Cumhuriyet 24.05.2025
Zehir soluyan Zonguldak Meclis’te
Zonguldak’taki hava kirliliği Meclis gündemine taşındı. Sorunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığına soran CHP Milletvekili Eylem Ertuğrul, “Zonguldak hava alarmı veriyor, ancak bakanlığın bu konuda hiçbir müdahalesi yok. Sanayi kârı uğruna ciğerlerimizden oluyoruz,” diye konuştu.
Evet, Bölgemiz Akçakoca’dan başlayarak Bartın’a kadarki bölgede sürekli karbon gazı soluyor ve sürekli kanser hastalıkları artıyor. Bunun için öncelikle kömürle çalışan santrallar kaldırılmalı veya karbon gazı salınımı yok seviyesine indirilmelidir. Diğer bir sorun ise bu santral bacalarındaki filtrelerin çalıştırılmamasıdır. Bu santrallar ve Erdemir’in baca kontrolü valilik, kaymakamlıklar, belediyeler tarafından sürekli denetlenmelidir. Bu karbon salan kuruluşlar dokunulmaz değildir!..
Diğer büyük sorun belediyelerdeki travmalar, belediyelere ve halkımıza büyük şoklar yaşatıyor. Hukukun gerektirdiği aşamalar yaşanmadan başkanlar ve diğer çalışanlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorlar. Bu uygulamalar sadece DEM Parti ve CHP’nin çalışanlarına yapılıyor ve sadece bir-altı yıllık çalışma dönemi göz önüne alınarak yapılıyor. Bu resmen bir bölücülük göstergesi gibi algılanıyor, kabul ediliyor. Böyle bir duygu ve düşünce çok tehlikelidir; toplumsal birliği uçuruma atar! Aynı davranış ve uygulama tarzını CHP iktidarı yapsaydı AKP ve MHP ne düşünürdü, ne yapardı?
– Cumhuriyet 24.05.2025
“Pera Müzesi’nde düzenlenen “Geleceğin Eğitimi 2025 Zirvesi”, iş insanları, akademisyenler, teknoloji liderleri ve eğitimciler bir araya getirdi.
Eğitimin geleceği nasıl olmalı? Cumhuriyet’in zirvesinde dijital çağda yeni modeller tartışıldı.
Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu: uygulanmış(iş ve eğitim) özelliğiyle Cumhuriyetin “Köy Enstitüsü” modelinin geleceğin inşasında faydalanılacak bir model olduğunu söyledi. Prof. Dr. Necdet Neydim, “Çocuğun eşitliği, çocuğun gerçekliği, çocuğun öznelliği ve cinsiyet eşitliği. Bu dört kavram o eğitim sisteminin gelişmesinde çok önemlidir. Bu noktada yapay zekânın bu ihtiyacı karşılayabileceğini, ancak bunun için yapay zekânın doğru eğitilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Akademisyen Prof. Dr. Haluk Gürgen: En büyük risk insanın kendi düşünme kapasitesini unutarak onu araçlara teslim etmesidir. Bunu çok önemli buluyorum. Yapay zekâ bizi düşündürebilir ama bizim yerimize düşünemez. Gerçeklik yalnızca görünür değil, sorgulama, sorumluluk ve anlama ile kurulur.
Yapay zekâ uzmanı/Cumhuriyet Gazetesi teknoloji yazarı Mutlu doğuş yıldırım: Şu an yapay zekânın gelişimi noktasında büyülü bir dönemdeyiz. Soru sorduğumuz ve cevap aldığımız sohbet dönemi başladı. Bu süreçte bilgiye olan erişim de enerjiye erişim de demokratik hale geldi. Yapay zekânın kimyayı, matematiği, biyolojiyi ve aklımıza gelen her türlü bilim dalını son gelişim evresi olarak bilen bir model olarak hayatımızda daha ileri evrede olacağını düşünüyorum.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Prof. Dr. Örsan K.Öymen: Gelir dağılımında korkunç bir dengesizlik var. Kapitalist paradigma ya da neoliberal ekonomik modeli, adına ne dersek diyelim…Yapay zekânın bu sistem içerisindeki işlerini de sorgulamamız lâzım. Yapay zekâ kapitalizme hizmet eden bir araç olarak mı karşımızda konuyor, yoksa gerçekten insanlığın ilerlemesi için mi bu teknoloji geliştiriliyor? Bunun mutlaka sorulması gerekiyor.
TÜSİAD Genel Başkanı Orhan Turan: Türkiye’nin en büyük avantajı genç nüfusu olduğuna değinen Turan, potansiyeli ortaya çıkaracak en önemli alanın eğitim olduğunu söyledi. Yapay zekânın yalnızca ezber bozan bir teknolojik gelişme değil, birçok alanı yeniden tanımlayan küresel rekabetin dinamiklerini dönüştüren söyleyen Turan, ”Yapay zekâ sadece bir öncelik değil, stratejik bir öncelik ve yeni bir düşünce biçimi. Bu nedenle bugünden başlayarak insan kaynağımıza ve gelecek nesillere yeni beceriler ve yeni düşünce biçimini kazandırmamız gerekiyor” uyarısını yaptı.
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı: İnternetten sonra geçmişten gelen alışkanlıklarla, yapılarla işleyen yapıların birçoğunun tamamen değiştiğini belirten Faruk Eczacıbaşı, bu yüzden öncelikle kafa yapısının tamamen değişmesi gerektiğini söyledi. Bunun için ana gerekliliklerin başında esnek olmanın geldiğini söyleyen Eczacıbaşı, bunun gençler için daha kolay olduğunu, öte yandan ise dünyanın yaş ortalaması 30 iken, politik liderlerin 63, dünyadaki parlamenterlerin yaş ortalamasının 52 olduğunun altını çizdi.
Yapay Zekâ ve teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu: Şu anda birçok hızlı giden tren var ve bizim bu treni kaçırma lüksümüz yok. Bunu öğrenmek, bu işin içerisinde olmak zorundayız.”
Benim de önümüze konan “yapay zekâ” bilişim teknolojisi konusunda kafama takılanlar var, şöyle ki:
Yapay zekâ- robot teknolojileri hangi alanlarda nasıl kullanılacak? Kullanıldıklarında bu alanlarda çalışanlar ne yapacaklar, iş bulabilecekler mi? Yapay zekâ- robotlar silahlı güç olarak kullanılacaklar mı? Kötü niyetliler tarafından kötü niyet alanlarında kullanılacaklar mı? İnsanlığın bilimsel gelişmesinde destek olacaklar mı, yoksa danışman olarak mı kullanılacaklar? Emperyalizme hizmet için mi olacaklar yoksa barışın, sosyal ve bilimsel yaşamın gelişmesine hizmet için mi var olacaklar?
Bu günlerdeki ABD’nin, Avrupa’nın ve dolayısıyla dünyanın yaşadığı bunalım ve gerginlikleri gözlüyoruz. Bu şartlarda yapay zekâyı nereye koyacağız? Bütün dünyada barış, dostluk, kardeşlik var olmadığında yapay zekâ-robotların kötü niyetle kullanılması ihtimali çok yüksek! Kahrolsun kapitalizm!
Son olarak şunu söyleyebilirim: Dünya insanlık evren bilimin okuludur, insanlar da öğrencileri; öyleyse hoş geldin “yapay zekâ ve robotlar.” Dünyada sosyalizm varsa ve egemense hoş geldin “yapay zekâ ve robotlar.”
Yapay zekâ ve robotlar konusu anayasaya girecek mi? Gerek var mı?

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
