Amelebirliği Hastanesi taşınıyor, GMİS’ten Amele Birliği’ne, İl Sağlık Müdürlüğü’ne kadar herkes sessiz. Kentin hafızası bir kez daha sessizlikle sınanıyor.

Zonguldak’ta bir kez daha “bina değişikliği” adı altında bir hafıza kaybının eşiğindeyiz. Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi — hepimizin bildiği adıyla Amele Birliği Hastanesi — Atatürk Devlet Hastanesi’nin Bahçelievler Mahallesi’ndeki ek binasına taşınıyor.

Bir karar, bir gerekçe ve bir sessizlik zinciri…

Bu konunun uzun süredir gündemde olduğu biliniyor. Depreme dayanıklılık testleri, yol kaymaları, binanın eskiliği gibi teknik gerekçeler sık sık dile getirildi. Ancak tartışma “yıkım” ya da “taşınma” aşamasına gelince, kentteki kurumsal refleksler yine devreye girmedi.

Ne Türk Tabipleri Birliği Zonguldak Şubesi’nden, ne sağlık emekçileri sendikalarından, ne de konunun en doğrudan muhataplarından biri olan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)’ten bugüne kadar tek bir ses çıktı.Sessizlik

Evet, GMİS’ten de…

Madencilerin sağlığı denince ilk refleksi göstermesi gereken sendikanın sessizliği, artık neredeyse alışılmış bir tabloya dönüştü. Belki de bu sessizlik, maden ocaklarının derinliklerinden değil, sendika odalarının kalın duvarlarından yankılanıyor.

Aynı sessizlik, Amele Birliği Başkanlığı ve işçi temsilcileri tarafından da paylaşılıyor.

Adı “Amele Birliği”yle özdeşleşmiş, işçilerin dayanışma tarihini bugüne taşıyan bu kurum, taşınma kararına dair kamuoyuna tek bir açıklama yapmadı.

Üstelik İl Sağlık Müdürlüğü de, süreci yürüten kurum olarak, günlerdir tartışmalar büyürken sessizliğini koruyor.

Böylece, kentin en önemli sağlık kararlarından biri sessizlik içinde, kapalı kapılar ardında şekilleniyor.

Zonguldak’ta böylesi konular genellikle önce Mimarlar Odası’nın gündemine girer. Ve öyle de oldu. Mimarlar Odası, Amele Birliği Hastanesi’nin yalnızca bir bina değil, bir emek tarihi mekânı olduğunu vurgulayan oldukça yerinde bir açıklama yaptı.

Hastanenin Cumhuriyet’in erken döneminde işçi sağlığı için kurulduğunu, sosyal devlet anlayışının öncü örneklerinden biri olduğunu hatırlattı.

“Yıkmak kolay, yaşatmak emek ister” der gibiydi açıklama.

Ne var ki, bu açıklama da karar sürecine etki etmek için artık geç kalmış bir duyarlılığın ürünü.

Siyasi cephede ise tanıdık bir tablo var.

CHP İl Başkanı Devrim Dural, “Zonguldak’ın sağlık yapısıyla oynamayın” diyerek bilimsellikten uzak, plansız bir kararın kente zarar vereceğini söyledi.

İş insanı Murat Uzun, taşınma kararını “tarihi bir hata” olarak niteledi.

Her iki açıklama da, “ben yaptım oldu” anlayışına karşı kent yararını savunan bir uyarı niteliğindeydi.

Buna karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İl Başkanı Mustafa Çağlayan, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyerek yanıt verdi. Henüz kesin bir karar olmadığını, komisyonların çalıştığını, Site Devlet Hastanesi’nin kapatılmayacağını belirtti.

Yani bir yanda “yıkılıyor” diyenler, diğer yanda “sadece taşınıyor” diyenler…

Ama ortada, halkın ve meslek örgütlerinin katılımına açık hiçbir süreç yok.

Amelebirliği Hastanesi, 1939’da maden işçilerine sağlık hizmeti vermek üzere kurulan, Cumhuriyet’in ilk sosyal güvenlik deneyimlerinden birinin mekânı.

Her tuğlasında emeğin izi, her koridorunda bir kuşağın alın teri var.

Bu yüzden mesele yalnızca bir taşınma değil; bir kültürel ve emek hafızasının yerinden sökülmesidir.

Belki bina eskidir, belki teknik olarak güçlendirmeye ihtiyaç vardır.

Ama neden her defasında “yıkım” en kolay seçenek olarak karşımıza çıkar?

Güçlendirmek, korumak, yeniden işlevlendirmek mümkünken neden hep silmeyi tercih ediyoruz?

Bugün asıl mesele, katılımcılığın yokluğu ve sessizliğin kurumsallaşmasıdır.

Kent Konseyi, sendikalar, meslek odaları, Amele Birliği, İl Sağlık Müdürlüğü…

Hepsi, Zonguldak’ın geleceğini ilgilendiren bir kararda adeta aynı sessizliğe gömülmüş durumda.

Ve böyle olunca, her şeyin yerini siyasetin bildik hesapları alıyor.

Amelebirliği Hastanesi taşınacak, belki bir süre sonra o bina da tarihten silinecek.

Ama asıl yıkım, o binayla birlikte hafızamızdan bir katmanın daha eksilmesi olacak.

Bu yüzden mesele sadece bir sağlık binasının taşınması değil; emeğin mekânının, kentin belleğinin korunması meselesidir.

Zonguldak, geçmişine sahip çıkmazsa geleceğini kim inşa edecek?

Sağlıcakla kalın


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.