Basın açıklamasına CHP, Sol Parti, EMEK Partisi, Yeşil Sol Parti il ve ilçe başkanları ile yönetici düzeyinde destek verdi.

Madenci Anıtı önünde toplanan bizler için 12 Eylül, sadece geçmişte yaşanmış bir hukuk dışılık değil; emek, özgürlük ve halk iradesine karşı sistematik bir saldırının simgesidir. Ne var ki bu karanlık miras bugün sona ermedi — AKP iktidarının kayyumlarla, hukuku hiçe sayan uygulamalarla ve demokratik dengeyi zayıflatan politikalarıyla aynı baskıcı mantığı sürdürdüğünü görüyoruz. Bu nedenle burada haykırıyoruz: halkın iradesini ne tank ne de saray kararnameleriyle susturmaya çalışana karşı mücadelemiz sürecek.
Kaymakçı, açıklamasında şunları söyledi:
“Bugün, bu topraklarda halkın iradesini, emeğini ve özgürlüğünü tank paletleri altında ezmeye çalışan, 12 Eylül darbesinin yıl dönümündeyiz. 12 Eylül; yalnızca bir tarih değil, işkencehanelerin, yasakların, sürgünlerin ve darağaçlarının simgesidir. Darbenin generalleri tarafından, ‘düzeni sağlıyoruz’ diyerek halka zulmedilmiş, milyonlarca insan fişlenmiş, on binlerce kişi işkenceden geçirilmiş, siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları kapatılmış, grevler yasaklanmış, üniversiteler susturulmuş, siyaset halkın elinden alınmıştır. Darbecilerin kurduğu düzen, emek düşmanı 24 Ocak kararlarının önünü açarak, işçi sınıfını, köylüyü, öğrenciyi, aydını susturup sermayeye hizmet eden karanlık bir dönemi başlatmıştır.
Peki bugün durum farklı mı? Hayır, bugün bu karanlığı, AKP iktidarı kendi elleriyle sürdürüyor. Seçilmiş belediye başkanları, il yönetimleri görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atanıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararları tanınmıyor, Yüksek Seçim Kurulu’nun 2 yıl önce il kurultayları hakkında verdiği karar Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yok sayılıyor. Otoriter zihniyet tarafından yaratılan kurumsal tahribatlar dikkate alınmıyor.
Bizler buradan haykırıyoruz; halkın iradesini tankla, tüfekle, baskıyla ezmeye kalkan her anlayışı reddediyoruz, lanetliyoruz. Zonguldak Demokrasi Platformu olarak ülkedeki mevcut durumun, emek ve demokrasi güçlerinin önüne birlikte mücadeleyi, kaybedilen her şeyi daha üst boyutlarda yeniden kazanmayı, emeğin ve bilimin aydınlatacağı başka bir Türkiye için mücadele görevini koyduğunu görüyoruz. Toplumsal ihtiyaçları temel alacak kamucu politikaların hakim olduğu bağımsız, demokratik, laik, sanayileşmiş, kalkınmış, tam istihdamı sağlamış, barış ve kardeşlik içinde bir Türkiye’ye ancak böylece ulaşabileceğiz diyoruz.
Yaşasın Laik Demokratik Cumhuriyet, Yaşasın Mücadelemiz.”
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
