CHP’nin Kasım 2023’te gerçekleşen Kurultayı’nda Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında başlatılan ve “normalleşme”, “diyalog” süreci olarak adlandırılan süreç, geçtiğimiz ekim ayında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin TBMM’de DEM Parti Grubu ile tokalaşması ve ardından yaptığı açıklamalarla yeni bir boyut kazandı. Özellikle Suriye’de gelişen yeni dengeleri de göz önünde bulundurarak İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik “umut hakkı” tartışmaları ve Bahçeli’nin TBMM’de DEM Parti Grup toplantısında yaptığı açıklamalar, Kürt sorununda çözüm ve PKK’nın silah bırakması konusundaki çağrılarla birlikte gündemin en sıcak konularından biri haline geldi.

Bu sürecin yereldeki yansımaları da dikkat çekici. Son üç ayda kent merkezinde faaliyet gösteren siyasi partilerin il başkanları, ayda bir kez bir araya gelerek kentin temel sorunlarını tartışmak ve çözüm arayışlarında bulunmak amacıyla diplomasi trafiği yürütüyorlar. İlk toplantı, AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın ev sahipliğinde gerçekleşirken, geçtiğimiz hafta CHP İl Başkanı Devrim Dural’ın çağrısıyla devam etti. Toplantıya ilişkin kamuoyuna açıklanan bilgi notu gazetemizde yer aldı.

Bu iki toplantıya İYİ Parti Zonguldak İl Başkanlığı adına Başkan Yardımcısı Yiğit İsmet Arıcı katıldı. Ancak geçtiğimiz günlerde basın mensupları, İYİ Parti İl Başkanı Yavuz Erkmen’e bu toplantılara neden bizzat katılmadığını sordu. Erkmen’in yanıtı, kentte CHP ve İYİ Parti arasında yeni bir polemiğe neden oldu. Erkmen, “İl başkanı arkadaşlarımın hepsi kişisel olarak dostluk kurduğum, saygı duyduğum insanlardır. Ancak ben siyasi samimiyet görmediğimden (kişilerin şahsi samimiyetini kastetmiyorum) katılmanın bir fayda sağlamayacağı düşüncesiyle bu toplantılara katılmadım.” dedi. Ayrıca, “İnsanlar ekonomik anlamda büyük zorluklar içindeyken, açken, çocuklarının ve torunlarının yüzüne bakamazken bizim orada yemek yiyip birlik görüntüsü vermemiz ne kadar inandırıcı olur? Önce kendimizin inanması gerekmez mi?” diyerek eleştirilerini sürdürdü.

Bu açıklamanın hemen ardından CHP İl Başkanı Devrim Dural, hızlı bir yanıt verdi. Dural, toplantının çok verimli ve nitelikli geçtiğini vurguladıktan sonra şunları söyledi: “Ben, Sayın Yavuz Erkmen ile il başkanları toplantısından bir gün önce görüştüm. Kendisi, Zonguldak’ta olduğunu ve toplantıya katılacağını bizlere iletti. Dolayısıyla bizim de beklentimiz bu yöndeydi. Ancak daha sonra, tüm kamuoyunun bildiği üzere, kendisinin yaptığı açıklamalar var. Bunun takdirini kamuoyuna, İYİ Partililere ve Sayın Erkmen’in kendisine bırakıyorum.”

Bu polemiğin ilerleyen günlerde nasıl bir seyir izleyeceğini göreceğiz.

Bu köşede daha önce de belirttiğim gibi, özellikle merkez partilerin bir araya gelerek kent bütünlüğü ve kentin temel sorunlarının çözümü için ortak çalışmalar yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak burada eksik bir nokta var: CHP’nin, emek bloğuyla, toplumsal muhalefeti temsil eden sol ve sosyalist partilerle, emek ve demokrasi güçleriyle de yan yana gelmesi gerekiyor. Bu şekilde, iktidarın politikalarına karşı daha güçlü bir etki yaratılabilir.

Çaycuma’da Emek Cephesi Güçleniyor:

Sendikal Birlik Mümkün mü?

Metal işkolunda en güçlü sendikalardan biri olan Türk Metal-İş, Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren GERSAN ve ELCAB fabrikalarının işçileriyle birlikte geçtiğimiz pazar günü bir dayanışma yemeği düzenledi. “Susma” adına ben de bu etkinliğe katıldım. Türk Metal Çaycuma Bölge Temsilcisi Soner Uslubaş’ın organize ettiği bu buluşmaya, Ereğli Şube Başkanı Altan Kalfa ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Yığınsal bir dayanışma yemeği olan bu etkinlik, bende geçmişte Çaycuma’da emek ve demokrasi mücadelesinin lokomotif sendikası olan Selüloz-İş’i hatırlattı.Selüloz-İş, özelleştirme sürecinin ardından sendikal mücadelede ve kadro yapısında ciddi bir gerileme yaşadı. Şube başkanlığı, profesyonellikten amatörlüğe düşerken, işçilerin sayısal gücü de azaldı. Bu durum sendikal mücadeleyi de zayıflattı. Şimdi bu boşluğu Türk Metal-İş doldurmaya ve bölgedeki emek-demokrasi mücadelesinin öncüsü olmaya hazırlanıyor.

Bu süreçte, kaptan köşkünde deneyimli sendikacı Soner Uslubaş bulunuyor. Eğer Uslubaş, yeni dönemde sendikal birliği, sendika içi demokrasiyi ve militan eylemi merkezine alan bir rota çizebilirse, Çaycuma’nın tarihsel mücadele geleneğiyle güçlü bir bağ kurarak önemli bir başarı sağlayabilir. Henüz işin başında olsa da, bu yönde umutlu olmak için sebepler var.

Sağlıcakla


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.