Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı Kozlu Müessese Müdürlüğü’nde yaşanan son gelişme, kamuoyunda endişe yarattı. Kartiye-2 Servisi’nde karbonmonoksit gazı tespitiyle birlikte alınan önlemler, hem iş güvenliği açısından hem de kurum yönetiminin riskleri öngörme kapasitesi bakımından yeniden değerlendirilmelidir.

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, olayın “eski kapatılmış ve üretim yapılmayan bir bölgede” tespit edilen karbonmonoksit gazı nedeniyle yaşandığını belirtti. Arslanbuğa, yalnızca Kartiye-2 Servisi’nin barajlarla kapatıldığını, diğer kartiyelerde üretimin sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü’ne bağlı maden ocağında dün akşam saatlerinde, Kartiye-2 servisinde eski kapatılmış ve üretim yapılmayan bir bölgede karbonmonoksit gazı tespit edilmiş olduğundan dolayı tedbir amaçlı sadece Kartiye -2 Servisi’nin tamamı barajlarla kapatılarak üretim faaliyetleri durdurulmuştur.”

Açıklamanın “tedbir amaçlı” yapıldığı vurgulansa da, olayın teknik ayrıntıları ve sahada yaşanan gerçeklikler bu açıklamanın ötesine geçiyor. Yerel kaynaklara göre, sıcaklık artışı nedeniyle sistemlerin alarm vermesi sonucu -425 ve -560 kotları arasında bulunan Kartiye-2 Servisi acil şekilde boşaltılmış, ardından galeriye duvar örülerek kapatılmıştır. Bu klasik bir maden güvenlik uygulaması olsa da, ani bir sıcaklık artışı ve karbonmonoksit seviyesi yükselmesinin neden olduğu panik, yangın ya da grizu riskinin oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor.

En çarpıcı noktalardan biri ise, kapatılan bölgede kalan yaklaşık 30 milyon liralık ekipmanın akıbetinin belirsiz olması. Bu durum, olayın sadece güvenlik değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik kayba yol açtığını da ortaya koyuyor.

Neden Endişe Verici?

  • 1992 Kozlu Faciası’nın yaşandığı aynı sahada bu tür bir riskin yeniden belirmesi, psikolojik bir travmayı da tetikliyor.
  • Eski kapatılmış bir bölgede sızıntı tespit edilmesi, bu alanların izlenme, havalandırma ve bakım sistemlerinin yeterliliğini sorgulatıyor.
  • GMİS’in açıklamasında herhangi bir risk analizine veya öncesinde alınmış önleyici tedbire dair somut bilgi yer almıyor.
  • Olayın ardından kamuoyuna yalnızca “takip ediliyor” bilgisi verilmesi, sürecin şeffaflığına dair soru işaretleri doğuruyor.

Yönetim mi, Oyalama mı?

Bu olay, Türkiye’de kömür madenciliğinde yaygın olan “yangın çıktığında müdahale et” modelinin sürdüğünü gösteriyor. Oysa dünya genelinde madencilik artık önleyici mühendislik çözümleri ve risk senaryolarına dayalı otomasyon odaklı bir yöne evrilmiş durumda. TTK’nın bu tür teknolojik güncellemeleri ne ölçüde uyguladığı ise açıklamalarda yer almıyor.

Ayrıca, ekipmanların duvarın arkasında bırakılması, bu kararın aceleyle ve panik halinde mi alındığı sorusunu gündeme getiriyor. Eğer olay tamamen kontrol altındaysa neden bu kadar büyük bir ekonomik kayıp göze alındı?

GMİS ve TTK’ya Çağrı: Şeffaflık ve Teknik Rapor İhtiyacı

Kamuoyunun güveni, yalnızca “takip ediyoruz” açıklamalarıyla sağlanamaz. Olayla ilgili olarak:

  • Karbonmonoksit tespitine ilişkin teknik veriler,
  • Havalandırma sistemlerinin durumu,
  • Tahliye süresi ve alarm düzeyi,
  • Duvar örme kararının teknik raporu
    kamuoyuyla açıkça paylaşılmalıdır.

Sendika, Maden Mühendisleri ve TTK yetkililerinden sadece güvence değil, veri, teknik analiz ve gelecek planı beklenmektedir.

TTK Yetkililerinin cevaplaması gereken sorular?

  1. Karbonmonoksit gazı tespiti hangi sistemle ve hangi saatte yapılmıştır? Tespit edilen gaz seviyesi neydi?
  2. Olay öncesinde gaz izleme sistemlerinden herhangi bir alarm alınmış mıydı? Alarm sonrası tahliye süreci kaç dakika sürdü?
  3. Duvar örülerek kapatılan Kartiye-2 Servisi’nde kalan yaklaşık 30 milyon liralık ekipmanla ilgili bir kurtarma planınız veya geri kazanım süreci var mı?
  4. Bu olaydan sonra diğer kartiyelerde de benzer gaz birikimlerinin olup olmadığına yönelik genel bir tarama yapılmış mıdır?
  5. Maden sahasında havalandırma ve gaz izleme sistemlerinin güncelliği, son teknolojiye uygunluğu konusunda kamuoyuna sunulacak teknik bir rapor paylaşmayı düşünüyor musunuz?
  6. 1992 Kozlu faciasının yaşandığı bir sahada bu tür bir olayın yaşanması, kamuoyunda endişe yaratmaktadır. Kurum olarak bu sahadaki risk planlaması ve afet senaryosu yeniden güncellenecek mi?

Maden Mühendisleri Odası aşağıdaki sorulara yanıt vermelidir

  1. Bu tür eski ve üretim dışı bırakılmış bölgelerde, karbonmonoksit gibi gazların birikmesini önlemek için uygulanan ulusal ve uluslararası standartlar nelerdir? Kozlu’daki ocakta bu standartlara uygun bir sistem kurulmuş mudur?
  2. Tespit edilen sıcaklık artışı ve karbonmonoksit gazı için önceden risk analizleri yapılmış mıydı?
  3. Duvar örme yöntemi madencilikte yaygın bir güvenlik uygulamasıdır. Ancak bu uygulamanın ekipmanların kaybıyla sonuçlanacak kadar acil yapılması hakkında teknik değerlendirme nedir? Başka alternatif güvenlik uygulamaları mümkün değil miydi?
  4. Bu olay, Türkiye’deki diğer kömür ocaklarında da benzer risklerin olabileceğine işaret ediyor mu? Oda olarak bu konuda bir acil risk taraması öneriniz veya talebiniz var mı?
  5. Maden mühendislerinin sahada yeterince yetki ve sorumluluk alıp almadığını düşünüyor musunuz? Bu tür olaylarda mühendislik kararları ne ölçüde belirleyici oluyor?

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.