31 Mart yerel seçimlerinin ülke genelindeki rüzgarını arkasına alan CHP, Merkez İlçe’de yerel yönetimi AKP’nin elinden aldı. Ancak, aradan geçen 7 aylık çalışma sürecinde henüz taşlar yerine oturmadı. Yerel seçim öncesinde parti içi muhalefetin desteklediği aday olarak seçilen Tahsin Erdem ve ekibi, kent yönetimi konusunda beklenen performansa yönelik güven verici bir tablo ortaya koyamadı.

Belediye Meclis grubunun daha ilk günden parçalı bir yapı sergilemesi, Başkan’ın doğru stratejiler planlaması ve uygulamasında zorluklara yol açtı. Bu durum, geçen süreyi bir anlamda tartışmalı hale getirdi. Deneyimli belediye bürokrasisinin kendisinden beklediği yönetim yeteneği ve vizyonu, çalışanlar üzerinde yeterince gösterememesi de eleştirilere neden oldu. Belediye çalışmaları bu süreçte “yetersiz”, “verimsiz” ve “güvensiz” kavramlarıyla anılmaya başladı. Ayrıca, parti içinde geleceğe yönelik makam ve mevki hazırlıklarının da gündeme gelmesi, hoş olmayan bir tabloyu ortaya çıkardı.

Gazete baskıya hazırlandığı sırada, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e makamında yapılan saldırıyla ilgili CHP’nin belediye önünde düzenlediği destek toplantısı ve saldırıyı kınama protestosu gerçekleşti. Basına yansıyan bilgilere göre, seçim öncesi ve sonrası verilen kimi sözlerin yerine getirilmemesi, taleplerin karşılanmaması gibi nedenler, başkanlık makamına kadar taşınan çirkin olaylara yol açtı. Konu adli makamlara intikal etti ve taraflar birbirlerinden davacı olduklarını açıkladılar. Bu olayın sonuçları zamanla ortaya çıkacak; kimi kaba kuvvetle, kimi hukuk yoluyla, kimi de sandıkta karşılık bulacak. Ancak asıl sorulması gereken, bu süreçte kent ve kent halkının neler kaybettiği ya da kaybettirildiğidir.

Susma Gazetesi’nin önceki sayısında olduğu gibi bu sayıda da önemli ve tartışılması gereken konulara yer verdik. Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin, “Temsili Demokrasinin Yarattığı Muhalefet Kalıpları Nasıl Aşılabilir? Temsili Demokrasinin İşleyişinin Yarattığı Muhalefet Etme Kalıbının Özellikleri ve Alternatif Muhalefet Biçimleri” başlıklı yazısı, yaşadığımız sorunların temel nedenlerini gözler önüne seriyor.

Bugünden sonra, Tahsin Erdem’in yapması gereken ilk iş, usulen değil gerçekten grupta birliği sağlayarak katılımcı, şeffaf, hesap verebilir ve demokratik ilkeleri hayata geçirmek olmalıdır. Ayrıca, yapılan çağrılara kulak tıkamamak ve kent halkının beklentilerine duyarlı olmak, yönetim başarısı için vazgeçilmezdir.

Çaycuma 4. yol koşusunda Milli atletler ve biz

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde düzenlenen 4. Yol Koşusu’na katılmak için ilçeye gelen milli atletlerle bir araya geldik.

Milli atletlerden Veli Ballı (ortada, beyaz formalı), hemen fotoğrafa göre solunda siyah eşofmanlı Şükrü Oğuzalp, sağ başta İbrahim Özalp (Çaycuma), sol başta Ahmet Öztürk (Çaycuma Belediyesi Basın Danışmanı) ve sağdan ikinci Bahaddin Arı yer alıyor.Fotoğrafın ilginç bir hikâyesi var; Ahmet Öztürk ve İbrahim Özalp ile tanışıklığımız neredeyse 45-50 yıl öncesine dayanıyor. İbrahim ile SEKA bahçesinde, Ada’da ve Çaycuma’nın sokaklarında 45 yıl önce koşturmuştuk. Bugün, yine bir koşuda birlikte olduk. Şükrü Oğuzalp ise daha eski bir dostluk bağıyla hayatımda; doğduğum topraklardan, Erzincan’ın Altınbaşak köyünden. Şükrü Başkanım, şu anda İstanbul’da Altınbaşaklılar Dernek Başkanlığı görevini sürdürüyor.Şükrü Başkanım sayesinde değerli milli atletimiz Veli Ballı ve diğer değerli atletlerle tanışma fırsatımız oldu. Ahmet Öztürk’ü ise anlatmama gerek yok; onu aileden biri olarak kabul edip bugünlere geldik.Kısaca, Çaycuma 4. Yol Koşusu bugün gerçekleşti ama biz aslında uzun bir yol koşusundan geliyoruz. Bakalım daha nice koşular görüp oralarda buluşacağız. Benim için çok özel bir gün oldu.

Sağlıcakla kalın.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.