O kadar çok sorunu var ki toplumumuzun, hiçbirine çözüm bulunmuyor ve sadece bulunuyormuş gibi yapılıyor.. Hiçbir alanda iyiye gitmiyoruz! Neden iyiye gitmiyoruz? Bu soruyu devlete ve devleti yöneten bütün kurullara sormak gerekir.
Sorunlarımızı sıralayalım aklımıza geldikçe:
- Gençlere iş:
İŞKUR’ca yayınlanan Nisan bültenine göre yılın ilk üç ayında işsizlik ödeneği için başvuran emekçi sayısı, geçen yıla kıyasla yüzde 11.6 artarak 454 bin 826 kişi olmuş. Ancak ödeneği hak etmeyle ilgili ağır koşullar nedeniyle bu kişilerden 194 bin 728’i destek alabilmiş. Başvuruda bulunanların yaş dağılımına bakıldığında ilk sırada yüzde 21.8 payla 25-29 yaştakiler var. Bunu yüzde 18.6 payla 30-34, yüzde 16.4 payla 35-39, yüzde 14.9 payla 40-44 yaş izliyor. Demek ki toplam başvuruların yüzde 52.6’sını 20-34 yaş grubu genç işsizler oluşturuyor.
- Asgari ücret neden açlık sınırının altında?
Bu yıla kadar ben hiç bu kadar düşük asgari ücret miktarının dayatıldığını görmedim. Neden çalışanlar doğal ve insani ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz hale getiriliyor? Buna ne devletin ne de işveren kesiminin hakkı var! Bu dayatmada devletin ne kârı ve kazancı var? Asgari ücretten vergi almamak işçiye ve işverene ne kazandırıyor? İşverenler işçilerini bu miktar ücretlerle istedikleri verimliliği alabiliyorlar mı? Çalışanlar işe giderken mutlu şekilde işyerine girebiliyorlar mı? İşletmeler neden iflasta sıraya girdi? Çünkü ücretler düşük olduğu oranda satın alma da düşüyor…yani ekmeden biçilmiyor.
Toplumsal gelir dağılımı bozukluğunun, toplumun sağlığını, hukukla olan ilişkilerde sorunlarını(adli sorunlar yaratarak) ne kadar etkilediğini, eğitimsel gelişmesini desteklenmediğini aksine kösteklediğini görmekteyiz? Yani devlet toplumun her alanda geriye gitmesinden çok mu memnun oluyor? Yani bu bağlamda birinci derecede sorumlu devlettir..
- Neden ithalat destekleniyor, ihracat köstekleniyor?
Dolar kuru 1.1.2024 29.44 TL, 31.12.2024 35.22TL, 30.04.2025 38.77 TL.
Enflasyon oranları : 2024 yılı yüzde 44.38, 2025 yılı ilk dört aylık: yüzde 13.36
Bu enflasyon oranlarına göre dolar kuru ne olmalıydı? 2024 yılı sonu: 29.44×1,4438=42.50TL. 30.4.2025 42.50X1,1336=48.18 TL. olmalıydı.
Demek ki 30.04.2025 tarihinde dolar kuru TÜİK enflasyon değerlerine göre bile kur en az 10 lira eksik olmuş görünüyor.
Devletin- T.C. Merkez Bankasının ekonomi yönetiminde büyük bir hastalık var ve bu durum ekonominin ve dolayısıyla tüm halkımızın ekonomik, sağlık ve sosyal alanda çökmesine neden oluyor.
Soğan üreticileri bile eyleme başladılar; tüm üreticiler haklarını alamıyorlar, isyan ediyorlar.
Muhalefet partileri bunun hesabını sormalıdır.
- 1948 yılında kapanan “İstiklal Mahkemeleri” 75 yıldır halkımızın ve ülkemizin başına gelen olumsuzlukları sorgulamak üzere yeniden kurulsun ve “özgürlük ve bağımsızlığımızı” sorgulasın.
- İşsizlik oranları:
TÜİK verilerine göre Ocak-Mart dönemi sonunda işgücüne dâhil olmayanların sayısı 31 milyon 283 bin kişiye yükseldi. Bu nüfus Ekim-Aralık 2024 döneminde ise 30 milyon 387 bin kişiydi. Bu nüfus içinde umudu olmayanlar 2024 yılı sonunda 2 milyon 73 bin kişi iken 31 Mart 2025 tarihi itibariyle 2 milyon 779 bin kişiye yükseldi.
İşsizliğe çözüm önerimi daha önceki yazılarımda belirtmiştim ve haftalık çalışma saatlerini 45’ten 35’e düşürülmesini istemiştim. Çünkü toplumun nüfusu artıyor ve buna mukabil teknolojik gelişmenin de zirve yapması, “yapay zeka” olgusunun emeğe ihtiyacı baskı altına almasıyla insanoğlunu iş hayatından dışlamada tehdit eder hale gelmiştir. Avrupa 10 yıldır bu dönüşümü hayata geçirmiştir.
- Enflasyon neden düşmüyor?
Çünkü devlet enflasyonu düşürmüyor aksine enflasyon üretiyor. Bunun da yolu zenginlerin vergilerini silmekten ve bütçe açıklarını kapatmakta, yoksul halkın sırtına gider-tüketim vergilerini yükleyerek yüzde 65 pay sağlamakla ulaşıyor. Yetmiyor, sildiği miktar kadar enflasyona neden oluyor.
Bunun için ne yapmak lazım? Devletlerin para basma-enflasyon yaratma yetkisini sınırlamak lazım. Yoksa hükümetler derhal görevden alınmalıdır.
Diğer önerim ise servet vergisi gelmelidir. Çünkü burjuva devletleri burjuvalar-zenginler için vardır; onların mallarının koruyucusudurlar. Devlete bekçiliğinin bedelini ödemelidirler.
Xxxxxxxxxxxxxxxxx
Ülkemizin 40 yıldır PKK travmasının sonuna gelmiş gibiyiz. Dilerim akıllı ve barış dolu düşünceleri ifade eden bir sözleşme imzalanarak bitirilir. Bu travmanın bedelini çok yönlü ödedik; ödettiler emperyalist devletler bize..!
Bu düşüncelerle aklıma şu düşünceler ve fikirler geldi, şöyle ki:
- İnsanlığın var oluşu hakkında bundan 25 yıl kadar önce bir gece yarısı uyuyamadığım için televizyon izlemek üzere kalktım ve insanlığın doğuşunu temsil eden bir belgesel izlemeye başladım. Ve şunları gördüm:
İnsanlık Habeşistan’da var oluyordu ve buradan dünyaya yayılıyordu. Önce Afrika’nın tamamına, sonra Ortadoğu’ya, Avrupa’ya, Asya’ya, Sibirya’dan-Alaska’dan Amerika’ya ve Okyanusya’ya yerleşiyordu. Demek ki insanlık bir kardeşlik varlığıydı. Ve ırk ayırımları yaşadıkları doğal bölgelere göre oluşuyordu; Afrika’dakiler kara renkli, orta bölgedekiler beyaz tenli ve kuzeydekiler sarı saçlı olmuşlardı.
- Dilleri ise 100 yıl önceye kadar 8 bin 500’e kadar çıkmış ve bu dönemde 5 bin civarına inmişti.
Peki, bu dil sayısı 1’e inseydi ve tüm insanlık çok kolay şekilde konuşabilse ve anlaşabilseydi, çok çok iyi olmaz mıydı? Acaba tek dil olsaydı insanlık medeniyet alanında, bilim alanında çok yüksek seviyeye çıkarak “evrenbilimin” yüzde 2’si yerine yüzde 50’sine ulaşabilir miydi? Belki ulaşabilirdik ve sorun dil yapımızın çok çok engel olmasındandır.
Şapkamızı çıkaralım, önümüze koyalım…

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
