Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Siyasette bazen 24 saat bile uzundur…” diye sözü bugün geçerliliğini koruyor.
Türkiye gündemi neredeyse hop oturup hop kalkıyor.
CHP Lideri Özgür Özel’in AKP Lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme trafiği ve adına ‘normalleşme’ adımları sonrası
1 Ekim’de TBMM’nde MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti ile tokalaşması ve son geçtiğimiz hafta grup toplantısında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın TBMM çatısı altında konuşma yapmasının şartlarının-ortamının hazırlanması sözleri ülke gündemine bomba gibi düştü. Bu çıkışlarda kullanılan özellikle Cumhur ittifakının kullandığı İç Cephe, Dış Cephe kavramı da siyaset literatüründe yerini aldı.
Süreç tırmanarak gideceği kesin.
İşte bu İç Cephe-Dış Cephe konusunu ben yerele indirerek kentte bunu aktif ve akıllıca uygulamaya sokan bu süreçte CHP’nin ustaca yürüttüğünü söyleyebilirim.
CHP’de bu dönem İl Başkanı Devrim Dural, Belediye Başkanı Tahsin Erdem ve Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu siyasette tamda ülke gündeminde ki gibi iç cephe-dış cephe taktiğini uyguluyorlar
Bu üçlü özellikle yerel seçimlerden sonra partinin genel hükümleri gereği kendilerine yükledikleri sorumluluk çerçevesinde rol çatışmasına girmeden, kamuoyunda yeni tabirle (dış cephede) tam bir uyum içinde ve karşıdan gelen saldırı-polemik-eleştiri vb. konularında anında, yerinde ve birbirini destekleyen tutum sergiliyorlar.
Açıkça söylemek gerekirse bu üç siyasi aktörün birlikte ortak tutum alması uzun süredir başarılamayan bir yaklaşımdı.
Bu durum diğer ilçelerde uyumlu görünme gibi olsada daha çok yerel yönetimlerin otoritesi üzerinden gidiyor.Bu durum kısmen Kozlu ve Ereğli CHP’de de kendini hissettiriyor.
CHP’nin özellikle son 10 yılında, İlçe başkanı açıklama yapar, il başka noktadan değerlendirir, belediye başkanı bir açıklama yapar parti yönetimi konuya farklı bakar hatta karşı açıklama yapar, doğal olarak dış cephede CHP kendi içinde sürekli kavga eden, uyumsuz, huzursuz görünüm sergilerdi. Bu durum doğal olarak ‘kavgalı eve kız vermezler’ misali CHP’yi sürekli eleştirel konularla gündem meşgul olunurdu.
Bu dönem 31 Mart sonrası kısa süre yaşanan kimi rol çatışmaları sonrası bugün gelinen noktada üçlü siyaset aktörleri olarak bir anlamda kentte birlikte sorunlara çözüm arayan ve dış cepheden gelen, olumlu-olumsuz eleştirilere de yetkisi gereği kim uygunsa anında yanıtlayarak önemli bir birlik havası yaratıldı.Bu tutum özellikle Cumhur ittifakında rol çatışmasına neden olan adımlar oldukça net görülür durumda. Örneğin; AKP ve MHP’de İl Başkanlarının Merkez İlçe Başkanlarının hızla değişikliğe gidilmesinden anlamak mümkün. Şunu net söyleyebiliriz CHP’nin aktif siyasal aktörleri Dural, Zaimoğlu ve Erdem üçlüsünü oluşturmuş durumda.
Bunun son örneğini Zonguldak Belediyesi’nin önceki dönemde (AKP) Uzunmehmet Camisi’ne görevlendirdiği personelin geri çekilme konusu AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan tarafından gündeme getirilmesi ve Çağlayan’ın Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i hedef alan açıklaması sonrası, Tahsin Erdem’in; “Evde olmayan camiye haramdır. Zonguldak Belediyesi’nin mali durumu belli. Biz, gerekli planlar dahilinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz. Elemanlarımıza her anlamda ihtiyaç var. Zonguldak’ın farklı bölgelerinde çalışmalarımız devam ediyor. Ekiplerimizin daha iyi hizmet vermesi için şimdilik camiden kendilerini çektim” sözleri üzerine, CHP İl Başkanı Devrim Dural’dan Belediye Başkanı Erdem’i destekleyen açıklama geldi. Dural; “Diyanet İşleri Başkanlığı personel versin’ sorumluluk Diyanet İşleri’nindir ve Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip kurum olarak bu sorumluluğu yerine getirmesi gerekir” diye ekledi..
Açıkçası ben daha da ileriye gidilmesinden yanayım. Devlet tüm inanç merkezlerinden devlet elini çeksin ve inanç merkezlerinin tüm ihtiyaçlarını inanç grupları kendileri karşılasın.Diyanet lavedilsin.
İşte bu durum gerçekleşirse, gerçek laik-demokratik devlet kavramı yerine oturur ve o zaman Diyanet gibi devasa bütçeye ve yüzbinlerce kadroya da ihtiyaç duyulmaz. İşte o zaman gerçek inanç ve ibadet özgürlüğü de yaşama geçmiş olur.Yine Süleyman Demirel’den bir alıntıyla noktalayalım, “Camiye siyaset girerse ibadet kalmaz, mahkemeye siyaset girerse adalet kalmaz!” diyor.
Sağlıcakla kalın
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
