir kötülüğe dönüşmüştür.”
Kömür Sektörünün Stratejik Önemi
Yavuzyılmaz, 23. Kömür Kongresi’nde kömür sektörünün ülke ekonomisindeki önemine değindi. Türkiye’nin taş kömürü üretiminin büyük ölçüde ithalata dayalı olduğunu ve bu durumun ulusal güvenlik ve ekonomik bağımsızlık açısından sorun teşkil ettiğini vurguladı:
“Taş kömürü üretimi Türkiye için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Eğer demirden çelik üretmek istiyorsanız buna mecburuz. Türkiye’de demir çelik fabrikalarının ihtiyacı olan taş kömürünün yüzde 97’si ithal olarak geliyor, yüzde 3’ü yerli olarak üretiliyor. Taş kömürünün Türkiye’de üretildiği tek havza Zonguldak’tır.”
Liyakat Sorununa Dikkat Çekme
Yavuzyılmaz, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) liyakat eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu belirtti ve bu sorunu çözmek için atacağı adımları açıkladı:
“Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda görev yapan kurum yöneticilerinin liyakatlı olması gerektiğini vurguluyorum. Artık yeni dönemde; kurum yöneticilerinin, müessese müdürleri dahil olmak üzere, maden ocaklarına ne kadar sürelerle indiklerini bizzat kontrol edeceğim.”
KİT’lerin Özelleştirilmesi Üzerine Eleştiriler
Konuşmasında KİT’lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) özelleştirilmesi ve küçültülmesi ile ilgili eleştirilerde bulunan Yavuzyılmaz, bu konuda hükümetin yaklaşımını eleştirdi ve TTK’nın geleceğine dair kaygılarını dile getirdi:
“TTK’nın özelleştirilmesi, küçültülmesi ve satılması planları hakkında birçok endişe taşıyoruz. Resmi Gazete’de yayınlanan yazı ile TTK’nın parçalanacağı, küçültüleceği ve satılacağı öne sürüldü. Bu durum, TEDAŞ örneğinde olduğu gibi, mevcut yapıların varlık ile yokluk arasında bir durumda kalmasına neden olabilir.”
Gelecek İçin Mücadele ve Talepler
Yavuzyılmaz, kömür sektöründeki mevcut sorunların çözülmesi için güçlü bir mücadele gerektiğini ve bu konuda atılacak adımları detaylandırdı:
“Mücadelemiz kıymetli, ancak bu sesi sürekli hale getirmek ve konuyu çok yakın takipçisi olmak zorundayız. Aksi takdirde, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi gibi kuruluşların özelleştirilmesi, satılması veya küçültülmesi durumlarıyla karşılaşabiliriz.”

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
