Ağustos 2025 enflasyon verileri, üç farklı kurumun açıklamalarıyla yeniden tartışma konusu oldu. ENAG ve İTO’nun açıkladığı yüksek oranlar, TÜİK’in resmi verileriyle arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne sererken, kamuoyunda TÜİK’in güvenilirliği tartışmaları yeniden gündeme geldi.
ENAG: “Yıllık Enflasyon Yüzde 65,49”
Bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Ağustos ayında enflasyonun aylık yüzde 3,23, yıllık bazda ise yüzde 65,49 olduğunu açıkladı. ENAG’ın verilerine göre, fiyat artışları temmuz ayına göre hızını biraz yavaşlatsa da, yıllık enflasyon yüksek seyrini korudu.
ENAG’ın verileri, toplumun günlük yaşamda hissettiği fiyat artışlarını daha yakından yansıttığı gerekçesiyle özellikle son yıllarda geniş kesimler tarafından yakından takip ediliyor.
İTO: İstanbul’da Yıllık Enflasyon Yüzde 26,20
İstanbul Ticaret Odası (İTO) da İstanbul’a ilişkin enflasyon verilerini paylaştı. İTO’nun ölçümlerine göre, İstanbul’da fiyatlar Ağustos’ta aylık yüzde 2,56, yıllık yüzde 26,20 arttı.
Toptan fiyat endeksine dayanan verilerde, gıda maddelerinde yüzde 4,49, madenlerde yüzde 4,30, kimyevi maddelerde yüzde 3,64’lük artış öne çıktı. İTO’nun yıllık ortalama değişim oranı ise yüzde 33,30 olarak kaydedildi.
Bu rakam, TÜİK’in açıkladığı yıllık yüzde 32,95’e görece yakın olsa da, özellikle gıda ve temel tüketim ürünlerinde hissedilen artışın daha yüksek olduğuna işaret ediyor.
TÜİK: “Yıllık Enflasyon Yüzde 32,95”
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos 2025 verilerini açıkladı. TÜİK’e göre, tüketici fiyatları aylık yüzde 2,04, yıllık yüzde 32,95 arttı.
Bu oran, ENAG’ın açıkladığı yüzde 65,49’luk yıllık artışın yarısından daha az. Resmi veriler, memur ve emekli maaş zamları ile kira artışlarının hesaplanmasında temel alınırken, kamuoyunda geniş kesimler tarafından “gerçekliği yansıtmadığı” gerekçesiyle eleştiriliyor.
Güven Tartışmaları ve Farklı Verilerin Yarattığı Etki
Üç kurumun açıkladığı veriler arasındaki uçurum, Türkiye’de enflasyon ölçümüne dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle ENAG’ın yüzde 65’i aşan yıllık enflasyonu ile TÜİK’in yüzde 32,95’lik resmi oranı arasındaki fark, vatandaşların hissettiği hayat pahalılığının neden resmi istatistiklere yansımadığı sorusunu gündeme getiriyor.
TÜİK’in güven kaybı, sadece halkın alım gücü algısını değil, aynı zamanda memur ve emekli maaşları ile kira artışlarını doğrudan etkileyen resmi hesaplamalar nedeniyle büyük önem taşıyor.
Ekonomik ve Sosyal Yansımalar
Ekonomistler, TÜİK verilerinin Merkez Bankası’nın faiz kararlarından kamu zam politikalarına kadar birçok alanda belirleyici olduğunu, ancak ENAG ve İTO’nun verilerinin piyasada hissedilen gerçek fiyat artışlarıyla daha örtüştüğünü belirtiyor.
Bu durum, hem iş dünyasında hem de vatandaş nezdinde “hangi rakamların gerçeği yansıttığı” tartışmalarını giderek daha kritik hale getiriyor. (Susma Ekonomi Servisi)

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
