2013 yılı Gezi Parkı Felsefesi

“Gezi Parkı Çıkmazında Demokrasi ve İnsan Hakları- Erkan Duymaz

Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, Taksim Gezi Parkı’nın yıkılarak yerine 19. yüzyılın başında inşa edilen ve 1940 yılında yıkılan Topçu Kışlası’nın yeniden inşası için gerçekleştirilen ağaç kesimlerini protesto etmek amacıyla 29 Mayıs 2013 günü başlayan eylemlere güvenlik güçlerinin müdahale etmesiyle ortaya çıkan toplumsal muhalefetinin merkezinde de, ilk tahlilde kendilerini ilgilendiren kararlarda rol almadıklarını düşünen bir kitlenin yer aldığı göz ardı edilemez. Öte yandan, katılımcı demokrasiyi gerçekleştirmeye elverişli mekanizmaların olmayışından kaynaklanan eylemler zincirinin bastırılması aşamasında siyasi iktidar tarafından başvurulan ve kullanılan dil göz önüne alındığında, Gezi Parkı olaylarına, modern demokrasinin, küreselleşmenin etkisiyle bulaşıcı hale gelen yöneten ile yönetilenler arasındaki kopukluk(bu 2017 yılından sonra daha çok arttı tek adam yönetimiyle), başka bir deyimle temsil krizi sorununun güncel ve çarpıcı bir örneği olarak bakılabilir. Türkiye’deki katılımcı demokrasinin eksikleri konusunda önemli veriler sunmasının yanında Gezi Parkı hadisesi, insan hakları alanında da birçok sorunu açığa çıkarmıştır. Nitekim bu süreçte toplantı ve gösteri özgürlüğü olmak üzere birçok temel hak ve özgürlük Anayasa’da da ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde tanınan güvencelere aykırı bir şekilde müdahaleye uğramış, ihlal edilmiştir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin bu alandaki zengin ve yerleşik içtihadı bu ön tespiti kolaylaştırmıştır.”

Gezi Parkı eylemlerine, yürüyüşlerine katılanların amacı neydi? Daha demokratik yönetim, bilimsel eğitim, gelir dağılımında eşitlik, tarihi eserlerin korunması, toplumsal barış, havanın, suyun, toprağın korunması ve doğal üretim, devletin yurttaşlar arasında ayrım yapmaması, eşit davranması…  Kısaca adaletli, ahlaklı, mutlu ve umutlu bir toplum içinde yaşamak.

İşte bunlar olmadığı için aşağıdaki olaylar oluyor. 

15 Eylül 2024 Cumhuriyet haberleri:

  1. Zülal Kalkandelen: AYM başkanının konuşması laikliğe darbedir.: Göreve yeni başlayan Kadir Özkaya, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aralarında olduğu devlet erkanının yemin töreni konuşmasını Kuran’dan alıntılar yaparak, hukuk yorumunu dini reformlar ve ayetler üzerine oturttu.

AYM başkanının o bölümdeki konuşmasını, kime ait olduğunu söylemeden farklı dillere çevirip, dünyadaki hangi hukuk otoritelerine okutsanız “İslam devletlerinden birinde yapılmış din adamı konuşması olduğunu düşünür.”

  • AKP’li üyeden provokatif konuşma: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eylül ayı olağan meclis toplantısında, AKP’li meclis üyesi Abdülhakim Evin’in “2013’te Gezi vandallığı yaşadık ki ekonomimize zararı 1,4 milyar dolar” sözleri üzerine arbede çıktı. CHP’li üyeler ayağa kalkarak Evine tepki gösterdi. Büyüyen tartışma CHP ve onun arasında arbedeye dönüştü.
  • Hakkını arayan emekçiye baskı ve şiddet artıyor: İktidarın politikaları en çok emekçiyi vuruyor.  Asgari ücretle yaşamaya çalışan milyonlar, derin yoksulluğa sürükleniyor. Hakkını arayan işten atılıyor. Türkiye’nin dört bir yanında işçiler ve aileleri, insan onuruna yakışır yaşam, sağlıklı çalışma koşulları ve emeğinin karşılığını alabilmek için direniyor.
  • Kaburgasını kırdılar: Manisa’da maden, İstanbul’da gıda, Gaziantep’te tekstil, Hatay’da metal işçileri eylem başlattı. Sesini duyurmaya çalışan emekçi, karşısında polisi buldu. Müdahaleler sırasında bir işçinin kaburgası kırıldı, birisinin omuzu çıktı. İşçiler, “Kararlıyız, hakkımızı alana kadar vazgeçmeyeceğiz” dedi.
  • Ordu ve Emniyet’te artan tarikat ve cemaat bağlantılarına karşı uyarı: Karşıdevrim atağı: Laiklik Meclisi’nin raporu artan tarikat ve cemaat etkisini gözler önüne serdi. Sadece ağustosta 196 laiklik ihlali saptandı. Raporda, “iktidar, karşıdevrimi laikliğin tasfiyesiyle paralel yürütüyor” dendi. “Emniyet ile ordudaki tarikat cemaat yapılanmalarının artan varlıkları tehlikeye işaret ediyor. Üniversiteler ve sağlıkta bilimsel düşünce hızla ortadan kalkıyor”.
  • Prof. Dr. Şenol’dan kış mevsimi öncesinde COVİD-19 vakalarında artış uyarısı: “İlaç da yok, aşı da yok” Zatürre aşısı 1.700 TL, civarında ücretle eczanelerden alınabiliyor.
  • NATO’ya karşı İstanbul’dan İncirlik’e yürüyüş: Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi(THTM), “NATO’ya ve emperyalist savaşa karşı göreve” çağırarak, İstanbul Kartal’dan Adana’da bulunan NATO incirlik üssüne(920 kilometre) kadar yürüme kararı aldı. Yürüyüş bugün(15 Eylül 2024) İstanbul Kartal’dan başlayarak 28 Eylül’de İncirlikte son bulacak. Yürüyüşle ilgili THTM temsilcileri dün Ankara Kızılay Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Pr. Dr. Erhan Nalçacı, “Bir ülke NATO’dan ayrılmadan bağımsız olamaz. Sadece NATO’ya değil, emperyalizme de karşıyız”, dedi. Yürüyüşçüler Gebze, İzmit, Sakarya, Eskişehir’den sonra Ankara Sincan’da olacak. Ankara Meclis Parkı’nda yapılacak mitingin ardından yürüyüşçüler Konya, Niğde Ulukışla, Mersin Tarsus ilçesine geçecek.  
  • Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, Amasra Faciası üzerinden madenlerdeki özelleştirmeyi anlattı: “Önce parçala sonra devret! Amasra raporuna göre özelleştirme uygulamaları “havza madenciliği”inden vazgeçilmesi, denetim eksikliği, örgütlenme eksikliği ve sorunları, siyasi etkiler facianın ana nedenleri arasında.

Arka bahçe oldu:

Rapora göre TTK’da yaşanan en önemli sorunlardan biri “liyakatsiz yöneticiler, kadrolaşma ve partizanlık sorunu”. Bu kapsamda raporda, yönetim kadrolarının atanmasından işçi alımına kadar her alanda yapılan politik müdahalelerin TTK’yı bir işletme olmaktan çıkarıp, iktidar partisinin ve iktidara yakın sendikaların arka bahçesi haline getirildiğini vurguladı.

  • Susma Gazetesi 28 Eylül 2024: SODEV Başkanı Şişman: AKP seçmeni bile bu ülkede yaşamak istemiyor.

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı Rasim Şişman TÜİK’in açıkladığı 2021-2023 dönemine ilişkin yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini değerlendirildi: “Verilere göre yükseköğretim mezunlarının 2015’te yüzde 1,6 olan beyin göçü oranı, 2023’te 2’ye yükseldi. Göç oranı kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde ise yüzde 2,4 olduğu görüldü. En yüksek beyin göçü oranı, yüzde 6,8’le bilişim ve iletişim teknolojilerinde görüldü. Yüze 2,6 ile fen bilimlerinde…

  1. Bilim ve Kent Bilinci Arasındaki Kopuş: BEUN’in Yerel Basına Darbesi: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, 17 Mayıs 2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ni gerekçe göstererek yerel sunumlarını iptal etti. Tasarruf kapsamında tutulan bu karar, yerel basının ayakta kalma mücadelesine büyük bir darbe vurdu ve abonelikleri sona erdirdi. Ayrıca toplum ve basın ile üniversite arasındaki bilgi iletişim olanaklarını da zayıflattı.”

Benim bu konudaki kanaatime göre üniversiteler bu genelgeye uymak zorunda değillerdir; istemezlerse uymayabilirler. Çünkü genelgeler yasalar üzerinde değildir ve bütçeler yıllık yasalardır; herkes bu yasalara uymak zorundadır. 2025 Bütçesi ekim, kasım ve aralık aylarında TBMM’de görüşülecektir.

Sonuç: Bu gidişle ilkçağa doğru yönelmiş bulunuyoruz. Tüm insanlık ahlaksız kapitalizme esir olmuştur. Bu hayvanlaştırmaya giden yoldan kurtulup insanlaşmaya giden yola girmek gerekiyor acele!

Gelin bunun için Gezi Parkı Partisi’ni kuralım.    


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.