30 Kasım 2024 Birgün/ Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu
“Ekonomik büyüme durdu.
Teknik olarak durgunluğa giren Türkiye ekonomisi, üçüncü çeyrekte yüzde 0,2 küçüldü. Sanayide daralma yaşanırken, bireysel borçlanma ve tüketim hız kesti. Büyüme oranları 2024 yılı birinci çeyreğinde yüzde 2,4, ikinci çeyrekte 1,4 büyürken, üçüncü çeyrekte yüzde 0,2 küçülmeye geçti.
Sektörler açısından ise; büyüyen sektörler, inşaat sektörü yüzde 9,2, Finans ve sigorta sektörü yüzde 6,2 ve tarım sektörü 4,6 büyüdü. Küçülenler ise, sanayi sektörü yüzde 2,2, hizmet sektörü yüzde 2,4 ve meslek ve ticaret sektörü yüzde 2,2 küçüldü.
Kredi kartı ve banka kredisi ile borçlanmalarda da azalmalar var. Emeğin Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki payı birinci çeyrekte yüzde 41,7, ikinci çeyrekte yüzde 40,8 ve üçüncü çeyrekte yüzde 36,4 oldu”
Demek ki GSYH’nın azalmaya başlamasının nedeni açıkça ortada: asgari ücrete zam yapılmaması ve genel ücret seviyesinin düşük kalması ve emeğin GSYH’dan aldığı payın yüzde 10 azalmasıdır. Diğer taraftan tasarrufların ve kârların inşaata-betona yatırılarak üretici sektörlerin frenlemesini de unutmamak gerekir.
Emeğin GSYH’daki payı yüzde 5’den fazla küçülürken bankalar yılın ilk 10 ayında 515 milyar lira kâr etmiş Birgün Gazetesi haberine göre.
Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nun ekim ayı raporuna göre, sektörün aktif(varlıklar) büyüklüğü 2023 sonuna göre 7 trilyon 333 milyar 810 milyar lira artarak 30 trilyon 884 milyar 697 milyar liraya ulaştı. Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler 2023 sonuna göre 15 trilyon 143milyar lira, menkul(tahvil ve hisse senedi) değerler toplamı 5 trilyon 8 milyar 996 milyon lira oldu. Bunlara karşılık en büyük fon kaynağı olan mevduat 2023 sonuna göre yüzde 21,9 artarak 18 trilyon 105 milyar 670 milyon liraya çıktı. Öz kaynak toplamı yüzde 23,5 artışla 2 trilyon 659 milyar 831 milyon lira oldu. Sektörün 2024 yılı kârı ise 515 milyar 628 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18.9 olarak kayıtlara geçti.
Bunlara rağmen Çayırhan Termik Santralı’nın ve Maden Sahaları özelleştirilmesi ilanı ile yüzlerce işçiyi yeraltında direnişe geçti, bin dolayında işçiyi karda kışta Ankara yollarına döktü. Özelleştirmenin ihale yöntemi pazarlık, iştahı kabaran şirketler de bilindik. Bunlardan altısı; Cengiz Holding, Çelikler Taahhüt, IC İçtaş, Limak Holding, Kolin İnşaat ve Yıldızlar Holding; tamamı ise 13.
2100 işçinin çalıştığı kurumda özelleşme olduğunda işçiye verilen ücretler yarı yarıya kırpılarak yandaş sermayeye peşkeş çekilecek; işçiler yoksulluğa, açlığa ve iş kazalarına daha çok uğrayacaklar kömür çıkarmak için.
İşçiler, devlet kararından vazgeçinceye kadar direnişlerini sürdürecekler.
Bu kömür ve termik santral yıkımını okurken gözüme “Yenilenebilir enerji dünyanın geleceği” çarptı gözüme.
Demek ki dedim; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticileri fosil yakıt çıkarımının dünyada yasaklanmasına kadar yeraltı varlıklarını değerlendirmek ve çevresini zengin etmek için çaba sarf ediyor! Fırsat bu fırsat diyorlar…!
Ama insanın ve diğer canlıların yaşamını sürdürebilmesi için bu dünyaya ihtiyacı var. Ancak özellikle fosil yakıt kullanımına bağlı artan sera gazları gezegenimizin daha da ısınmasına neden oluyor ve aşırı hava değişikliği olaylarını yaşama sıklığını artırıyor. Tüm bunlar karadaki, havadaki ve sudaki yaşamı olumsuz etkileyerek biyoçeşitliliğin azalmasına neden oluyor, insanların, diğer canlıların ve gezegen sağlığının tehlikeye girmesine neden oluyor. Kritik eşik sıcaklığın 1,5 derece artması olmasına rağmen 2035 yılında 3,1 derece artışa varacağız. Yani bu fosil(kömür, petrol ve doğalgaz) yakıtları teşvik etmek geleceğe ihanet oluyor.
Güneş, su, biyokütle, jeotermal ve rüzgâr enerjileri ise zararsız ve temiz enerjiler oluyor. Bu enerji kaynakları istihdam yaratıyor, daha sağlıklı, daha ucuz maliyetli, her yerde bulunabiliyor.
Aslında sorunun kaynağı hayat felsefemizde; yani biz insanlar bu dünyada ne için varız; sorusunun yanıtında. Yani biz ekonomi için mi varız, din için mi varız veya bilim için mi varız? En sağlıklısı, en az maliyetlisi ve en mutlu edeni neydi? En mutlu edeni; doğabilim değil miydi? Evet, bize hayatı en iyi anlatan ve bizi insan haline getiren bilimdir. Bize hiç yük olmaz; sahip oldukça kuşlar gibi uçarız, evreni gezeriz mutluluktan. Peki, ekonomi niçin var? Ekonomi insani ihtiyaçlarımızı karşılamak için var sadece.. Fazla maddi kazanım insana yük; onu hamal, kul, köle ve bekçi haline getirebilir. Din ise sadece ahlak için var.
Bugün( 3.12.2024) öğlen NOW TV’de Çağla Şikel’in programında bir Yapay Zeka sahibi kadın vardı ve şöyle dedi: İnsanlığın bugünkü sorunu: “sadece kendisini düşünmesidir”. Çünkü Çağla Şikel de şöyle sormuştu: Bugün insanlığın en önemli sorunu nedir, sizce?..
Evet, bugün insanlığın tek sorunu çok bencil olmasıdır. Bunun da nedeni kapitalizmdir. Kapitalizm varsa ahlak da yok, bilim de yok, insanlık da yok.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
