Silahsız, savaşsız ekonomi, sosyoloji ve psikoloji istiyoruz

Bir arkadaşımın mesajı şöyle:

“Bize lazım olan iyi bir Türkiye; Dünya.

Eski Türkiye, yeni Türkiye, Dünya tartışmalarını bir kenara bırakalım.

Parasız eğitimi, parasız sağlığı, adil yargılanmayı, liyakati, fırsat eşitliğini, gelir adaletini, barınma hakkını, yaşam hakkını talep edelim.

Dahası var:

İyi koşullarda yaşayalım, arkamızdan gelenlere iyi bir Türkiye, Dünya bırakalım.

Onlar da arkalarından gelenlere aynı koşullarda iyi bir Türkiye, Dünya bırakabilsinler.

O zaman bu memlekette herkes aynı gemideyiz der…”

10 yıl ekonomi bilimi eğitimi ve 45 yıl çalışıp emekli olan benim okuduklarımdan, öğrendiklerimden ve yaşadıklarımdan aklıma takılan ve ekonomi bilimi hakkında ve hatta sosyoloji ve psikoloji hakkında da kafama takılan bir düşünceler oldu. Bu da “sınıflı düzeni-kapitalizmi yaşatan top silah ve savaşlardır..! Neden silah ve savaşlar sosyal bilimlerde yer almamaktadır. Hatta bu sınıflı insan yaşam sisteminin insanlığa ve doğaya verdiği zararlar, savaşların doğada yarattığı yıkım ve yıpratmalar hiç konu ve sorun olarak gündeme gelmiyor, tartışılmıyor?”

Bu konuda internette dolaşırken Akademisyen Mahfi Eğilmez’in kendime yazılar başlıklı Smith ve Keynes başlıklı yazısını gördüm ve okudum.

“Adam Smith, insanla birlikte var olan ekonomik sorunu, yani kıtlık sorununu ilk kez bilimsel bir çerçeveye oturtup zamanın ideolojik, yani merkantilizm-tarımsal çerçevesiyle açıklayan bilim adamıydı. Smith’in eseri “Ulusların Zenginliği”, kapitalizmin el kitabıydı. Ekonomi o zamanlar siyasetle çok daha içli dışlı olduğu için adı da ekonomi (economics) değil siyasal ekonomiydi. Smith, John Maynard Keynes’in adlandırmasıyla klasik ekonomi okulunun kurucusu sayılır. Klasik iktisatçılar, devletin piyasalara karışmaması durumunda dengenin kendiliğinden oluşacağını, zaman içinde bozulsa bile yeniden kendiliğinden kurulacağını savunurlardı. 1890 yılında Alfred Marshal Ekonominin İlkeleri kitabıyla bilime ekonomi adını verdi.

John Maynard Keynes, Alfred Marshall’ın Cambridge’deki en parlak öğrencisiydi. Kapitalizmin içine düştüğün 1929 bunalımı, Keynes’in yetiştirdiği klasik ve neoklasik çerçevenin kendiliğinden denge kolundan uzaklaşmasına ve yeni bir yaklaşımın geliştirilmesine yol açtı. Keynes klasiklerin ve neoklasiklerin iddia ettiğinin aksine piyasaların kendiliğinden dengeye gelemeyeceğini ve devletin etkin müdahalesinin gerekli olduğunu savundu.

Buraya kadar yaptığım açıklama gösteriyor ki, birbirlerinden yaklaşık 150 yıl farkla yaşamış olan Smith ve Keynes, birbirlerine taban tabana zıt görüşlere sahiptirler. Smith, devletin ekonomiye karışmaması halinde dengenin sağlanacağını düşünürken, Keynes, devletin ekonomiye karışımı olmadan dengenin sağlanamayacağını söylüyordu. Dolayısıyla bir insanın bu iki bilim adamının görüşünün birlikte kabulü bilimsel olarak imkânsız görünüyor.

Ekonomi eğitimi alanlar, bu bilim adamlarının görüşlerini, önermelerini ekonomik düşünce tarihinin bir parçası olarak okurlar. Bunu okumalarındaki amaç kapitalizmin gelişiminde nasıl çözümler arandığını anlamalarını sağlamaktır. Çünkü tarih çalışmanın doğru yöntemi bir dönemi incelerken o dönemin koşullarını ve düşünce tarzını kavrayarak incelemektir. Bir başka deyişle bugünkü koşullar ve düşünce biçimiyle sanayi devriminde olup-bitenleri analiz etmek insanı yanlış yerlere götürür.

Smith’i, Ricardo’yu, Marx’ı anlamadan sanayi devrimini anlayamayacağımız gibi, Keynes’i anlamadan iki dünya savaşı arasında kapitalizmin gelişimini, sorunları da anlayamayız. Dolayısıyla iktisatçı Smith’i, Keynes’i çalışırken bu gözle çalışır.

Bu değerlendirmelerde bir çelişki yok! Adam Smith ileri görüşlü bir insan olarak İngiltere’de 18.yüzyıl koşullarında savaşın, ekonominin hiç karmaşık ve teknolojik olmayan koşullarında insanların ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerinin sağlıklı ve kaliteli olması için önerilerde bulunmuştur. Bu durum tamamen dürüst, saygıya dayanan koşulları içermekte; hileyi, hurdayı, dolandırıcılığı ve şiddeti içermemektedir. Önerdiği koşullar bir ulusu ve hatta gerekirse tüm insanlığı kapsamaktadır. Düşündüğü ve önerdiği koşullar bir ulus içinde ve tüm dünyada uygulanabilseydi insanlık bugünkü doğa bilimsel ve sosyal bilimsel olarak çok üst seviyelerde olacaktı. Çünkü her insan bir âlimdir, bilgi ve görgü birikimleri milyarlarca farklılık ve zenginlik taşımaktadır. Bunu 1945 yılından sonra savaşın ve şiddetin çok az olduğu 1975 yılına kadar ispatlamıştır. Çok güzel bir evreye girmiştir.

Aksi takdirde neler olmuştur? 18 ve 19.yüzyıllarda küçük ölçekli savaşlar yaşayan insanlık, sürekli savaşlarla yaşadığı için bunun bedelini bin yıllardır ödemekte; insan, ekonomi ve çevre kayıplarına uğramaktadır. Ve bu kayıpların en büyüklerini Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında ödemiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nda 10 milyon insan kaybına uğramış ve bina, diğer imar varlıklarıyla diğer varlıklarının altıda dördünü kaybetmiştir.

Bu savaştan 10 yıl sonra ise 1929 Dünya Ekonomik Krizi doğmuştur. Eğer bu büyük savaş olmasaydı bu büyük kriz olmayacaktı!

Sonra ne oldu? Bu büyük savaştan 20 yıl sonra İkinci Dünya Savaşı oldu ve bu savaşta 65 milyondan fazla insan kaybı oldu insanlığın. Diğer yandan 1975 yılına kadar Emperyalist Batı ancak toparlanabildi ABD’nin büyük desteğiyle. Çünkü ABD hem silah satmış hem de diğer alanlarda büyük zenginlik kazanmıştı. 

Onun için John Maynard Keynes savaşan ülkelerin ekonomilerinin toparlanabilmesi için devletlerin ekonomiye müdahale ederek ve destekleyerek düzelmesini istemiştir. Yani savaşlar olmasaydı devletin ekonomiye desteği istenmeyecekti.

Yani devletler asla savaşlara girmesinler ve insanlığa ve doğaya zarar vermesinler. Kapitalistlerin varlıklarını çoğaltmak için yapılan savaşlara tüm insanlık karşı çıkmalıdır. Ki, tüm diğer savaşlar gibi Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı kışkırtan zenginlerdir! Onun için Adam Smith iyi anlaşılmalı.

Bugün Donald Trump ve Batı Avrupa neden ağlıyor acaba? 20.yüzyılın son savaşları ve 21.yüzyılın savaşları olmasaydı bu ekonomik krizleri yaşamazdık. Sorumlusu da onlardır…!

Tüm insanlık kardeştir. Dünya evrenbilimin okuludur, bizler de öğrencisi…!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.