Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kayıt dışı parayla mücadele ettiğini söylüyor. Son icraatı, OSB’lere ve  meyve-sebze hallerinin giriş-çıkılarına müfettişler yerleştirmek.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ise Şimşek’in açıklamalarına sosyal medya hesabından tepki göstererek “vergi denetimlerine karşı değiliz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi destekliyoruz.  Vergi sistemi adil ve şeffaf olmalı. Girişimcinin çalışma şevkini kırmamalı. Her üretici işletmenin, her fabrikanın kapısına vergi memuru koyarak, polisiye tedbirler alarak vergi geliri artırılmaz. Hakkaniyet sağlanmalı, dedi.

Bunun için önce her yıl için “Servet Beyannamesi” en uygun ve verimli yoldur. 1980 yılına kadar Gelir Vergisi Beyannamesi verenler servet beyannamesi de verirler böylece “otokontrol” sağlanırdı.

Vergisi verilmeyen kazanç insanın sırtında ağır bir yüktür; çoğaldıkça taşınamaz hale gelir, insanı hasta eder ruhen ve zihnen.

Bilerek ve isteyerek çalışanlarının haklarını vermeyenlerin, vergilerini tam ve zamanında ödemeyenlerin vay haline… Hiç mutlu olmuşlar mı?

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Jale Özgentürk’ün İflas rüzgârı sertleşti başlıklı yazısından:

“Türkiye derinleşen ekonomik krizde ciddi bir yol ayırımında. Ancak bu seferki yol çoğu için çıkmaz sokak gibi: Yüksek faiz, sıkı para politikası, kredi musluklarının kapanması.

Geçtiğimiz ay, Konya’da kurulu 35 yıllık makine imalatçısı şirket kapılarını kapattı. Nedeni basit ama acı: Kredi yok, maliyet yüksek, talep daraldı. 

Tekstil de(ayakkabı da) aynı durumda. Sektörün başkanları her gün uyarıyor. AVM’lerde dükkânlar bir bir kapanıyor.

Zincir restoranlar şube kapatıyor. Çünkü yüksek kredi faizleri bir yanda, azalan tüketici alım gücü diğer yanda. Talep daralması sert ve sürekli.

Nisan ayında 444 şirket konkordato talebinde bulundu. Geçen yıl aynı ayda bu sayı 244’tü. Yani tam iki katı. Ocak-Nisan döneminde toplam başvuru sayısı 1.727. Piyasadaki nakit sıkıntısı devam ederse konkordato sürecine giren firmaların büyük kısmı kaçınılmaz olarak iflasa sürüklenecek.”

Sonuç olarak işletmeler kapanırken işverenler ve işçiler işsiz kalacak, kalıyor. Neden bu ekonomik kriz yaşanıyor. Devlete yakın bazı şirketlerin vergileri silinerek bu yıl 3 trilyon lira vergi tahsil edilmiyor. Buna karşılık ilk 3 ayda bütçe 700 milyar lira açık veriyor. Eğer 3 trilyon vergi silinmeseydi bu yıl bütçe açığı sıfıra inecekti….Çalışan asgari ücretliler ve emekliler aç geziyor… Neden?

Devlet vergisi silinen şirketleri ve silinme nedenlerini açıklamalı.     

Xxxxxxxxxxxxxxx

6 Mayıs 2025 Çarşamba günü Deniz Gezmiş’lerin idam edilmesinin 53. Yıl dönümüydü. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri ve yurttaşlar, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını Karşıyaka da andı.

“CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, Deniz Gezmişlerin bu 53. yıl anmasına katıldı ve şunları söyledi: “Biz Deniz Gezmişlerin durduğu yerde durmaya devam ediyoruz” onların idamlarına el kaldıranların torunları bugün utanç içinde. O günkü kararı taşıyan kimse kalmadı. Ama bugün burada Deniz Gezmiş’in arkadaşları, ailesi, dostları var” ifadelerini kullandı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarından kalan en önemli mücadelelerden kalan birinin Filistin meselesi olduğunu söyleyen Özel, CHP’lilerin yolunun Deniz Gezmişlerin yolu olduğunu vurguladı.”

Üniversiteli ve liseli gençler, 68 kuşağının devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anmak için Taksim’den Amerikan ordusuna ait 6. Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye kadar yürüdü.

1973 yılında, Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin “Ak Günlere” başlıklı seçim bildirgesinin sonunda yer alan bir cümle, yarım asır sonra hâlâ belleğimizde yankılanıyor: “Ne yoksulluk , ne baskı… ne ezen ne ezilen, hakça bir düzen.”

Deniz gezmişlerin döneminde üniversite öğrencisiydim bende..! Çok onurlu, çok aydın ve çok güzel bir insanlık dünyası yaratmaya çalışan bu kuşak cahillerin, yobazların, vatan ve halk hainlerinin kurbanları oldular. Onlardan sonra beş bin kardeşimi daha kaybettik 1980’e kadar..

Rahmetli Bülent Ecevit TRT’deki konuşmasında şöyle demişti: “Kıbrıs Çıkartmasından sonra Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar şöyle demişti: Başbakanım, bizim bir Özel Harp Dairemiz var, bunun için her ay ABD’den bir milyon dolar geliyordu. Ama Kıbrıs Çıkartmasından sonra göndermediler.” Ve başbakan bunu bilmiyormuş…!

Bülent Ecevit, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamına hayır diyen tek CHP’liydi. Ve Ecevit’in başbakanlığı bir ay Ağustos 1994’te bitti.

Ve Bülent Ecevit 1977 yılı sonunda yeniden başbakan oldu ve 1979 sonunda yine istifa ederek hükümeti çekildi.

Bu çekilmenin sebebini de şöyle anlatmıştı: “1978 yılında ABD’den bir öneri geliyor şöyle ki: Bizim U-2 uçaklarımız var ve yüksekten uçarlar, görünmezler. Biz bu uçaklarla Sovyetler Birliğini havadan gözetlemek istiyoruz. Bu uçaklar Türkiye’den kalkacaklar ve gözetlemeye gidecekler.

Ecevit şöyle yanıt veriyor: Sovyetler bizim komşumuzdur, biz bu gözetlemeye izin veremeyiz…”    

Xxxxxxxxxxxxxxxx

Türk Hukuk Kurumu Başkanı Av. Nail Gürman’ın 9 Mayıs 2025 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazısının başlığı şöyle: “Devlet hukukla yaşar”

“Türk Hukuk Kurumu’nun 32 yıl başkanlığını yapan Cumhuriyet şehidimiz Muammer Aksoy, bundan 62 yıl önce 18 Şubat 1963 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan yazısında diyor ki “…sınırsız olan bir hâkimiyet kime ait olursa olsun ve kimin tarafından kullanılırsa kullanılsın istibdat ve tahakküme(zulme) götürür. Mutlak olan her güç hürriyetin ve dolayısıyla insan mutluluğunun düşmanıdır.

….Yüzde 51’in istibdadına, demokrasi denilemez.. Evet, gerçek demokrasi, ulusun egemenliğini bile hukuk prensipleri içinde tanır. Demokrasi itidal ve denge rejimidir. Mutlak olma ve demokrasi(hukuk devleti) birbirleriyle bağdaşmayan kavramlardır… Birine haksızlık yapılabiliyorsa herkese karşı haksızlık yapılabilecek demektir.

Hukuk devletinin bütün ilkelerine tam saygı gösterilmeyen ülkede insanlar vatandaşlık payesine ulaşmış sayılmazlar; onlar köle de değillerse ancak ancak tebaa sayılabilirler. 

Bugün Türkiye’mizde rejim bakımından çözülmesi gereken en önemli sorunun hukuk devleti ilkelerini korumak olduğu kanısındayız.”

Hukuk yetmez, adalet de istiyoruz. Çünkü adaletsiz hukuk olmaz!

Xxxxxxxxxxxxxxx

Prof. Dr. Esergül Balcı-Eğitim Politikası Uzmanı

Eğitim politikamızın yönü

“İnsan aklının sınırlarını zorlamadıkça, hiçbir şeye ulaşamaz.” Albert Eintein.

Eğitim, bir toplumun geleceğini belirleyen en temel unsurdur. Bu daha anne karnında iken başlar…”

 Ve ömür boyu devam eder.

1950’den bu yana idamlarla veya vurularak kaybettiğimiz tüm insanlarımızın kayıp nedenlerini, kimlerin istediğini sorgulamamız ve öğrenmemiz gerekmektedir. Aksi takdirde asla mutlu olamayız, bizlerden sonraki nesiller de mutlu olamazlar. Askeri darbeler dahil…   Mesela Ecevit neden 3 kez iktidardan düştü? Tüm bu kötülüklere sağır ve kör gözlerle bakamayız.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.