Büyük Türk Dilcisi Kaşgarlı Mahmut’un “Dîvânu Lugâti’t-Türk” adlı kitabı gördünüz mü; ya da duydunuz mu?”
Ekrem Murat Zaman/ Maden Mühendisi/ Tarih Araştırmacısı

Duymamışsınızdır.
1911’de Maarif Nazırı Emrullah Efendi de görmemiş ve duymamıştı. Kitabın önemini, “İlmiye Encümeni” de anlamamıştı.
Kitâbu Dîvânu Lugâti’t-Türk, Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat‘ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe–Arapça bir sözlüktür.
Kitâbu Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün, 1917 yılında üç cilt hâlinde basımına tanık olmuş Kilisli Rifat Bilge, “Divanyolu’nda (Karababa) sokağının başında Diyarbakır Kıraathanesi vardı. Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi, bu kıraathanenin birinci müşterisiydi. Mali (rumi) 1333’te) (1917’de) yine bu kıraathaneye teşrif buyurdu” diyor.
Diyarbakır Kıraathanesinden ve Bilinen en eski Türkçe sözlüğün, orijinal tek kopyasını bularak kültür hayatına kazandıran kişi olan Ali Emiri Efendi’den söz ederek başlıyor konuya…
Rifat Bilge, Ali Emiri Efendi’nin Kıraathanede anlattıklarını şöyle aktarıyor:
“Ali Emiri Efendi, Divanü Lugatı Türk” adlı kitabı gördünüz mü; ya da duydunuz mu?” dedi.
Kıraathanede kitabı duyanlar vardı. Ama kimse bu kitabı görmemişti.
Ali Emiri Efendi, kitabın basımından (1333’ten) altı yıl önce, 1911 yılında bu kitaba nasıl ulaştığını şu şekilde anlattı; “Burhan Bey’in Kitapçı dükkanına gitmiş. Bir şey var mı? Demiştim.
Kitapçı;
- Bir kitap var, ama sahibi otuz lira istiyor. Bu kitap bana geleli bir hafta oldu. Ben bunu yüksek bir fiyatla alır diye Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Emrullah Efendi’ye götürdüm. O da “İlmiye Encümenine” gönderdi. Encümen incelemek için bir hafta izin istedi, ben de kabul ettim. Bir hafta sonra uğradım.
On lira teklif ettiler.
- Kitap benim değil. Sahibi, otuz liradan aşağı vermiyor. Dedim.
Cevap olarak,
- Biz otuz liraya bir kütüphane satın alırız. Al kitabını istemiyoruz diye kitabı iade ettiler.
İlmiye Encümeniyle yaşadıklarını bu şekilde aktaran kitapçı Burhan Efendi, kitabın sahibiyle kendisinde kalma süresinim yarın dolacağını belirtti ve “Bakınız işinize yararsa siz alınır!” dedi.
Ali Emiri Efendi, “Kitabı elime alınca bayıldım. Otuz lira değil; otuz bin lira değeri var. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir Türk kamusu (büyük sözlüğü) ve grameri. Fakat kitapçıyı şımartmamak ve fiyatını arttırmamak için nazlı davrandım. Dağınık bir eser, acaba tamam mı, değil mi? Belli değil. Sarı çizmeli Mehmed ağa… Yine de ne de olsa bir eserdir. Maarif on lira teklif etmişse ben de on beş lira vereyim” demiş.
Kitapçı: “Hayır, arz ettiğim gibi benim değil. Benim olsaydı verirdim. Sahibi kesin otuz lira istiyor. Almayacak olursanız sahibine iade edeceğini” söylemiş.
Ali Emiri Efendi’ye Kitapçı Burhan Efendi, Kitabın sahibinin yaşlı bir hanım olduğunu, Eski Maliye Nazırı Nafiz Bey’in çevresinden olduğunu, Paşa bu kitabı ona verirken; “Bu kitabı iyi sakla! Sıkılırsan kitapçılara götür. Otuz altın lira para eder, aşağıya verme! İşte bu otuz lira kadının kulağına küpe olmuş… Üstelik alacaksan bu kadına iyilik yapmış olursun.” Diye ricada bulunmuş.
Bunun üzerine Ali Emiri Efendi, Darülfünun edebiyat muallimi Faik Reşat Bey’den borç aldığı yirmi lira ile parayı otuz liraya tamamlayıp, Burhan Bey’e vererek kitabı almış. Ayrıca, Burhan Bey’e de üç lira bahşiş vermiş.
Kitap, Sadrazam Talât Paşa‘nın araya girmesi ile Kilisli Rıfat Bilge Bey‘in denetimi altında 1915-1917 yılları arasında, aslında bir cilt olan kitap üç cilt hâlinde basıldı.
Sadrazam Talât Paşa, Ali Emiri Efendi’ye bir yazı ekinde üç yüz lira gönderdi. Fakat Bu parayı kabul etmeyen ve Talât Paşa’ya aşağıdaki yazıyı gönderen Ali Emiri Efendi,
“Güzel davranışınıza, değerbilirliğinize teşekkür ederim, fakat parayı kabul edemem. Çünkü vatanî, millî bir ufacık hizmet karşılığında para almış olacağım. Bu ise vicdanıma ağır gelen bir şeydir, bundan dolayı size teşekkür ile beraber parayı iade ediyorum. Siz parayı yardıma muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız ben size teşekkür borçlu olacağım gibi Cenâbı Hak da memnun olur. Bu sadakanın adı da Dîvânü Lûgati’t-Tûrk sadakası olsun” diyerek, gönderilen parayı reddetmiştir.
İşte dünyada tek olan bir kitabın basılması birinci dünya savaşı öncesinde sağlandı ve Dîvânu Lugâti’t-Türk, Darülfünundaki kütüphaneye teslim edildi.
ALINTI: “M. Şakir ÜLKÜTAŞIR. TDK, F.III.6. Cumhuriyet Matbaası, İstanbul, 1946.” Kitabından özetlenmiştir.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
