“Oyuncak yerine moloz tutan minik eller, siren sesleriyle uyuyan bebekler… Gazze’de hayatta kalmak artık bir mucize.”

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde düzenlenen “Gazze’de Çocuk Olmak” programı, savaşın ortasında büyüyen çocukların sessiz çığlığını bir kez daha duyurdu.

Farabi Kampüsü’ndeki Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe ; Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin senato üyeleri, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Uygun, Gazze Ahli Arab Hastanesi Ameliyathane Hemşiresi İman Uygun, Memorial Dicle Hastanesinde görevli Op. Dr. Taner Kamacı, il ve ilçe protokolü, akademik ve idari personel, protokol üyeleri ,öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.



Etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından TRT arşivinden alınan “Gazze’de Çocuk Olmak” adlı kısa filmin gösterimiyle başladı. Savaşın ortasında, oyuncak yerine taş tutan çocukların görüntüleri salonda derin bir sessizlik yarattı.

“Gazze’de Hayatta Kalmak Artık Bir Mucize”

Açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Gazze’de yaşananların sadece bir savaş değil, insanlığın çöküşü olduğunu vurguladı.
“Oyuncak yerine moloz tutan minik eller, ninniler yerine siren sesleriyle uyuyan bebekler… Gazze’de hayatta kalmak artık bir mucizedir,” diyen Özölçer, savaşın en ağır bedelini çocukların ödediğini söyledi.
“Yirmi bine yakın çocuk, dünyanın gözü önünde hayatını kaybetti. Bu sadece çocukların değil, insanlığın onurunun da kaybıdır,” ifadeleriyle konuşmasına devam eden Özölçer, uluslararası toplumun sessizliğini “ahlaki bir iflas” olarak nitelendirdi.
“Sessiz kalmak, insanlığa ihanettir. Bizler mazlumun yanında olmaya, zulme karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz,” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“18 Bin Çocuk Hayatını Kaybetti”

CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul, dünya kamuoyunun tepkisine rağmen Gazze’deki zulmün sürdüğünü vurguladı.
“İki yılda 18 bin çocuk hayatını kaybetti, daha fazlası açlıkla mücadele ediyor. Dünya, bu tabloya sadece seyirci kalıyor,” diyen Ertuğrul, savaşın bir istatistik meselesine indirgenmesini eleştirdi.
“Bu tür etkinlikler, mazlumların yanında durmanın, suskunluğa direnişin önemini hatırlatıyor,” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.
Konuşmasını, “Gazze’nin çocukları sadece toprağa değil, insanlığın vicdanına gömülüyor. Bugün burada olmamız, sessizliği kırmanın en anlamlı yoludur,” sözleriyle bitirdi.

“Gazze, Dünyaya Büyük Bir Ders Veriyor”

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Uygun, Gazze’de yaşananları 80 yıldır süren bir işgalin devamı olarak nitelendirdi.
“Gazze küçük bir yer ama dünyaya büyük bir ders veriyor,” diyen Uygun, oradaki dayanışmanın ve direncin bütün insanlığa örnek olması gerektiğini söyledi.
“İsrail’in amacı çocukları hedef almak, ama Gazze’nin direncini ayakta tutan kadınlardır. O anneler, çocuklarının acısını toprağa gömüp yeniden hayata tutunuyor,” ifadelerini kullandı.
Orada görev yapan doktorların yalnızca tıbbi değil, manevi bir sınav verdiğini belirten Uygun, “Gazze’den dönen her doktor, insan olmanın anlamını yeniden öğrenir,” dedi.

“Parçalanmış Bedenleri Tanıyamıyorduk”

Gazze Ahli Arab Hastanesi ameliyathane hemşiresi İman Uygun, yaşadıklarını anlatırken salonda sessizlik hâkim oldu.
“Parçalanmış bedenleri tanıyamıyorduk, annelerin karnından çıkarılan bebekler vardı. Bazıları ailede kalan tek çocuktu,” sözleriyle yaşadığı travmayı paylaştı.
“Çocuklar eğitimden, bayramlardan, özgürlükten mahrum kaldılar. Gazze’de iki yıldır süren bu soykırım, insanlığın utanç vesikasıdır,” diyen Uygun, ağır yanık vakalarının en zorlayıcı durumlar olduğunu söyledi.
Konuşmasını, “Gazze’nin sesi olmak bizim sorumluluğumuz. Türkiye halkına ve BEÜ ailesine, bu sesi duyurduğu için minnettarım,” sözleriyle tamamladı.

“Gazze’de Çocuk Olmak Masumiyetle Mücadele Etmektir”

Memorial Dicle Hastanesi’nden Op. Dr. Taner Kamacı, sunumunda Gazze’deki çocukların hayatta kalma mücadelesini fotoğraflar eşliğinde anlattı.
“Gazze’de çocuk olmak; masumiyetle, açlıkla, ölüm korkusuyla ve belirsizlikle mücadele etmektir,” diyen Kamacı, küçük bir şekerle mutlu olmayı öğrenmiş çocukların fotoğraflarını paylaştı.
“Bu görüntüler, bir halkın yok oluşu değil; insanlığın sınavıdır,” ifadelerini kullanan Kamacı, programın toplumda farkındalık yaratma açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
“Gazze’de yaşananları görmek, duymak ve anlatmak bir vicdan borcudur,” diyerek sözlerini noktaladı.

Duygusal Anlarla Sona Erdi

Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin verilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
BEÜ tarafından düzenlenen bu özel etkinlik, Gazze’de yaşanan insanlık dramına sessiz kalmamak ve çocukların feryadını dünyaya duyurmak adına güçlü bir farkındalık oluşturdu.
O gün salondan yükselen ortak duygu, Susma Gazetesi’nin manşet cümlesine dönüştü:
“Susmak, suça ortak olmaktır.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.