Türkiye’de ekonomik göstergeler artık hayatın gerçeğini değil, siyasal iktidarın ihtiyaçlarını yansıtıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bu yıl enflasyon yüzde 20 civarında olsun” yönündeki temennisi, ülkenin gerçekliğini belirleyen bir irade beyanı gibi. Bu temenninin piyasa verilerine değil, TÜİK eliyle kamuoyuna sunulan rakamlara yansıması, artık bir gelenek haline geldi.

TÜİK’in bağımsızlığını yitirdiği ve bilimsel güvenirliğinin ortadan kalktığı bir ortamda, kamu işçilerinin ücretlerini bu veriler üzerinden belirlemek, doğrudan bir hak gaspı anlamına geliyor. İşte bu yüzden Zonguldak sokakları yeniden işçi sesleriyle yankılanıyor. TTK, MTA, Yol-İş, Belediye-İş gibi örgütlü ve güçlü sendikaların grev kararları, yalnızca ekmek kavgası değil, aynı zamanda bir onur direnişidir.
Kamu emekçileri için devam eden toplu iş sözleşmeleri, metal iş kolundaki MESS süreci gibi kritik süreçlerde de yine TÜİK rakamları baz alınmak isteniyor. Bu rakamlar, gerçeği değil, iktidarın “nasıl yönetmek istiyorsa” öyle şekillendirdiği algıyı yansıtıyor. Sendikal hareketin, bu aldatmacayı teşhir etmesi; “sendikal birlik, sendika içi demokrasi, militan eylem” ekseninde halkla buluşması artık ertelenemez bir sorumluluktur.
Ama bu yalnızca sendikaların omzuna yıkılacak bir yük değildir. Türkiye’de laikliği, demokrasiyi, barışı ve eşit yurttaşlığı savunan bütün kesimlerin, emek mücadelesiyle aynı rayda buluşacağı ortak bir platform yaratmak gerekiyor. Bu, bir dayanışma çağrısı değil; doğrudan varoluş mücadelesidir.
Toplumsal muhalefetin önemli merkezlerinden biri olan CHP’ye de bu süreçte tarihsel bir görev düşüyor. İktidarın “kayyum” oyunlarıyla dikkat dağıtma stratejisine takılıp kalmak yerine, halkın sofrasındaki ekmeğin küçülmesine, emeğin değersiz leştirilmesine odaklanmak gerek.
Çünkü mesele artık sadece siyaset değil; doğrudan yaşam hakkıdır. İktidar TÜİK’le rakamları, medya eliyle algıyı, kollukla sokakları kontrol edebilir. Ama emekçilerin birliği ve kararlılığı karşısında bu düzen uzun süre ayakta kalamaz. Türkiye işçisinin talebi açık: Gerçek verilerle, adil bir yaşam. Bunun dışındaki her rakam, emekçiye giydirilmiş dijital bir kelepçedir.

Fikret Zaman’a yeni görev
Zonguldak’ta farklı meslek ve kitle örgütlerinde görev yapan, dostumuz arkadaşımız Maden Mühendisi Fikret Zaman ülke çapında örgütlenme çalışmalarında önemli yer alan Bağımsız Emekliler Sendikası MYK’sına seçildi.Geçtiğimiz hafta tüm il başkanlarının bir araya geldiği toplantı sonrası konuyla ilgili olarak basına yaptığı açıklamada Fikret Zaman; “Bu grup yaklaşık 5 yıldır illerinde sendika kurma çalışmaları yürütüyor. 16 ay önce resmi kuruluş başvurusunu yaptık. Bu toplantıyla birlikte ilk kez tüm il başkanları ve MYK üyeleri bir araya geldi. Geleceğe dair kapsamlı bir görüş alışverişi gerçekleştirdik. Ben de 18 kişilik MYK içinde görev alıyorum.”diye ifade etti.Fikret Başkanıma yeni görevinde başarılar diliyorum.
Genel İlke olarak parolamız olan, “Sendikal Birlik-Sendika İçi Demokrasi-Militan Eylem”‘in emeklilerde yaşama geçmesini ve Fikret Başkanım da bu konuda çaba sarfedeceğine inanıyor kolaylıklar diliyorum.
Kağıt İşçisinden Ders niteliğinde tutum
Zonguldak bölgesinde Kağıt sektörünün en örgütlü sendikası Çaycuma’da OYKA’da örgütlü bulunan Selüloz-İş Sendikası Çaycuma Şubesi geçtiğimiz hafta seçimlerini yaşadı.
Tarihsel geçmişinde lokomotif rolü üstlenen Selüloz-İş zamanla o pozisyonunu kaybetti.Çaycuma’da işçi sınıfı mücadelesi bir anlamda da o gerilemeden payını aldı.OYKA’da işçi sayısı düştükçe, şube yönticisi sayısını da o oranda düştü. Çaycuma ilçesinde faaliyet gösteren Selüloz İş Sendi kası’nın 11. Olağan Genel Kurulu, beklenmedik bir sonuçla tamamlandı. Mevcut Başkan Bayram Kabuk ile işten çıkarılan Cüneyt Gümüşok’un yarıştığı seçimlerde sandıktan sürpriz bir sonuç çıktı.Seçim sonucunda Cüneyt Gümüşok 174 oy alarak sendikanın yeni başkanı oldu. Kağıt işçisi mevcut başkanın işverenle olan ilişkilerini ve Cüneyt Gümüşok ile ilgili iddiaları boşa çıkardı.İşçiler var olan oyunu bir anlamda bozdu.Şimdi sürecin nasıl işleyeceği merak konusu.
Kağıt işçisinin işçi sınıfı mücadelesinde yer tutan “Tabanın söz ve karar yetkisi” umarız başka iş kollarına da örnek olur. Sağlıcakla
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
