28 Ocak 2025 Cumhuriyet Gazetesi – Emin Adnan, Siyaset bilimci, Yazar
“Tramp’ın politikaları
İkinci kez başkan seçilen Donuld Trump’ın “ABD’yi yeniden en büyük devlet ve en büyük ekonomi” yapma politikalarını izlemek istediği biliniyor.
Trump geçen hafta İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen “ Dünya ekonomik Forumu’na video konferansla bağlanarak konuştu; böylece göreve başladıktan sonra ilk uluslararası konuşmasını yapmış oldu. Önerileri:
- ABD’ye yatırım yapın
“Avrupa’daki şirketlerin, ABD’de fabrikalar kurarak üretime geçmeleri isteniyor(Bizim gibi!). Trump şöyle diyor: “Gelin ürününüzü Amerika’da üretin, biz de size dünyadaki tüm uluslararasında en düşük vergileri sunalım. Bunu yapmazsanız gümrük vergileri ödemek zorunda kalırsınız.” Trump, ABD içinde üretim yapan şirketlerin yüzde 21’den yüzde 15’e düşecek kurumlar vergisi indiriminden yararlanacağını, bunun da en güçlü ülkelerarasında en düşük vergi olacağını ileri sürdü.”
Bizde de vergi oranları yüksek sayılmaz. Hatta bir yılda 2 trilyon lira vergi silinebiliyor!
- AB ile ticaret politikaları yetersiz
“Trump, AB’nin ticaret politikalarının adaletsiz olduğunu belirtti ve AB’yi ABD mallarına adaletsiz davranmakla suçladı. Şöyle diyor:” AB bizim ürettiğimiz tarım ürünlerini almıyor, bizim arabalarımızı almıyor, buna karşılık Amerika’ya milyonlarca araba gönderiyor.”
Sorun olarak gümrük vergilerini sorumlu tuttu.
Evet, gümrük vergileri yüksek olabilir ABD’ye göre ama tarım ürünleri konusunda farklı düşünüyorum. Çünkü ABD’de yüksek miktarda GDO’lu ürünler üretiliyordu mısır, soya fasulyesi gibi… Hatta mısırdan benzin ürettiler.
- NATO
“NATO üyelerinin daha fazla mali katkıda bulunmaları, GSYİH’nin yüzde 2 olan savunma bütçesinin yüzde 5’e çıkartılmasını istiyor. Bu yıllar önce olması gereken oran olmalıydı, diyor.”
Herhalde silah sanayilerini büyütecekler veya varsa sıkıntılarını giderecekler. Üretilen silahları da NATO ülkelerine ve dostlarına satacaklar.
Biz biliyoruz ki silah sanayi olmasaydı savaş olmazdı. Barışseverler savaşların bitmesini, savunma alanının tamamen bitirilmesini istiyorlar; güzel bir dünya ve güzel bir insanlık için.
- Petrol fiyatları düşmeli
“Trump önemli bir konu olan petrol fiyatlarıyla Ukrayna’daki savaşı ilişkilendirmesidir. Çünkü petrol fiyatları yüksek olduğundan Rusya Savaşı sürdürülebilmektedir, aksi takdirde savaş durur diyor. Bu konuda Suudi Arabistan ve OPEC’e fiyatları düşürülmesi için baskı yapacağını söyledi.”
- 6 ay içinde anlaşma
“ABD Başkanı Trump, Ukrayna’daki savaşın durması için Rusya Devlet Başkanı’yla görüşmek istediğini de söyledi.”
Petrol fiyatları düştü, sende savaşı durdur mu diyecek?
- Nükleer silahsızlanma
“Trump şöyle diyor: “Nükleer enerjiye büyük miktarda para harcanıyor ve yıkıcı kapasitesini bugün konuşmak bile istemediğimiz bir konu durumuna geliyor ki, duymak bile istemezsiniz” dedi.
Putin’in nükleer silahların azaltılması fikrine olumlu baktığını ve Çin’in de aynı fikirde olduğunu söyleyen Trump,” Nükleer silahlardan arınmayı başarabiliriz, diye bakmak istiyoruz. Bunun olanaklı olduğunu düşünüyorum” yorumunu yaptı. Bilindiği gibi dünyadaki nükleer başlıkların büyük bir kısmı ABD ve Rusya’nın elinde bulunuyor. Çin ise nükleer kapasitesini hızla artırıyor.”
Neden hâlâ nükleer silah üretiliyor? Hroşima ve Nagazaki faciası ders olmadı mı?
- Suudi Arabistan’dan 600 milyar dolar
“Trump ayrıca Suudi Arabistan’ın dört yıl içinde Amerika’ya 600 milyar dolar yatırım yapmasını içtenlikle, övgüyle karşıladığını ama bunun 1 trilyon dolara çıkarılmasını isteyeceğim, dedi.”
Trump bir taraftan petrol fiyatlarının düşürülmesini istediğini diğer taraftan Suudi Arabistan’dan 600 milyar dolarlık yatırımını 1 trilyon dolara çıkarılmasını isteyeceğini söylüyor. Gelir artmayınca yatırım artar mı?
Dr. Engin Ünsal – 15. Dönem CHP İstanbul Milletvekili
“Siyasal sendikacılık
İşçi sendikaları demokratik ülkelerin en güçlü sivil toplum örgütüdür. Ülkenin her bölgesinde ve her işkolunda örgütlenme olanakları vardır. Örgütlenme sürecini tamamladıklarında üye sayıları milyonları bulabilir. Bu sayıya sendika üyelerinin bakmakta oldukları insanları da eklerseniz ulaşacağınız sayı toplumun çok önemli bir bölümünü oluşturur. Bu sayı ülkemiz için 60 milyon dolayındadır.
İşçi sendikalarının bu konumu, onlar için ekonomi ve siyaset alanında büyük bir etki gücü yaratır.
Ülkemiz sendikaları sahip oldukları bu gücün ayırdında değildir ve bu nedenle toplumda sosyal, siyasal ve ekonomik konularda güçlü bir duruş sergileyememektedirler. Bunun nedeni 1945 yılından sonra Amerika tarafından komünizmin yayılmasını önlemek için başlatılan Soğuk Savaş dönemidir.
Amerika kurduğu AID adlı örgütle gelişmekte olan ülkelerde işçi sendikalarını hedef almış, onları ve üyelerini liberal ekonominin kalıbına uygun konuma getirerek siyasete, sosyal konulara uzak durarak sadece ücret konularına odaklanmalarını öğütlemiş, bu amaçla 1960’lı yıllarda yüzlerce sendika üyesini Amerika’da eğitmiştir. Bu nedenle ülkemizde siyaset fukarası sendikalar Amerikan modeli “ekmek ve tereyağı sendikacılığı”nı uygulamaya başlamış ve sendikalarımız ücret sendikacılığı bataklığına saplanarak etkisiz kuruluşlar konumuna getirilmiştir.”
Türkiye’de sendikalara bu gözle bakmak çok doğru değildir. Bu kurumlar kurulduklarından bu yana gereken özeni göstermişlerdir. DİSK genel başkanları Abdullah Baştürk, Kemal Nebioğlu, Kemal Türkler, Rıdvan Budak ve Süleyman Çelebi unutulmuş değiller. Arzu Çerkezoğlu ise bu dönem tüm cesaretiyle görevini yapıyor.
Gördüğüm kadarıyla dünyada ve ülkemizde 1980 sonrası ekonomi, siyaset ve kültür dünyasındaki değişiklikler tamamıyla kapitalizmin egemenliği altına girmiştir. Çin ve Rusya bunlara en büyük örneklerdir. Çalışanların hakları sürekli olarak azaltılmış, sermayenin kârları aksine büyük ölçüde artmıştır. Bugün sermaye dünyanın tamamına egemen ve kontrol sahibi olmuştur, servetleri de 3-5 kat artmıştır. Tabii bunun yanında yoksullar yoksullaşırken doğanın maden varlıkları yok olmaya, havası, toprağı ve suyu büyük ölçüde kirlenmeye uğramıştır.
Çalışma ve endüstri alanında ise teknolojinin büyük ilerlemeleriyle emekçiler büyük iş kayıplarına uğramışlar, bir endüstri alanında 40 yıl önce bir fabrikada 100 işçi çalışırken 20 işçi seviyesine kadar düşme olmuştur.
Son 10 yıl içinde ise devreye robotlar ve yapay zekâlar girmeye başlamış teknik elemanlar dâhil üretici kesimde çalışan insanlara ihtiyaçlar azalmaya başlamıştır.
Bu durumda emekçi kesimin, sendikaların mücadele güçleri zayıflamış ve geride kalmaya başlamıştır.
Bu bir insanlık sorunudur. İnsanlık sorunu bağlamında tavır, bilgi ve mücadele ortaya konmalıdır. Bunun için önerim neydi? Tüm ilçelerde bir “İlçe kalkındırma kooperatifleri” kurmak ve tüm emekçi kesimi bu kooperatifler içinde dayanışma, birlikte çalışma ve ortaklık felsefesiyle iş hayatına katma olanağı bulmak. Ekonomik hayatın her alanında bu kooperatifler söz, yetki, karar ve sorumluluk sahibi olacaklardır.
Sendikalarımızın bu konuyu değerlendirmelerini bekliyoruz.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
