31 Ekim 2024 Cumhuriyet
Prof. Dr. Emre Kongar: ERDAL İNÖNÜ’YÜ ÖZLÜYORUM
“ Bugün 31 Ekim 2024, Erdal Bey’in ebediyete göç edeli 17 yıl olmuş.
Bana sorarsanız daha dün gibi!
Çünkü zekasının, demokratlığının, kültürünün, zarafetinin, topluma yaydığı ışık ve güvenilir, ailemizdeki sıcaklığı hiç azalmadı.
Erdal Bey, ben ölünceye kadar zihnimde ve yüreğimde yaşayacak olan müstesna insanlardan biridir.
Pek çok politikacı tanıdım. Ama Erdal Bey’in demokratlığı ve zarafeti hepsinden daha gerçekti.
Tatillerde, bayramlarda ailecek birlikte gittiğimiz gezilerde, sahip olduğu Edebiyat ve Felsefe kültürünü gözlemlemek beni şaşırtmıştı.
Şair Bülent Ecevit’in sahip olduğu Felsefe kültürünün derinliğine aşina olduğum için (yoksa halde mi demeliydim) Erdal Bey’in de Fizik Profesörü olarak aynı derinlikteki kültürü beni gerçekten hayrete düşürmüştü.
Öyle anlaşılıyordu ki insanlık tarihini ve insanlığın siyasal serüvenini iyi özümlemişti.
Erdal Bey, bir doğal bilim insanı olarak toplum ilişkilerinde ve insan bilimlerinde, aynı doğal bilimlerdeki yasalara benzeyen kesin yasalar ve neden-sonuç ilişkileri arıyordu.
İkili sohbetlerimizde o bana toplumsal ve insan bilimlerindeki gerçeği arama yöntemlerini sorar, ben de ondan matematik formüllerinin fizik ve astronomi bilimlerine nasıl yardımcı olduğunu öğrenmeye çalışırdım”.
Ben de 1984’ten 1991’e kadar çalıştım SODEP-SHP döneminde Devrek İlçe Yönetim Kurulu üyesi olarak.
Erdal İnönü’nün kendisinden çok gurur ve onur duyduk düşüncelerinden ve davranışlarından dolayı. Çok alçakgönüllü ve çok saygılı bir insandı her şeyden önce. Ve benim de kendisiyle iki temasım oldu Devrek İlçe Yönetim Kurulu üyesiyken. Şöyle ki:
- 1987 genel seçimlerinde parti meclisi toplanmış ve 400 üyeli TBMM’nin tüm adaylarını belirleşmiş ve Resmi Gazetede yayınlatmıştı. Ama biz partililerin bu tespitten önce hiçbir haberimiz olmamıştı. Ben bu yayını çalıştığım Devrekteş’ta Resmi Gazeteyi okurken öğrendim, tesadüfen.
Ve bu yayından 10 gün kadar sonra adaylardan birisi geldi ve şöyle dedi: Biliyor musun, ben milletvekili adayı oldum… Ben de şöyle yanıt verdim: Evet, Resmi Gazetede okudum!
Bundan sonra yakın bir zamanda Ankara’ya gittim görevim icabı, kaldığım Stat Oteli’nin not kâğıdına bir yazı yazdım ve şöyle dedim: ben milletvekili adaylarımızı Resmi Gazeteden okuyarak öğrendim ve hiç haberimiz olmadı bu konuda…
Ve bunun yanlış olduğunu, çünkü seçimlerde kaynaşmamız, motivasyonumuz, umudumuz, heyecanımız olmadan çalışmaya gideceğiz, dedim.
Bunun iyi sonuçlar vermeyeceğini düşünüyorum. Bunun için yayınlanan listenin iptal edilmesini ve ön seçimle adayların belirlenmesinin daha doğru olacağını ifade ettim ve 15 gün sonra liste iptal edildi, biz tüm üyeler olarak yapılan ön seçimle adaylarımızı belirledik. Şahsen ben yine aynı kişiler oy verdim ama benim onayımla adaylar belirlenmiş oldu. Ve biz üyeler bu seçimlerde çok heyecanla çalıştık.
- Şimdi konusunu hatırlayamadığım bir mektup da yazmıştım ve sayın başkanım bunun da yanıtını mektupla verdi ve şöyle dedi: “Biz zaten bu konuda çalışıyoruz”.
Aynı günlü Cumhuriyet Gazetesi: İklim krizi nedeniyle sıcaktan ölümler 2023’te rekor kırdı.
“Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği içinde geliştirilen ve 57 akademik kurum Birleşmiş Milletler kuruluşundan 122 önde gelen uzmanın çalışmasıyla ortaya konulan Lancet Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayım 2024 Raporu yayınlandı. Raporda, küresel bulgular, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki tehditlerini izleyen 15 göstergeden 10’nun yeni rekorlara ulaştığını ortaya koydu”. Sıcaklığa bağlı ölümler 65 yaş üstü için 1990’a göre yüzde 167 artış gösterdi”.
Tüm bu bilgi ve bulgulara rağmen geçen eylül ayında eskiden Genel Kurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı olan milletvekilimiz Hulusi Akar, eğitimin amacını şöyle tarif etti: “Eğitimin amacı bilgi vermek değil Allah korkusunu ve kuldan utanmayı öğretmektir” dedi.
Bu ifade, Hz. Muhammed’in dinin amacını açıklamasından binlerce yıl geri kalmış bir ifadedir. Ne demişti Hz. Muhammed? “Ben sizin ahlakınızı tamamlamak için gönderildim. Bilim Çin’de de olsa gidin alın”. Peki, ahlak nasıl tarif ediliyor? “Bir başkasının istemediği davranışı ona yapma ve insanlara kendine istediğin gibi davran”.
Hulusi Akar’ın bu düşüncesine göre yönetimde olan iktidarın amacı; robotlar gelecek zengin bir azınlığın emrinde olacaklar. Toplumun diğer kesimleri ise ilkçağa geri getirilecek ve tüm ihtiyaçlarını robotlar karşılayacak ve bu kesim hayvan olarak kaldığı ve kalacağı için eğitime, öğretime ve bilimsel bilgiye ihtiyaçları olmayacak. Çünkü bugünkü eğitim de sadece ekonomik gelişme için var!
Hulusi Akar’ın düşüncelerini hayata geçirmeye çalışanlar insanlığa ihanet ederler ancak!
Önceki yazılarımdan birisinde Albert Einstein’in öngörülerini ve düşüncelerini de ifade ettiği kitaptan eğitim konusunda yaptığı ifadesinde şöyle diyordu: “Eğitimde tek alanda kalanlar çok tehlikeli ve vahşi olurlar”. Evet, bu çok doğru bir öngörüydü ve toplumsal sorunların başında bu ayırım geliyor bizi mutsuz eden. Bu konuda şöyle bir önerim var:
Ortaöğretimde tüm alanlarda aynı okullarda ve liselerde eğitim görülsün-verilsin. Klasik lise, ticaret lisesi, sanat okulları ve imam hatip liseleri aynı okulda eğitim görsün; ortak ve temel derslerde beraber olsunlar, meslek dersleri ise seçmeli ders sistemiyle eğitim alsınlar. Böylece farklı eğitim öğrencileri ortak derslerde beraber olarak birbirleriyle temas halinde ve yabancılaşmadan, birbirlerini daha iyi anlayarak okullarını bitirecek ve birbirlerini daha iyi anlama ve beraber olma olanağı kazanmış olacaklar.
Ben bugünkü ayrı liselerde eğitim almanın sonuçlarını temasta bulunduğum başka lise eğitim kişilerinde yabancılaşma ve birbirini anlamama olarak gördüm ve yaşadım. Ve ben 1970 yılında önce Zonguldak Ticaret Lisesi’ni ve Eylül ayında da Mehmet Çelikel Lisesi mezunu oldum; edebiyat, mantık ve felsefe derslerini fark dersi olarak sınava girdim. O yılki Ticaret Lisesi diplomam orta, Mehmet Çelikel Lisesi diplomam iyi derecelidir.
Ne demiştim? Dünya evrenbilimin okuludur ve insanlar evrenbilimin öğrencisidir. Önderlerimiz de birisi Hz. Muhammed ve diğerleri Erdal İnönü’lerin peşinden giden, onlar gibi olmaya çalışanlardır.
Ne demişti 1980 yılında Afganistan’a gelen Sovyetler Birliği Komutanı? Biz sizin ahlakınızı iyileştirmek için geldik.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
