Hepimizin genel olarak ağzında ülkeyi neredeyse son 60-70 yıldır sağ iktidarlar yönetiyor.
Yani bu söylem aynı zamanda Sol’a bir eleştirinin de ön kesici ve kendi kendimizi ikna edici bir halden zamanla katılaşan ve kastlaşan bir duruma dönüşüyor.
Öyle olunca mücadelenin, iktidar yolunun sınırları daraltıla daraltıla sadece TBMM’de indirgeniyor.Bu indirgemeci zihniyet te doğal olarak seçimden seçime özellikle genel seçime odaklı bir siyaset-politika tarzını içimize yerleştiriyor.
Oysa yaşamın ve hayatın birçok noktaları var. Bunların başında yerel yönetimler (Belediyeler-Belediye Meclisleri, İl Genel Meclisleri, muhtarlıklar ) bir anlam da yerel iktidarın en önemli ve güçlü noktaları.
Bunların dışında, meslek ve kitle örgütleri, sendikalar, çevre dernekleri, spor kulüpleri gibi birçok alanları da yine iktidarın farklı noktaları olarak değerlendirebiliriz.
Kısaca yaşamın her noktasında hangi alanı kapsıyorsak aslında orada iktidarız demektir.
Şimdi bu çerçeveden bakarak;
Yerel yönetimlerde iktidar olan partiler gerçekten partinin politik-ideolojik – düşüncelerine uygun hizmet alanları yaratıyor mu?
Yada bir meslek ve kitle örgütünde yönetimi elinde tutan ve kendini devrimci-demokrat-sosyalist olarak tarif eden dostlarımız kendi mesleki grubunun genel çıkarlarını koruyacak ve kendi üye yapısının yada bağlı olduğu toplumsal kesimlerin ağırlıklı bölümünün gönlüne girebiliyor mu?
O kesimlere eleştiri getirdiğimiz ‘Sağ’ iktidarların tersine daha demokratik, katılımcı-örgüt içi demokrasinin işlediği, açık-şeffaf bir yönetim tarzı uygulayarak toplumların gönlünde bir örnek oluyor mu?
Bu örnekleri azaltabilir daha da çoğaltabiliriz ama bir gerçek var ki işin kolayından topu taca atıyoruz uzun yıllardır.
Özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ve sonrasında gelişen yeni dünya düzeni dediğimiz geçmişte tek kutuplu, bugünlerde çok merkezli dünyanın geldiği günümüzde kendimizi, söylem ve eylemlerimizi yeniden gözden geçirerek, daha gerçekçi ve geleceğe umut olacak davranışları yeniden kazanmanın ustalığını göstermeliyiz.
Yoksa ortada görünen hepimizin yaş ortalamasına bakınca bu emekler bize daha iyi bir geleceği değil, daha zor bir geleceğin işaretlerini veriyor.
Tahsin Erdem’e açık öneri
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem 31 Mart Seçimlerinden yüksek oy farkıyla seçimlerden çıktı.
Seçim öncesi, tüm seçimlerde yaşanan, ‘iktidara gelirsem şunu yapacağım ’ türlü gerek kişisel, gerek toplumsal sözler verilerek kazanılan seçimin henüz 6 Ay’ı dolmadı ki, kendi grubu, parti içi ilişkileri gerekse de kendisiyle birlikte yola çıktığı dost ve arkadaşları arasında oldukça farklılıklar ortaya çıktı.
Gün geçmiyor ki; Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in gerek kişisel gerekse de yönetimsel sorunları gündem olmasın.
Benim öncelikli olarak yadsıdığım konuların başında seçim öncesi birlikte çalışma-propaganda ve tanıtım-medya ilişkilerini sağlayanların bugün ya karşısında (açık-yada gizli) yada, bu kadar saldırı altında Tahsin Erdem’in olumlu çalışmalarını bile yansıtmaktan imtina eden bir tutumlarının olması.
Karşı cephenin her gün yazması çizmesini normal karşılarım ama, dün yanında olup bugün olanlara sesiz kalması yada karşı cepheye geçmesi sorgulanacak bir durum.
Bu nedenle Tahsin Başkanımın bu gidişatı tersine çevirecek pratik çalışmanın bir an önce adımlarını atması gerekiyor.
Basını dikkate almamak geleceğin altına dinamit koymak gibidir.
O nedenle;
1-Halk günlerini geciktirmeden başlatmalı.
2-) 6 Aylık çalışmanın değerlendirildiği geniş kapsamlı ve acilen basın toplantısı yaparak, açık, şeffaf ve demokratik işleyişi hayata geçirmeli.
3-) Her ay hatta yapabiliyorsa 15 günde bir basın toplantısı ile kamuoyunu-kent kitlesini gerek basın yoluyla gerekse Belediye Basın bürosunun hazırlayacağı el broşürleriyle geniş dağıtımını yaparak çalışmalarını halka ulaştırmalı.
4-) İşe alımları mutlaka kura yöntemiyle pratikte uygulamalı
5-)Daire Müdürleriyle birlikte sık sık teknik-idari-yönden çalışmaları yerinde incelemeleri sadece fotograflarla değil daha geniş açıklamalarla kamuoyuna duyurmalı.
6-)Katılımcılığı sağlamak adına CHP dışında, Sol’un Sosyalist Partilerin öneri ve taleplerini dikkate alarak, birlikte ortak çalışma projeleri gerçekleştirmenin (Kent Lokantasını yoksul mahalleler de birlikte kurmak gibi) yollarını yaratmalı.
Kısaca bu öneriler, geçmişi değil kentin daha demokratik geleceğine hizmet edeceğine inanıyorum.
Sağlıcakla kalın

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
