Biraz önce, tam 72 yıllık dostum ve meslektaşım Altan Öymen’in vefat etmiş olduğunu büyük acıyla öğrendim. Kendisi altı hafta önce akciğer kanserinden tedavi gördükten sonra yaklaşık 15 gün önce viral pnömoni (akciğer enfeksiyonu) nedeniyle yatırılmış olduğu Florence Nightingale Hastanesi’nde yaşama veda etmiş bulunuyor,

Benden dört yaş büyük olan Altan’la gazetecilik mesleğine 50’li yılların başlarında katılmıştık. Ben İzmir’in tek muhalif gazetesi olan Sabah Postası’nda çalışırken Altan da Ankara’da Ulus Gazetesi’nde çalışıyor, aynı zamanda benim çalıştığım gazetenin Ankara muhabirliğini yapıyordu. Ekteki resimde görüldüğü gibi, basın özgürlüğünü çiğnemeye başlayan Demokrat Parti iktidarı 1955 yılına CHP’nin mal varlığına ve Ulus Gazetesi’ne el koyduğunda polis zoruyla gözaltına aldırttığı gazetecilerden biri de Altan Öymen’di.

Beni, o dönemin birçok muhalif siyasetçisi gibi, Ulus Gazetesi’nde çalışmakta olan Bülent Ecevit ile de tanıştıran Altan olmuştu.

Altan’la gazetecilerin sendikal mücadelesinde de her daim birlikte olmuştuk… Ben İzmir Gazeteciler Sendikası yönetim kurulunda iken, Altan da Ankara Gazeteciler Sendikası’nın önde gelen yöneticilerindendi. Aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu’nda ben İzmir’i, o da Ankara’yı temsil ediyordu.

27 Mayıs darbesinden sonra yeni anayasayı hazırlamak için kurulan Temsilciler Meclisi’ne gazeteciler sendikalarını temsilen üye seçimi yapılırken ikimiz de sendikalarımız tarafından aday gösterilmiştik, ancak benim yaşım tutmadığı için adaylığım reddedilmişti, Altan Temsilciler Meclisi’ne girerek ilerideki yıllarda CHP genel başkanlığına kadar varacak olan siyasal kariyerine ilk adımını atmıştı.

1961 yılında Ankara’da yayımlanmaya başlayan Öncü Gazetesi’nde de tekrar birlikteydik, Altan’ın genel yayın yönetmeni olduğu gazetenin ben de Ege Bölgesi temsilciliğini üstlenmiştim.

Daha sonraki yıllarda ben siyasal mücadelemi 1962’den itibaren Türkiye İşçi Partisi saflarında yürütürken, Altan Öymen Cumhuriyet Halk Partisi’ni tercih edecek, 1977 ve 1995 seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girecek, 1999’da yapılan CHP 27. Olağanüstü Kurultayı’nda parti genel başkanlığına seçilecekti.

Siyasal mücadele alanlarımız farklı olmakla birlikte Altan’la hem meslektaşım, hem de yakın dostum olarak ilişkimiz benim sürgünde bulunduğum yıllarda da devam etti.

12 Mart rejimine karşı yazdığım “Türkiye, Faşizm ve Direniş” adlı kitap 1973 yılında Hollanda’da yayınlandığında ilk arayıp kutlayanlardan biri Altan Öymen olmuştu.

Üç ay kadar önce de Türkiye’den beni telefonla arayarak geçmiş yıllardaki ortak mücadelemize ilişkin bazı bilgiler talep etmiş, ileri yaşlardaki sağlık sorunlarımız üzerine de söyleşmiştik.

Tam da 47 yıl önce kaybettiğim annemin ölüm yıldönümü acısını yeniden yaşadığımız bir günde gelen Altan’ın sonsuzluğa göç ediş haberi benim için de, İnci için de ciddi bir darbe oldu.

Ailesine, ortak meslektaşlarımıza ve dostlarımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Güle güle sevgili Altan…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.