Kopenhag Kriterleri’ni vurgulayan rapor, AP Genel Kurulu’nda yapılan oylamada 367 kabul, 74 ret ve 188 çekimser oyla kabul edildi.

AP, 7 Mayıs 2025 tarihinde 2023 ve 2024 Avrupa Komisyonu Türkiye Raporlarına ilişkin AP raporunu oyladı. İlgili raporun taslağı 29 Ocak 2025 tarihinde AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor tarafından sunulmuştu. Rapora ilişkin 6 Mayıs 2025 tarihinde AP’de gerçekleşen oturumun ertesi günü gerçekleşen oylamada rapor, 367 kabul, 74 ret ve 188 çekimser oyla kabul edildi. Kabul edilen raporda, Kopenhag Kriterleri’ne vurgu yapılırken, jeopolitik ve stratejik gereksinimlerin AB üyeliğine kestirme bir yol inşa edemeyeceği ifade ediliyor.

Kopenhag Kriterleri Vurgusu

Altı alt başlık ve toplamda 62 maddeden oluşan raporun “AB’ye katılıma bağlılık” isimli ilk alt başlığında Türk sivil toplumunun AB’ye üyelik yolundaki isteği ve son zamanlarda Türk hükümetince AB üyeliğinin stratejik bir hedef olarak sunulmasının memnuniyetle karşılandığı ifade ediliyor. Bununla birlikte rapor, demokratik standartlarda kötüye gidişe dikkat çekerek AB üyeliğinin Kopenhag Kriterleri’nin karşılanmasıyla mümkün olacağının ve bu şartın müzakere edilemeyeceğinin altını çiziyor.

Türkiye’nin jeopolitik önemine, NATO müttefikliğine, AB için stratejik bir ortak olduğuna yapılan vurgunun ardından bu alanlardaki iş birliklerinin, Türkiye’nin AB üyeliği yolunda atacağı adımlarla elde edilecek “gerçek ilerleme”yi ikame edemeyeceği raporda ifade ediliyor. Mevcut durumun AB Konseyi ve Avrupa Komisyonunu, Türkiye-AB ilişkilerinin ortaklık boyutunu öncelemeye ittiğinin altı çiziliyor.

Yargı reformu konusunda atılan adımlara rağmen yargı bağımsızlığı konusunda sorunların sürdüğü, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasındaki problemlerin devam ettiği AP raporunda kendine yer bulurken, AB’nin bu gibi gelişmelere tek ve kuvvetli bir cevap vermekteki yetersizliği eleştiriliyor.

Dış Politikada Uyum

“Bölgesel iş birliği ve iyi komşuluk ilişkileri” alt başlık, Türkiye’nin göç konusunda AB ile yaptığı iş birliğine ve göç dalgalarının yönetimindeki önemine değinirken 2016 tarihli Türkiye-AB mutabakatı ve Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın, GKRY dâhil olmak üzere, tüm AB Üye Devletlerine yönelik olarak eksiksiz uygulanması çağrısında bulunuyor.

Doğu Akdeniz’de düşen tansiyon ve bölgedeki olumlu atmosfer memnuniyetle karşılanırken, AP raporunda -Türkiye’nin taraf olmadığı- Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne atıflar yapılarak GKRY ve Yunanistan’ın egemenlik alanlarının ihlal edildiği iddia ediliyor. Kıbrıs sorununa yönelik olarak müzakerelere dönülmesi çağrısı yapılırken, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon temelinde şekillenecek bir çözümün AP raporunda önerildiği görülüyor. Katma Protokol’ün GKRY dâhil olmak üzere tüm AB Üye Devletleri için uygulanması çağrısı da raporda yer alıyor.

Türkiye’nin AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’na (ODGP) uyumunun %5’e gerilediği raporda bildirilirken, mevcut uluslararası konjonktür bağlamında küresel güvenliğe ilişkin meselelerde Türkiye-AB iş birliğinin geliştirilmesinin önemine değiniliyor. Türkiye’nin BRICS+ gibi organizasyonlarla geliştirdiği ilişkilerin AB üyelik süreciyle bağdaşmadığı raporda ifade ediliyor.

Türkiye-AB İlişkilerinin Geleceği

Dondurulmuş üyelik müzakerelerinin ötesinde, Türkiye ile karşılıklı fayda temelinde yeşil dönüşümden Gümrük Birliği’nin güncellenmesine dek pek çok farklı politika alanında ilerlemeler sağlanabileceği ancak düşük ODGP uyumu ve demokratik gerilemenin bu adımların atılmasına yardımcı olmadığına işaret ediliyor. Vize serbestisi sürecinin olumlu sonuçlandırılmasında ise kalan altı kriterin tamamlanmasının gerekliliği üstünde duruluyor.

Raporun son kısmında, mevcut koşullar altında üyelik müzakerelerinin devam edemeyeceği, üyelik yolunun Kopenhag Kriterleri’nden ve tüm AB Üye Devletleriyle normalleşmeden geçtiği dile getiriliyor. AB’nin Türk toplumunun çoğunluğundaki Avrupa yanlısı tutumu gördüğü, daha dinamik ve stratejik ortaklık temelli bir ilişki için çalışılmaya devam edilmesi gerektiği, bununla birlikte üyelik müzakerelerine dönüşün ülkede gelişmiş bir demokratik sistemin işlemesiyle mümkün olacağı vurgulanarak rapor sona eriyor.

Tunç İbrahim Ceylan, İKV Uzman Yardımcısı


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.